MedyaFaresi MedyaFaresi

Bildirici: Sözcü’nün Canan Kaftancıoğlu haberi eksiklerle doluydu

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Sözcü gazetesi yazarı Serpil Yılmaz'ın "Atatürk’e atfen 'Gazi Mustafa Kemal' ismini kullanmayı tercih ettiğini söyleyen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu Hakkındaki haberini eleştirdi.

Eklenme: 16 Eylül 2020 11:32 - Güncelleme: 16 Eylül 2020 11:38

Faruk Bildirici, Sözcü yazarı Serpil Yılmaz'ın ‘Kendimi ait hissettiğim bir ifade" başlıklı yazısına ilişkin olarak, "Uluç Gürkan’ın suçlamasına karşı Kaftancıoğlu’nun görüşünün alınmadan tek yanlı bir metnin yayımlanması, Kaftancıoğlu’na cevap hakkı tanınmaması ve habere konu konuşmasının içeriğiyle ilgili okura bilgi verilmemesi yanlış olmuş. Eleştirilerin ardından haberi gözden geçirmek yerine tek yanlı başka bir haberle yanıt vermek de başka bir hata." değerlendirmesinde bulundu. 

Bildirici, "CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 1.5 saatlik konuşmasında üç kez 'Gazi Mustafa Kemal' demiş, 'Atatürk' soyadını hiç anmamış. Toplantıyı yöneten eski milletvekili ve TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan, 'Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?' diye sormuş, 'Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum' yanıtını vermiş.

Bütün mesele bu.  Serpil Yılmaz’ın toplantıdaki bu sözleri Sözcü’de yayımlamasının ardından önce sosyal medyada büyük gürültü koptu. Haberi internet sitesi ve diğer gazeteler alıntıladı. Ardından CHP’li bazı milletvekili ve yöneticilerden gelen tepkilerle parti içi bir siyasi kavgaya dönüştü." ifadesini kullandı. 

Bildirici, "Canan Kaftancıoğlu’nun 'Atatürk' soyadını anmaması ve Uluç Gürkan’ın sorusuna ilişkin yanıtının haber değeri taşıyor. Haber değeri olduğunun en büyük göstergesi de haberin yayımlanmasının ardından gelen tepkiler, tartışmalar ve haberlerin yayılma hızı. Bu kadar büyük ilgi ve itirazla karşılaşması, Kaftancıoğlu’nun toplantıdaki sözlerinin yazılmasının ne kadar doğru olduğunu kanıtlıyor." görüşünü savundu. 

Bildirici yazısında şunları kaydetti: 

Ancak her ne kadar Sözcü’nün açıklamasında bir köşe yazısı olduğu vurgulansa ve “Haber kutsal ve yorum hürdür” denilmiş olsa da burada bir makale değil, bir haber söz konusu. Gerçi bir köşe yazısı için de aynı habercilik kuralları geçerlidir.

Ama bir köşe yazarı tarafından kaleme alınmış olan bu metin aktüel bir gelişmenin aktarılması üzerine kurulmuş. Üstelik de yazar yorum yapmamış, Mustafa Kemal’in Atatürk soyadını almasına dair bilgiler vermiş, analiz yapmış. 

Kaftancıoğlu’nun sözlerinin “Cumhuriyet devrimlerine hayır” dediği anlamına geldiği yorumunu yapan Uluç Gürkan. Serpil Yılmaz, Uluç Gürkan’ın yorumunu alıp bir kutu olarak metne eklemiş. Bu da metnin bir köşe yazısı değil haber formatında kabul edilmesi gerektiğini gösteriyor.

Zaten Serpil Yılmaz’ın haberinin gazetecilik açısından en büyük eksiği de tam bu noktada. Sadece Kaftancıoğlu’nun sözlerini yazsa ve onun üzerinden kendi yorumunu aktarsa Kaftancıoğlu’nu aramasına gerek olmayabilirdi. Ama konunun taraflarından birisini arayıp görüşünü alırken, asıl özne konumundaki kişinin yanıtı almaması yanlış. Çünkü Uluç Gürkan, Kaftancıoğlu ile ilgili bir suçlama getiriyor, onu “Cumhuriyet devrimlerine karşı” bir kişi olarak ilan ediyor! Bu durumda Kaftancıoğlu’na cevap hakkı tanımak, bu suçlamaya ilişkin düşüncesini de Sözcü okuruna aktarmak zorunluydu. Adil ve dengeli gazetecilik böyle davranmayı gerektirirdi.

Kaldı ki, Sözcü, Kaftancıoğlu’nun haberin yayımlanmasının ardından yaptığı açıklamaya da gazetede yer vermedi. Serpil Yılmaz, 15 Eylül’de yayımlanan “Atatürk, TDK’ya ‘Ata’ kelimesinin dil kökeni araştırmasını yaptırıyor” başlıklı yazısında Kaftancıoğlu’nun görüşlerini özetle de olsa aktarmadı.

Aynı gün Sözcü’de yayımlanan CHP İzmir milletvekileri Kaftancıoğlu’na sert çıktı: Atatürk diyemeyen il başkanına ders verilmemesi ayıbımızdır” başlıklı bir haber de sadece Kaftancıoğlu’nu eleştiren CHP’lilerin görüşlerine yer verildi. Sözcü okurları tek yanlı bilgilendirilmiş, Kaftancıoğlu’na “savunma” fırsatı verilmemiş oldu.

Haberin başka bir önemli eksiği de Kaftancıoğlu’nun toplantıdaki konuşmasının içeriğiyle ilgili hiç bilgi verilmemesi. Hatta “Gazi Mustafa Kemal” ismini hangi cümlede, ne bağlamda geçirdiği bile aktarılmamış. Habercilik açısından ciddi bir hata bu yöntem.

Konuşmasından bir cümleyle bile bahsedilmiş olsa belki Mustafa Kemal diye anarken olumsuz bir ifade kullanmadığı da anlaşılabilirdi.