MedyaFaresi MedyaFaresi

Arzu Yanardağ: Toplumda ciddi bir öfke problemi var

Medyafaresi.com özel röportaj- Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınına karşı ''evde kal'' çağrılarına sinema ve tiyatro oyuncusu Arzu Yanardağ da katıldı. Güzel oyuncu, korona salgınından sonra "Şükredecek ne çok şeyim varmış meğer." dedi.

Eklenme: 24 Nisan 2020 10:46 - Güncelleme: 24 Nisan 2020 12:00

Derya Özkök / Medyafaresi.com

Dünyayı etkisi altına alan, hayatımızı hızla değiştiren koronavirüs salgını hala korkuturken "evde kal" çağrısı yapan ünlülerden biri de Arzu Yanardağ...

1977 İstanbul doğumlu, olan güzel oyuncu, tiyatrocu bir babanın kızı...

Önce manken, fotomodel olarak tanıdık kendisini sonra da dizi oyunculuğu, sinema filmleri, tiyatro oyunlarından... Biz sorduk, o samimiyetle cevap verdi sorularımıza...

Siz de içinde bulunduğumuz dönemde 'evde kal' çağrısı yapan isimlerden biri oldunuz. Karantinada hayat nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz?

  -Biz ilk vaka açıklandığı günden beri evdeyiz. Annem, kızım ve kedimle beraberim. Babamı geçen yaz kaybettik. En büyük isteğim, annemin yanımıza gelmesi ve bir arada yaşamaktı. Karantina buna vesile oldu. Annem ziyaretimize gelmişti ve bir daha evine dönmedi. Son olarak annem ve kızımla Harry Potter serisini izlemeye başladık.

Sosyal medyada instagram’daki canlı yayın sohbetlerinizde bu salgından sonra bir farkındalık yaşadığınızdan bahsediyorsunuz. Bunu biraz daha açar mısınız? Neler değişti bu süreçte?

  -Şükredecek ne çok şeyim varmış meğer. Sistemin karmaşasındayken durup şükretmiyor insan. Hep bir koşturmaca, acele, telaş. Şimdilerde sakinleyip, şükredeceğim şeylerin farkına vardım. Bu farkındalık için de şükrediyorum.

Bu arada moderatörlük işinde çok başarılısınız? Bir eğitim aldınız mı?

  -Çok teşekkür ederim. Değerli dostum Emrah Yılmaz’ın fikriydi. Ben de bayağı sevdim, alıştım. Şimdi bir gün yayın olmasa; ‘neden yayın yok, çok beğeniyoruz, çok faydalı bilgiler var’ gibi mesajlar alıyorum. Onore oluyorum.

Bir sabah kuşağı ya da yemek programı gibi projelere açık mısın?

  -Neden olmasın? Yapamayacağım işler değil. Şimdiye kadar hep oyunculuğa ağırlık verdim. Ama sunuculuk yapmaktan da keyif alıyorum. Zaten birbirinden ayrı yapıları olan işler değiller. Belki programın formatını da ben hazırlarım. Kim bilir?

Kişisel gelişim ve meditasyon konularına uzun zamandır ilginiz var. Nasıl başladı bu ilgi?

  -20 yıl kadar önce meditasyon yapmaya başladım. Ardından Hindistan’a gittim. Nefes, yoga, numeroloji, astroloji, sufizm... birçok konuda araştırmalarım ve çalışmalarım oldu. Ancak uzun bir süre, bilgiyi edinip hayatıma geçirememe sorunu yaşadım. Geçen seneden beri bu konuda daha özgürüm. Beraber çalıştığım muhteşem bir yaşam koçum var. Onunla çok daha düzenli ve verimli çalışabiliyorum.

 Korona salgınından sonra evlerinde kalan dışarı çıkamayan kişiler arasında korku, kaygı ve depresyonun arttığını görüyoruz. Kişisel gelişim ve meditasyona ilgili biri olarak, insanların hayatlarına biraz olsun dokunmak adına da nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?

  -Bu süreçte herkese haberleri izlemeyi minimum düzeye indirmelerini tavsiye ediyorum. Moralleri yüksek tutmak için; müzik, dans, olumlama, nefes egzersizleri..akıllarına ne gelirse denesinler. İnstagram üzerinden birçok ücretsiz online derse ulaşabilirler. Aralarından kendilerine en iyi geleni seçmek için ise iç seslerini dinlesinler.

 Başarılı bir oyuncu olduğunuz gibi aynı zamanda bir annesiniz. Korona sürecinde kızınız Alara ile birlikte evde neler yapıyorsunuz?

  -Alara LGS’ye hazırlanıyor. Online dersleri, çalışmaları çok yoğun. Boş zamanlarında bazen mutfağa giriyor. Sosyal medya konusunda bana yardımcı oluyor. Geçen gün İnstagram hesabıma mavi tik aldı. Video çekmem gerektiğinde yönetmenliğimi yapıyor. Tüm bunların yanında çok gülüp eğleniyoruz. Onunla ilgili her zaman aklımda şu düşünce var: Ne iyi ettim de doğurdum.

 Katıldığınız bir programda “23 Nisan'da çocukları o koltuklara oturtmalarına karşıyım. Çocukları korumaya yönelik şeyler yapılmalı, o koltuklar onlara haybeye verilmedi” dediniz. Siz de bir anne olarak çocuklar için devlet yetkililerin canla başla çalıştığını düşünüyor musunuz?

  -Çocukları korumak konusunda dünya sınıfta kaldı. Sistem öyle sorunlu ki; her yıl binlerce çocuk, temiz suya erişemedikleri için çeşitli hastalıklara maruz kalarak hayatlarını kaybediyor. Ve bu korkunç gerçeğe, çoğunluğun bir itirazı yok. Sonuç olarak, birkaç dernek ve yardım fonu hariç hiç kimse çocukları korumaya çalışmıyor.

  Oğlunu kaybeden Ebru Şallı'ya sosyal medya üzerinden yapılan çirkin saldırılara bir anne olarak seslenmek ister misiniz?

  -Bir süre önce telefonumdan Twitter’ı sildim. Ve çok daha iyi hissediyorum. Eksikliğini de hiç hissetmiyorum. Toplumda ciddi bir öfke problemi var. Göz önünde olan insanları acımasızca eleştirerek kendini iyi hisseden zavallı bir kitle var. Kötüler, o kadar. Diyecek fazla bir şey yok. Saf kötülük yaptıkları.


Yine bir konuşmanızda 'Sevince samanlık seyran olmuyor' dediniz. Evlilik sizin için ne ifade ediyor? Tekrar bir evlilik düşünüyor musunuz?

  -Bu cümlenin önünde ve arkasında ne söylediğim de önemli. Tabiki maddi yetersizlikler, bir süre sonra çiftlerin kavgalarının en önemli sebebi haline geliyor. Evlilik düşüncemde hiç yok. Sadece esprilerimde mevcut. Ancak çok büyük bir aşk karşıma çıkarsa ve sürekli birlikte olma isteği olursa bir kez daha evlenebilirim.

 Şuan bir ilişkiniz var mı? Yada aşık olduğunuz biri var mı?

 -İlişkim de aşık olduğum biri de yok. Ve bu durum o kadar iyi hissettiriyor ki.. Muhteşem.

 Sizce seksi aşkla bağdaştırmak doğru bir tanımlama mı?

 -Kesinlikle. Kalbinin atmadığı bir insanla seks yapacağına, yoga yap daha faydalı. Dövüş sporları da keyifli olabilir.

 Son günlerde hepimiz, iyiliği umut ediyoruz. Türk filmleri arasında gerçekten iyi bir yere sahip olduğunu düşündüğüm 'Umut Adası' filmini ilk sinema filmim olarak değerlendiriyorum dediniz. 'Umut Adası' sizin için ne ifade ediyor. Gerekli ilgiyi gördüğünü düşünüyor musunuz? Yeni bir sinema projesi var mı?

 -Böyle bir açıklamam olmadı. Yazıldıysa bile röportajı yapan kişi yanlış anlayıp aktardı demek. İlk sinema filmim Asansör. Bu hoşuma giden bir gerçek. Başka bir filmin oraya geçmesine gerek yok. Belki performans olarak, Umut Adası’ndaki performansımı ön sıralara koymuş olabilirim. Halen insanlar bu filmle ilgili beğenilerini sunuyorlar. Mutluluk verici. Yeni sinema projem senaryosuna da katkıda bulunduğum keyifli bir komedi filmi. Ayhan Rüzgar’la beraber izolasyon günleri bitince çalışmalarına başlayacağız. Beni müthiş heyecanlandırıyor.

Son olarak Türkiye'de beğendiğiniz kadın oyuncu kim diye sorsak?

- Fazla düşünmeden Serenay Sarıkaya derim.