Ülkenizi hiç mi sevmiyorsunuz?

İnsan mangal yakacağım diye oraya nasıl kıyar, nasıl çöplüğe çevirir aklım almıyor.

Şu anda Gelibolu yarımadasındayım. Eşsiz Saroz Körfezi’nde. Bu topraklarda, bir bölümü “nitelikli doğal koruma alanı” bir bölümü de “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak tescillenmiş bölgeler var. Kuzey Ege’yi yaşayan bilir, doğası harikadır. 

Ben ve ailem çeyrek yüzyıldır Gelibolu yarımadasından kopamadık. İstanbul’a âşık olduğum halde her fırsatta kaçıp buraya gelmek, burada nefes almak, toprakla, denizle temas etmek bana şifalandığımı hissettirir. 

Çevreyi gezip, Çanakkale Savaşı’nın tarihî kalıntılarına bakıp, o günleri gözümde canlandırmaya çalışırım, “Çanakkale geçilmez” cümlesi zihnimde yankılanır, tüylerim diken diken olur.

Saroz Körfezi’ni sosyal medya hesaplarımdan sık sık paylaşıyorum. Dünyanın her yerinden takipçilerim buranın güzelliğine hayran kalıyorlar.

Bu diyarın sadece doğası değil, insanları da kendine özgüdür. Mutlaka görülmesi, tanınması, deneyimlenmesi gerekir. Bir gün içinde adeta farklı mevsimleri yaşayabileceğiniz, toprağında yetişen ürünlerin, denizinden çıkan balığın lezzetine, rüzgârına, denizine, güneşine doyamayacağınız bir yerdir. 

İnsan nüfusu yoğun bir bölge olmamasına rağmen yaz aylarında Gelibolu’daki nüfus birkaç katına çıkar. Buradaki koylar da aynı Güney Ege sahillerinde ve Akdeniz’de olduğu gibi tatilcilerin, kampçıların akınına uğruyor. 

İşte yıl boyunca geride üzücü bir tablo bırakan şey bu vesileyle gerçekleşiyor. Büyük bir kirlilik. 

O uçsuz bucaksız güzelim tarlaların üzerinde uçuşan naylon poşetler, eşsiz koylara atılmış pet şişeler, cam şişe kırıkları, sahillerde, kamp alanlarında ortalığa saçılmış çöpler... Her gördüğümde içim kan ağlıyor.

Hele o çok sevdiğim Baklaburnu... Deniz feneri... Yuvarlak, rengârenk taşlı koyları... Harika şekilli kayalıkların arasındaki doğal havuzları... Deniz kestaneleri, mercanları, yavru balıkları... İnsan mangal yakacağım diye oraya nasıl kıyar, nasıl çöplüğe çevirir aklım almıyor.

Bir ara arkadaşlarımla battal boy çöp poşetleri alıp, elimize plastik eldivenleri geçirip arabayla Baklaburnu’na çöp toplamaya gidiyorduk. Topladığımız çöpleri atacak konteyner de bulamıyorduk, bagaja doldurup götürüyorduk. Sonra başedemedik, bıraktık. Maalesef doğayı kirletenlerin sayısı, temiz tutmaya çalışanların sayısından daha fazla. 

Buralara çevreyi temizlemek için kimse uğramıyor olmalı, çünkü her geldiğimde, her yürüyüşe çıktığımda, aylarca aynı kirliliğin, aynı yerlerde durduğunu gözlerimle görüyorum. 

İnsanlar, üzerinde yaşadıkları toprakların eşsiz güzelliklerini kanıksıyor ve değerini bilmez hâle geliyor belki de. Ben buna “şükretmeyi unutmak” diyorum. 

İliklerimize kadar gurur duyduğumuz, dünya tarihinin en büyük zaferlerinden birini kazandığımız, bize atalarımızdan emanet olan bu güzelim topraklarda, hem karada, hem suda, binbir çeşit canlı türü yaşamasına rağmen...

Çevreye bu şekilde zarar verdiklerinde insanların vicdanı nasıl rahat ediyor bilmiyorum. Buna duyarsız kalınabilmesini de anlayamıyorum. Günah...

İnsanların doğruyu yanlıştan ayırması için ille de resmî görevliler tarafından denetlenmesi, ağır cezalar kesilmesi mi gerekiyor? Yani insanlar “terbiye edilmeye” mi ihtiyaç duyuyor? 

Üzerine titrenmesi gereken, böylesine önemli tarihî değer taşıyan bir tabiat harikasını çöplük zannedenlere sormak istiyorum... 

Lâfa gelince her türlü güzellemeyi yaparsınız ama... Gerçekten, samîmî olarak, ülkenizi hiç mi sevmiyorsunuz? 

Özsaygınız mı eksik? Doğayı... Yaşamı... Atalarınızı... Dolayısıyla, varlığı tüm bunlara bağlı olan kendinizi... Hiç mi saymıyorsunuz?

Yaşadığınız olağanüstü süreçlerden hiç mi ders almıyorsunuz? 

Değişmeden, gelişmeden yerinizde saymayı kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz?

Cevapları verdiyseniz, şimdi vicdanınızla yüzleşebilirsiniz. Yazı bu kadar.

Diğer Yazıları

En Çok Okunan Haberler
1 Reytingler: Büyük Selçuklu mu, Selçuk Tepeli mi?
2 Mansur Yavaş'ın 5 Saniyelik Videosu Twitter'da Gündem Oldu
3 Turizm Bakanı’nın Skandal Videosunun Alameti Farikası Ortaya Çıktı
4 Teröristbaşı Fetullah Gülen'in En Son Görüntüsü
5 Can Bonomo'yu Takipçisinin Yorumu Çığırından Çıkarttı
6 Yılmaz Özdil: Bir memleketin siyaseti neyse medyası da odur
7 CHP’nin Hamleleri, İyi Parti'de Sıkıntı Yaratıyor
8 Kafe ve Restoranlar İsyan Etti: Açık Alanda Servis..
9 Sedat Peker İfşaları Dünya Medyasında: Kirli Çamaşırlar
10 Ali Babacan: Z Kuşağından Yeni Bir Canlı Türü Gibi Bahsediyorlar