Kadir İnanır ve Böyle Gitmez programı anıları

Herkesin tanıdığı bir Kadir İnanır var. Benimki de habercilik yapmak isteyen ama şöhretinin haberciliğinin önüne geçmesiyle bundan vazgeçen bir Kadir İnanır. 77 yaşına pek çok şey sığdıran usta aktörle birlikte çalıştığımız, habercilik yaptığımız dönemden bir-iki anı...

Müşerref Seçkin Müşerref Seçkin

Gazetecilik hayatımda çok değişik isimlerle çalıştım.

Bunlardan biri Kadir İnanır'dı.1990'ların sanatçıları televizyon programına sürdüğü yıllar. Söz Fato'da en dikkat çekeniydi.

Sevgili dostlarım Ayda ve Levent Çevik'in başarılı bir yapım şirketi vardı. Bir haber programı yapacaklardı Kanal D için Bana da Ankara temsilciliğini önerdiler.. Ne? Kadir İnanır mı?

Ama o aktör, ben gazeteciyim. Öyle değilmiş, Kadir İnanır meğer Marmara üniversitesi radyo tv mezunuymuş. Benden daha eğitimli yani. Ben Dil Tarih mezunu bir gazeteciyim.

Tanıştık. Gerçekten çok yakışıklı. O zamanki eşim hemen kıskançlık triplerine girdi. Sus ayol dedim, o Kadir İnanır bütün kadınlar peşinde bana niye baksın. Gerçekten de adım attığımız her yerde etrafını bir anda kadınlar ve genç kızlar sarıyordu.

Çekim yapmak haber çıkarmak o varken zor oluyordu. Çok da disiplinliydi. Gece eğlenmeye gider bazen bizi takar yanına, geç saatlere kadar yanında olurduk. Sabah sürünerek uyanır röportaja gitmek için kaldığı otele gittiğimde iki dirhem bir çekirdek hazırlanmış bulurdum 

ŞÖHRET BUYMUŞ MEĞER

Pek çok ropörtaja gittik. Alıştım etrafını sarmalarına. Adalet bakanından randevu almıştım. Birlikte gittik. Giriş bankosunda suratsız bir kıza bakanla randevum olduğunu söyledim. Kimlik istedi verdim basın kartımı. Arkamdan benden istemeyecekmisiniz diye bir ses geldi.

Kız kafasını kaldırdı ve aynı anda şoka girdi. Ebele bübele filan derken Kadir, anladım benim kimliğimi istemiyorsunuz dedi. Bakanın odasına gidene kadar bütün kapılar açıldı kafalar uzatıldı, kikirdeşmeler bizim kulağımıza kadar geldi.

Bir diğeri de aynen gözümün önünde film gibi.

Dinar depremi olmuş. Ölenler var evler yıkılmış. Biz de Dinar'a gittik depremin yıkımını yerinde görmek için. Gittik ki gerçekten durum kötü. Biraz dolaştık bir yıkıntının önünde başı ellerinin arasında oturan bir adam. Ağlamaklı veya ağlıyor. 

Kadir geçmiş olsun dedi, adam başını kaldırdı ki o ağlayan adam sevinç ve heyecan içerisinde. Ay Kadir Abi diye sarılmaya çalıştı artık o da rahatsız oldu.

“Ne eksiğin var ne oldu cana zarar geldi mi?” filan soruyor adamın umurunda değil. Kadir abi de Kadir abi.
Habercilik maceramız bir yıl kadar sürdü.

O da sevdi ki başka bir kanalda şansını denedi ama olmadı. O bir aktördü, iyi bir aktör...