MedyaFaresi MedyaFaresi

Pandemi Darbesi: Müzik ve Eğlence Sektörü Can Çekişiyor

Medyafaresi.com Özel Haber- Müzik ve eğlence sektörü Corona virüsünün yarattığı kriz sebebiyle tam 1 senedir can çekişmeye devam ediyor.

Eklenme: 10 Mart 2021 07:20 - Güncelleme: 10 Mart 2021 10:10

Belemir Çelebi / Berlin / medyafaresi.com

Corona virüsünün etkilediği sektörlerin başında geliyor müzik ve eğlence sektörü. Tam bir senedir para kazanamıyorlar sektör çalışanları. Defalarca yardım çığlıkları atmalarına rağmen, çok yalnız ve çaresiz bırakıldılar.

Bu bir senelik sürecin başlarında herkes çok konuştu, haberler yapıldı, köşe yazarları konuyu ele aldılar derken, en son Clubhouse uygulamasında ünlü isimler bir araya geldi ve konuyu konuşmaya devam ettiler. Herkes çok şey konuştu ama hiçbir şey olmadı. Başta devlet olmak üzere, kimse kimsenin sesini duymadı ve her şey konuşulduğuyla kaldı. 

Ben şahsen sektörle alakası olmayan biri olarak haber olsun diye yazmaktan ziyade, her zaman asıl konuşması gerekenlere söz verdim. Corona virüsü sebebiyle tam bir senedir can çekişen müzik ve eğlence sektörünün durumunu öğrenmek için, bu haberin içeriğini sektöre uzun yıllardır emek veren isimlerine bırakmak istiyorum. 

Söz Doğan Duru, Volkan Bozacı, Serkan Fidan ve Furkan Karadeniz’in.. 

Doğan Duru / Sanatçı / Redd

Daha geçen gün bir müzisyen arkadaşımız daha hayatına son verdi. Gerçekten zor bir dönem bu, sadece biz müzisyenler için değil toplumun büyük kesimi için böyle. 

Dünyanın tamamında 1.5 yıldır  etkili olan virüse karşı, dünyanın tek yürek olamayışı ve virüsü uzun zamandır yenilemesi kimsenin anlayacağı bir durum değil, aşı konusunun maddi boyutu olması, üretim ve formül konuları ise kapitalist sistemin ilkel, zorba bir canavar olduğunu yeniden hatırlamamız için bir fırsat. 

Böyle zamanlarda gözler ‘sosyal devlet’ denen hayaleti arıyor ama maalesef o hayalet, vatandaşından paraları toplarken var sonra ortada yok. Ekonomi ve dış politikada yapılan hatalar, adalete olan güvensizlikle birlikte pandeminin handikaplarıyla birleşti ve zaten son yıllarda parlak olmayan ekonomimiz sert düşüşe geçti. Yapılan yardımların azlığı sırası, covid 19 ile mücadelenin şeffaf olmaması, etkin tam kapanmaya gidilmemesi ve tedbirlerin yerinde, zamanında alınması, bazı keyfe keder açılışlar, akp kongreleri, toplantılar sonunda süreç bitmiyor. 

Daha da uzayacak gibi görünen bu salgının faturasını ödeyenlerdeniz.  Çoğu kayıtdışı olan eğlence ve müzik sektörü çalışanlarını bir seneyi aşkındır aç, açıkta, psikolojik olarak zayıflamış durumda. Münferit yardımlar ve bazı yardım organizasyonları ne kadar olumlu duygularla yapılıyor olsa da sistem eski haline dönene kadar kimsenin gerçek manada yardımına koşacak büyüklükte olmayacak. Devlet yapması gerekeni yapmadı veya yapamadı, yapamadığını söylemediği ve yaptığını ifade ettiği için belki de yapmadı deme hakkına sahibiz. Bu konuda mağdur kaç kişiyiz bilmiyorum ama kaçımızın sesi çıktı biliyorum ve yazıklar olsun diyorum. 

Online konserlerle bilet satmaya çalıştık ama bu sırada büyük markalar biletsiz konserler, şovlar, ucube soytarılıkların kırmızı halısını serdiler evde zaten  sıkılmış olan insanlara, insanlar da güldüler, çekirdek gibi çitlediler bu ucubelikleri. Bunun yerine belki çok daha anlamlı kampanyalar yapılabilirdi 3-5 kişinin zenginliğe gidişini bazı arkadaşların da ölümü tercih edişini izledik bu da ikinci yazıklar olsun. Bunu eleştirilerimi doğru anlamayana da şimdiden yuh olsun. 

Müzik ve eğlence sektöründeki tüm dostlarım; sıkın dişinizi ve lütfen hayatta kalmaya çabalayın, çok kötü hissederseniz yalvarırım destek alın, sizden başkası yok sizi düşünen evet umudunuzu kendinizde bulun, umarım sahnelere çabucak kavuşuruz.

Volkan Bozacı / Menajer / CES Productions

Müzikle Mücadele Müzisyen olmak!

Ailelerimizin ,çevremizin bizlere işsiz gözüyle baktığı, geçici zamanlarda yapılacak, hobi gibi görülen bir meslek müzisyenlik. Müzisyenseniz her türlü olaydan ilk siz etkilenirsiniz. Terör eylemi, toplumsal olaylar, yas günleri herkes işlerindeyken konserler, müzik programları iptal edilir. Herkes çalışır biz ise işimizi yapamayız. Yapmaya çalışanlar tepki görür, yadırganır. Koskoca binlerce insanın çalıştığı sektör durur. 

Mart ayında ülkemizde ilk vakanın görülmesi ile birlikte herkes eve kapandı. Bazı üretim ve hizmet birimleri haricinde yaklaşık 2 ay evlerimizden çıkmadık. Sonrasında yavaş yavaş kısıtlamalar gevşetildi. Restoranlar, kafeler , oteller açıldı. Ancak konser salonları ve barlar açılmadı. İlk defa barların, eğlence merkezlerinin kapalı olduğu bir yaz geçirdik. Tüm sektörlerde gevşetilmiş kurallar varken canlı müzik yapılan mekanlar ve konser salonları hiç açılmadı. Açık hava tiyatroları nadir konser yapılabilecek alanlardı ancak maliyetler ve kaygılar yüzünden yapılan işlerin çoğu zararla sonuçlandı. Müzik sektörü restoran ruhsatı olan birkaç mekan ve maliyeti yüksek sınırlı sayıda açık hava tiyatrosu dışında konser yapamaz hale geldi. Eylül ayında ise İstanbul’da açık hava tiyatrolarında konserler yasaklandı. Tiyatroları yapabiliyorken , konserleri yapamıyordunuz. Kasım ayı ile beraber tekrar kapanmalar başladı, çoğu sektör devam edebilirken müzik sektörü yine tamamen durdu. Müziğin ve alkolün hastalığın yayılmasında bir tür özel etkisi olmalıydı sanırım. Müzikle mücadele etkin olarak bu zamanlara kadar sürdürüldü. En son genelgede bir çok toplantı vs yapılabiliyorken konserler yapılamıyor.

Müzisyenler enstrümanlarını varsa mal varlıklarını satmak zorunda kaldılar. Sektördeki yılların mekanları kapanmaya, iflas etmeye başladı. Kiralar ödenemez masraflar karşılanamaz hale geldi. Organizasyon, menajerlik şirketleri ofislerini kapatmak zorunda kaldılar. Şirketler çekilen kredilerle bir süre dayandılar ancak ödemeler geldiğinde iyice sıkıştılar. Hayatında sadece bu işi yapmış insanlar başka sektörlerde iş aramaya başladılar. Malesef biraz daha sürerse bu durum sektör tamamen çökecek gibi duruyor.

Nasıl Toparlanırız!

Öncelikle sosyal mesafeli de olsa tüm mekanların acilen açılması gerekli. Vaka sayıları buna ne zaman müsade eder henüz belirsiz. Mekanlar açılınca en azından bir miktar nakit döndürme şansları doğacak. Sonrasında sektör bileşenleri birbirine destek olarak bir şekilde ayakta kalmaya çalışacak.

Uzun vadeli olarak ise her meslek dalının ayrı ayrı birliklerinin oluşturulup, bu birliklerin temsilcilerinin devletle ilişkilerde birlikte hareket etmesi gerekiyor. Örnek olarak menajerlerin, organizatörlerin, müzisyenlerin, ses-ışık sistemleri çalışanlarının, sahne arkası çalışanlarının ayrı ayrı dernekleri, birlikleri oluşturulabilir. Bu birlikler devletle olan ilişkilerde ortak hareket edebilirler. Bu sayede devletten daha sonra oluşacak bu gibi durumlarda kredi veya hibe talep edebilirler. Tüm bu iş kollarının sigorta, vergi mükellefliği gibi konularının çözümü de bu birliklerde çözüm bulabilir. Kültür Bakanlığı ile sertifika programları hayata geçirilebilir. Ancak bunları tamamlamak biraz zaman alabilir.

Sonuç olarak zor bir yıl geçirdik. Büyük hasar aldık ancak bir şekilde bunların üstesinden gelmeye çalışıyoruz hep birlikte. Umarım hastalık en kısa zamanda son bulur ve herkes işine döner. Biz de tüm bu sorunlar tekrar yaşanmasın diye elimizden geleni yaparız...

Furkan Karadeniz / Müzisyen / Monday in Neptune

Covid-19 tüm dünyayı, hemen hemen her sektörden insanı ekonomik anlamda derinden etkiledi. Ülkemizde hassas bir yüzey üzerinde tutunmaya çalışan, farklı farklı bir çok sebepten dolayı durma noktasına gelen kültür sanat etkinlikleri ve bu alanda çalışan binlerce insan da işsiz kaldı. Müziğini icra edemeyen sanatçılar, buna paralel olarak işlerini yapamayan binlerce sahne emekçisi aynı derecede mağdur. Durum biz de, psikolojisiyle ekonomik sıkıntısı gün içinde yarışır haldeler. Bir gün psikolojik tarafı ağır geliyor, çıkıp sahne yapamamanın vermiş olduğu rahatsızlığı alıyorsun bünyeye, diğer gün ödemeler var ne olacak derdi çıkıyor karşına. Zamanının büyük çoğunluğunu sosyal geçiren insanlarız, birden herkesin kendi içine kapanması kontrol altında tutulması gereken ruh halleri de yarattı tabi. 

Uzun süren haykırışların sonucunda pandeminin onuncu ayında devlet sahne emekçileri, müzisyen ve sanatçılara ayırdığı bütçeyi açıkladı. O zamana kadar çok insan çok şeyini sattı, bir çoğu hayatından, ailesinden oldu... Uzun sure bu insanlar görmezden gelindi. Yapimcilar, Meslek birlikleri krizi yönetme konusunda çok etkili olamadılar. Müzik ve eğlence sektörü yalnız bırakıldı. İngiltere ve Almanya’da müzisyen arkadaşlarımla aynı hisleri paylaşıyoruz evet müziğimizi icra edemiyoruz ama onlardan farklı olarak üstesinden gelmemiz gereken bir de ekonomik tarafı var bu pandeminin. 

Onlarca konserim iptal oldu, ilk iki buçuk ayım gerçekten faydalı hiçbir şey yapmadan geçti. Sonrasında silkelendim, böyle olmayacak bu diyerek üretim için harekete geçtim. Kriz olarak gördüğüm dönemi üretime konsantre olarak pozitife çevirmeye çalıştım. İşe yaradı da gercekten. 

Hala tam olarak ne zaman sahne alabiliriz bilinmiyor. En yıpratıcı olan tarafı da belirsizlikler içinde olmamız. Umarım en kısa zamanda her şey yoluna girer ve yeniden hep birlikte şarkılar söyleriz. En büyük dileğim ise, tüm bu olanlardan müzik sektörü adına ders çıkarabilmiş olmak. 

Serkan Fidan / Menajer / Organizatör / Mekancı 

Malum, serde hem mekâncılık hem menajerlik hem organizatörlük olunca sektörün yaşadığı sıkıntının daha detaylı bir fotoğrafını çekmek mümkün oluyor. Çok konuştum, çok konuştuk ama artık sözün bittiği yere geldik. Size yeni şeyler söylemeye çalışacağım ama inanın kolay değil.

Mekâncı kimliğimle başlayayım. 11 ay sonra ilk kez Kadıköy ahne’ye girdim geçen gün. Sararmış Mart (2020) ayı afişi karşıladı beni kapıda. Asla gerçekleşmeyen Mart Konserleri. KadıköySahne 1 senedir kapalı. Yazın turizm yaşasın diye gevşetilen tedbirler hiçbir zaman bize kadar gevşemedi. Ne zaman açılacağına dair hiçbir fikrimiz yok. Bir daha açılır mı ondan da emin değiliz. Açılınca da “oh” diyemeyeceğiz. Biriken borçları ödemek ayrı bir dert olarak karşımızda duruyor. Devletin yayınladığı kararname ile 1 yıldır kapalı tutulan ama kirasını, faturalarını, maaşlarını, vergisini ve buna benzer yükümlülüklerini ödemesi beklenen işletmelerden sadece biri KadıköySahne. Üzerine ne söyleyebilirim ki? Mekânların kendisinden bahsediyorum. Orada çalışan garsonlar, güvenlik görevlileri, vestiyer, biletçi, sesçi, şef, müdür ve diğerlerinden hiç bahsetmiyorum bile. 1 yıldır para kazanamayan mekân çalışanları kendi hallerine mi üzülecekler, patronların hallerine mi şaşırdılar. 

Menajer gözlüğümü takınca müzik gruplarının ve etrafındaki ekiplerinin durumu da hiç iç açıcı değil. Müzisyenler, özellikle de bir şeyleri ispat edip hayatını müzikten kazanmayı başarmış müzisyenler ciddi geçim sıkıntısı yaşıyorlar. Almanya’da, İtalya’da, İngiltere’de durum nasıl bilmiyorum ama Türkiye’de müzik az çalışıp zengin olmak isteyenlere göre bir meslek değil. Sadece tutkuyla yapılacak bir meslek. Aksi durumda çekilecek dert değil. Zira kariyerinin büyük bir bölümü yokluk ve sefalet içinde geçiyor. Ancak işine tutkuyla bağlı olduğun için de bütün zorluklara göğüs gerip günün birinde hayatını müzikten geçindirecek kadar para kazanmaya başlıyorsun. Bugün böyle zorlu yollardan gelmiş olan bu insanların iki temel derdi var. İlki, para kazanamadıkları için geçinememek; ikincisi ise tutkuyla bağlı oldukları mesleklerini yapamamak. Empati kurmak istiyorsanız eğer hayatta yapmayı en sevdiğiniz şeyin ne olduğunu düşünün. Misal tatlı yemeği çok mu seviyorsunuz. 1 yıldır tatlı yiyemediğinizi düşünün. Üstüne bir de 1 yıldır para kazanamadığınızı da ekleyin. Öyle bir durumda işte bu insanlar. Zaten umursayan yok ama oldu da müzisyenlere ve ekiplerine maddi yardım yapılmaya başlandı, sorun gene tam olarak çözülmüş olmuyor. İşlerine tutku ile bağlı bu insanlara mesleklerini icra edecekleri ortamları oluşturmak gerekiyor.

Organizatör gözlüğümü takınca online etkinliklere sıkışmış bir sektör görüyorum. Ancak online etkinlikler henüz sektörü ayakta tutabilecek olgunlukta değil. Canlı müzik sektörü %90 oranında daraldı. Bu daralmanın sürdürülebilir bir yanı yok. Online etkinlikler biletli olunca satılan bilet sayıları birkaç istisna dışında standardın çok altında kaldı. Sponsorlar yaptıkları etkinliklerde tüm sektörü kapsayan bir yaklaşım sergileyemedi. Normal olarak izlenme sayılarına, takipçi sayılarına bakılarak etkinlikler dizayn ettiler. Yerel yönetimler de bu süreçte hantal kaldı. Bir şeyler yapıyorlar ancak birbirlerinden habersiz ve kopuk kopuk yapıyorlar. Özellikle muhalefet partilerini temsil eden belediyelerin ortak bir akılla ve ortak bir kültür politikasıyla hareket etmeleri çözüme büyük katkı sunabilirdi. Devlet kısmına hiç girmiyorum. Ocak ayına kadar ortada yoktu. Bazı meslek birliklerinin ısrarlı çabaları sayesinde “lütfen” bir destek sundular. 3 ay boyunca 1000’er TL…

Çuvaldızı batırdık, sıra geldi iğneye. Sürecin başında sektörün ortak çıkarlar doğrultusunda birlikte hareket etmeyi öğreneceğimize dair bir umudum oluşmuştu. Ancak her geçen gün bunun ne kadar imkânsız olduğunu görüp üzülüyorum. Kafamı kaldırıp şöyle bir bakınca kibir ve kıskançlığın her tarafı sardığını görüyor ve ne halleri varsa görsünler deyip hemen aile hayatıma geri dönüyorum. Derdi bu süreçte zorluk çekenlere katkı sağlamak, çözümler üretmek olan bir avuç insan var. Dünya kadar engeli aşıp bir sonuç almayı başarıyorlar. Elbette ki yetersiz ama nihayetinde bir sonuç işte. “En azından ellerinden geleni yapan insanlar var, sonraki adımda daha iyisi olur” diye moral buluyorum. Çok geçmeden sosyal medyada sadece eleştirmeyi sevenlerin, elinden geleni yapmaya çalışanların cenazesini kaldırıp helvasını yemek için sıraya girdiğini görüyor ve yeniden sektör adına umutsuzluğa kapılıyorum.

medyafaresi.com