MedyaFaresi MedyaFaresi

Kol saati tartışması istifa getirdi; Ahmet Taşgetiren, Star'dan ayrıldı

Ahmet Taşgetiren, 2013 yılından bu yana yazarlığını sürdürdüğü Star gazetesinden ayrıldığını duyurdu.

Eklenme: 22 Eylül 2017 14:27 - Güncelleme: 22 Eylül 2017 14:28

Ahmet Taşgetiren, 2013 yılından bu yana yazarlığını sürdürdüğü Star gazetesinden ayrıldığını duyurdu. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın ABD'de yürütülen "Reza Zarrab" davasına dahil edilmesi sonrası köşe komşusu Ahmet Kekeç ile görüş ayrılığına düşen Taşgetiren, gazete yönetiminin söz konusu tartışmada "yanlı" davrandığını savundu. 

Taşgetiren  - Kekeç tartışmasına daha sonra bir dönem adı Gülen cemaati ile anılan Hüseyin Gülerce ve AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner de dahil olmuştu. İki isim, tartışmaya ilişkin olarak kaleme aldıkları yazılarında Taşgetiren'e tepki göstermişlerdi.

Ahmet Taşgetiren'in sosyal medya hesabında yaptığı açıklama şöyle:

"Son tartışmalar içinde gazete yazı işlerinin tartışan yazarları arasında taraf olduğunu, bana yönelik saldırgan yazıları birinci sayfadan anons ederek verdiğini, perşembe günü Mehmet Metiner ve Hüseyin Gülerce’nin yine bana yönelik haksız yazılarının birinci sayfadan anons edilerek yayınlandığını, buna karşılık benim buna cevaben yazdığım yazının yayınlanmamasına karar verildiğini öğrenmiş bulunuyorum. Bu tavrın haksız ve etik dışı olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple bundan böyle Star’da yazmamaya karar verdim."

İşte Ahmet Taşgetiren'in yayımlanmayan yazısı
Taşgetiren, sosyal medya hesabında Star yönetimi tarafından bugün (22 Eylül 2017) yayımlanmayan yazısını da paylaştı. Söz konusu yazıda Kekeç ile tartışmasına dahil olan Gülerce ve Metiner'e tepki gösteren Taşgetiren, "Gülerce’nin 25 yıl sonra ne diyeceğini, Metiner’in kime biat edeceğini çok merak edeceğim. Çirkin kelimeler kendilerine iade" ifadesini kullandı. 

Ahmet Taşgetiren'in Star'da yayımlanmayan, "Şebekeye iki isim daha" başlıklı yazısı şöyle:

Bu Hüseyin Gülerce benim arkadaşım.

Kendisi F.G.’nin yanında ve “25 yıllık hayatımın en onurlu işi Hocaefendi’yi tanımak” derken, zaman zaman “Bu kadar sözcü konumunda gözükme. Sözcü değilsin ama hep öne çıkıyorsun” dediğim arkadaşım. O zaman “Sözcü”lüğün kredisini çok yararlı gören arkadaşım.

28 Şubat günlerinde merhum Erbakan hoca, Refah’ın kapatılması davasında Anayasa Mahkemesi’nde savunma yaparken çenesinin altında biriken ter damlacıklarını “Vaktiyle düzgün siyaset yapsaydın şimdi böyle terlemezdin” mealinde bir yazı ile değerlendiren (!) arkadaşım. Bu yaklaşım F.G.’nin “Çekil artık” dediği zamanlara denk düşmekteydi.

Gülerce, benim o zaman Yeni Şafak’ta “Gül’den öte” başlığı altında yazdığım yazıda, “Hallac Mansur darağacında taşlanırken en çok dostun attığı gülden incinmiş. Gülerce’nin bu yazısı dostun gülü bile değil. Bu samimi bir davranış değil” dediğim için “Sen benim samimiyetimi sorguluyorsun”yaklaşımıyla bana küsen, aylarca konuşmayan arkadaşım. 17–25'ten çok sonra uyanan arkadaşım.

Ama Cem Küçük’ün şehadetiyle öyle “DEVLET”lû olmuş ki, şimdi dostlarını biçmeye başlamış.

Samimiyetini şimdi de mi sorgulamayayım.

Bana karşı Tayyip Erdoğan’ı savunmak!

Sen ne zaman geldin oraya arkadaşım? Star’da meşruiyet sağlamanın yolu olarak mı gördün yoksa bunu?

Her gazetenin yayın çizgisi olurmuş da, orada ona uyum sağlamak lazımmış da, Star’ın ve Sabah’ın da bir yayın çizgisi varmış da, o gazetelerin yayın çizgisine uymayan, “gazetedeki arkadaşları üzen, okuyucuyu tedirgin eden” yazılar yazılmazmış da…

Vay vay vaayyy! “Terbiyeli ol ey yazar!” raconu olsa gerek bu.

Bana yolu gösteriyor Gülerce arkadaşım!

Bunu pek çok trolden okumuştum, şimdi Gülerce’den okuyorum. Bravo arkadaşım.

Belki bir gün yine trollerden iktibasla “Taşgetiren niye dışarda” diye yazarsın. Gül atmaya alışkın olduğun ayan beyan görünüyor.

Yahu Gülerce sen ne zaman böyle oldun?

Nedir o Cem Küçük’ün seni aklamak için kullandığı büyük harfle “DEVLET’in adamı” tanımlaması?

“Zor yazı”ymış. İnanmıyorum, çok kolay yazmışsındır bu yazıyı.

Benim okuyucu nezdindeki yerime bakacağına kendi yerine baksana. Bir yerlerde yer edinme telaşına ne demeli?

“28 Şubat’ın acımasız Erbakan düşmanlarından destek almanız” diye bir cümle kurmuşsun. Ne diyeyim ki? Şimdi ben senin için “İyi adamdır” desem ne olacak? Senin “Erbakan Hoca’nın çenesindeki ter damlaları” için yazdıkların ne olacak? Benim “Seni seviyoruz savunan adam” diye yazdığım günlerde yazdın sen onları. Ben, Erbakan’ın kendisinin değil davasının yargılandığını düşünerek yazdım “Seni seviyoruz savunan adam”diye. Sen niye yazmıştın ter damlalarını?

“Tayyip Erdoğan’ın ayağına taş değmesin” diye de yazdım ben. Yüzüne karşı da söyledim “Tayyip Erdoğan Tayyip Erdoğan’dan ibaret değil” diye. “O düşerse hep düşeriz” dedim. Burada da insanı kutsallaştırmak gibi bir düşüncem yok. Açık söylüyorum içime sinmeyen, doğru görmediğim bir noktada da eleştiririm. Bunu da davam için yaparım. Tayyip Erdoğan’ın bundan düşmanlık değil, dostça uyarı okuduğuna da inanırım.

Bir insanın mahkemede terlemesinden kınama çıkaran adam neyi yapıyor peki?

Bana göre bir şebeke var, Cem Küçük’lerle TGRT’de başladı Taşgetiren’e saldırı, Star’da devam ediyor. Gülerce de o şebekeye dahil olduğunu belirtmiş oldu son yazısıyla. Bu yazıdan utanacak. Başka şey söylemem.

Metiner’e gelince… Elhamdülillah o şimdi Ak Parti’de ve Tayyip Erdoğan’ın çevresinde. Allah herkesi zihinlerinin üzerinden 28 Şubat buldozeri geçilmesinden korusun. İnsanlar savrulur savrulur. Kimi zaman radikal İslamcı olur, kimi zaman sosyalist Kürtçü partinin başkan yardımcılığına gelir, kimi zaman Şeriat — Demokrasi arasında gider gelir, kimi zaman “Biatsa biat” der… Dilerim durulmuş olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki: “Kimse benim adıma racon kesemez.”

Ben de derim ki: Kenara çekilin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üzerine gölgeniz düşmesin.

Gülerce’nin 25 yıl sonra ne diyeceğini, Metiner’in kime biat edeceğini çok merak edeceğim. Çirkin kelimeler kendilerine iade.