MedyaFaresi MedyaFaresi

Bir fotoğrafla Barış Manço'yu FETÖ'cü ilan edemezsiniz!

Medyafaresi.com yazarı usta gazeteci Aykut Işıklar, Erol Köse'nin ortaya attığı o iddiaya yanıt verdi.

Eklenme: 30 Ağustos 2016 10:08 - Güncelleme: 30 Ağustos 2016 21:27

İŞTE AYKUT IŞIKLAR'IN YAZISI

Barış Manço da FETÖ'cü imiş diyenler... Allah'tan korkun bee...

Erol Köse'ye 'internet fenomeni' deniliyordu. Çünkü hoşuna gidiyordu. Twitter da yazdığı sayılı kelimeler yüzünden 130 kez Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Bazılarına dava açıldı.

Hepsi 'yalan ve iftira ile şahsıma hakaret etti. Ailem ve iş çevremde zor duruma düşmeme neden oldu' diyordu.

Köse bütün davalardan en küçük ceza almadan sıyrıldı.

Sadece Seda Sayan cezasını bizzat kendi elleri ile verdi. Günay Gazinosunun kapısında kafasına çantasını geçirdi. Elinden zor aldılar. Ne de olsa orjinali Kadırgalı Aysel...

Belki merak edenler vardır, açılan hakaret davalarından tek cümle ile kurtuluyordu.  'Hakimbey. Twiti ben atmadım ki. Birisi benim ismimi kullanmış'. Böyle deyince dava bitiyordu. Mahkeme Köse nin twit atıp atmadığını öğrenemiyordu. Çünkü Erol Köse adına gelen twitler Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı. Çıkış yeri ABD...  Biliyorsunuz ABD deki  twitter yönetimi bu konuda çok kararlı. Mahkemeye twitterda hesabı olan kişiyi bildirmiyor. Erol Köse ne ki, dünyayı ilgilendiren konularda bile mahkemeler havasını aldılar..
         

Geçen hafta bazı internet haber sitelerinde, Erol Köse'nin Barış Manço ve Cem Karaca ile ilgili iddiasını görünce merak ettim. Bakalım altından ne çıkacak diye bekledim. Çünkü onları sanatçı olarak tanıması imkansız. Yaş ve duruş itibarı ile.. Köse'nin dediğine göre  haber kaynakları çok sağlammış. TV'de bunları açıklayıp ortalığı karıştıracakmış. Meğerse rahmetli Manço ile Karaca da Fethullah hocanın peşinden gitmiş. Yani cemaate mensupmuş, yani şimdi ki mantığa göre FETÖ Terör örgütünün mensubu imiş.

Erol iddialarını yapımcı ve sunuculuğunu yaptığı 'Her şeyi Konuşalım' programında açıkladı mı bilmiyorum. Ama ortalığın karışmadığı, kimsenin buna inanmadığı kesin. Ben mi medya da göremedim, yoksa gazeteci arkadaşlar Erol'a güvenmeyip başlarını mı çevirdi? İnanın bilmiyorum.  

Sonuçta Erol'un iddiası suya yazılan bir yazı oldu. Veya bulut olup kayboldu. Tabii bilmediğimiz işler de olabilir. Cem Karaca ve Barış Manço'nun oğulları var. Belki sert tavır koydular. Erol da aynen geri vitesine taktı. Bu iş hiç tanımadığın kişilere ondan bundan duyduğun veya orada burada okuduğun yalanları twit haline getirmeye benzemiyor.

Açılacak mahkemelerin şekli de büyük olur. Bence Erol bir olta attı, takılan takıldı.  Son zamanlarda unutulmuştu bir şeyler yapıp hatırlatması gerekiyordu.

Barış Manço ile Cem Karaca' ya FETÖ cü demek iyi bir taktik. Son zamanlarda çok geçerli.  Halkın ilgisini çeken pek çok şöhretli kişiye  böyle bir yakıştırma yapılıyor. Çamur at, izi kalsın örneği gibi. Neyse ki şimdilerde hakim ve savcılar çok titizler. Ve tabi artık deneyimli. İftira atılan kişiler ile gerçek suçluları gözlerinden anlamaya başladılar.

Gerçi bu ülkede bir kişinin emniyete gitmesi bile alnına kara leke sürülmesine yetiyor. Barış Manço ve Cem Karaca'nın bu çirkin iftira yüzünden kemikleri sızlamıştır.  Adamlar vefat edeli kaç yıl oldu, birileri ne kadar alakasız bir konuda ismini anıyorlar.

Dün belirttiğim gibi en az 40 yıllık iki arkadaşımı savunmak benim görevim. Yaklaşık bir hafta bekledikten sonra bu yazıya karar verdim.

Barış Manço'ya güya FETO çetesi  maddi açıdan çok yardımcı olmuş.

Yaa insan bu iftitayı atarken biraz olsun düşünür. Manço'nun son yıllarında yanında olanlar iftiraya hem gülmüş hem de çok kızmıştır. Ne yardımı- ne faydası?

Barış Manço öldüğü gün milyonlarca lira borcu vardı. Son yıllarında hep para sıkıntısı çekti. Çok severek satın alıp, restore ettiği ve dünyanın dört bir yanından topladığı özel eşyalarınla süslediği Moda da ki evine haciz geldi.  Öldükten sonra  bir devlet bankası muhteşem bir jest yaparak, evin icradan satılmasını engelledi.  Tarihi evi satın alıp Barış Manço Müzesi yaptı. Bugün hayranları  o müze eve gidip, rahmetliyi anıyorsa bu banka sayesindedir. 
         

Biliyorsunuz rahmetli son yıllarında az konser veriyordu. TV'ler için hazırladığı belgesellerden kazandığı para ile hayatını devam ettiriyordu. Ama çok sevildiği ve itibarı olduğu için, bütün bankaların kapısı sonuna kadar açıktı. Nereden aklına girdi ise önce Şile'de 11 villa yapmaya kalktı. Yani inşaatçı olmak istedi.

TRT'ye yıllarca hazırladığı çocuk programını TGRT ve ATV'de devam ettirmişti ama. Verilen paralar tatmin etmiyordu. 40 yıllık sanatçı sıfatının geriye doğru gittiğini hissetmiş olacak, ev yapıp satarak başka bir hayatı denemek istedi. Özetle o minik yavrularından yavaş yavaş ayrılmayı kafasına koydu. Bu kararına çok kızmış, çok sert yazılar yazmıştım. 'Barış sen müzik adamısın. Bundan sonra hiç beste yapmasan da, hiç şarkı söylemesen de milyonlarca çocuğun var. Şimdiye dek yaptıkların yeter. Sadece 'Arkadaşım Eşek' desen bile o çocuklar peşinden ayrılmaz. Bu yaştan sonra çakıl, çimento, kum  senin hayatına giremez. Girmemeli' gibi ikaz yazıları.

Ama hiç aklıma gelmeyen bir gerçek ağır basıyormuş. Eşi Lale Manço meğerse o villaları daha çok istiyormuş.  
     

Bu duyulur duyulmaz da işler değişti. Araya Sibel Can girdi, Sibel Can'ın yeni eşi girdi. Şile oldu Bodrum. 11 villa oldu kocaman bir tatil köyü falan filan.

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Rahmetli banka borçlarını nasıl öderim diye sabahlara dek uyumaz hale geldiği günlerde hayata veda etti. Her zaman her yerden davet alıyordu. Şayet işi yoksa da bunlara katılıyordu. Har zaman halkın içinde yaşadı. Hayatı boyunca hiçbir zaman yanında 'koruma' olmadı. Şimdiki yeni yetme popçular gibi on koruma ile dolaşmadı. Hatta çoğu zaman arabasını  kendi kullandı. O koleksiyon eski otomobillerinin direksiyonuna kimse oturamazdı. Her yere tek başına gitti, hep en çok itibar gören sanatçı oldu.

Hatta Fethullah Gülen'in onur başkanı olduğu 'Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın  gecesine de katıldı. O gece Fethullah Gülen'in yanında Barış Manço gibi hatıra fotoğrafı çektirenler arasında Recep Tayyip Erdoğan, rahmetli prof. Toktamış Ateş, Cengiz Çandar, Müjdat Gezen gibi çok farklı düşünce ve kutuplara mensup kişiler vardı.

Bu fotoğraf son zamanlarda internet medyasında şantaj malzemesi olarak kullanılıyor. Barış Manço'ya şarkılarından, sahne kostümlerinden ötürü  'ülkücülük-milliyetçilik' yakıştırıldı. Soran olunca evet de demedi hayır da. Sorana göre yanıt verdi. Hiçbir politik görüşü yoktu.  

Ülkesini hep sevdiğini söyledi ama hep Avrupalı kaldı. Belçika'da Kraliyet Akademisinde grafik okudu, iki oğlunu da Belçika'da amcalarının yanında okuttu.

Bir rivayete göre de annesi Rikkat Uyanık Ermeni kökenli vatandaşımızdır. İlk kadın solistlerden olarak bilinir. Özetle cemaat ile uzaktan yakında ilgisi olduğunu ne duydum, ne hissettim.
   

Yarın bir başka iftirazede efsane sanatçı Cem Karaca'yı anlatacağım. 

AYKUT IŞIKLAR

Medyafaresi.com