MedyaFaresi MedyaFaresi

Aşk, Büyü,vs filmine Altın Lale: Zengin kızla fakir kızın aşkı

Ümit Ünal’ın yönettiği “Aşk, büyü, vs” filmi İKSV İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film ödülü Altın Lale’yi alarak dikkati bir kez daha üzerine çekti.

Eklenme: 31 Temmuz 2020 08:26 - Güncelleme: 31 Temmuz 2020 17:46

Cumhuriyet'ten Erdoğan Mitrani'nin haberine göre; Ümit Ünal’ın 2019 Antalya Film Festivali’nde SİYAD En İyi Film Ödülü’nü alan, Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü’nü paylaşan ve Selen Uçer’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getiren son filmi “Aşk, Büyü, vs.” (2019) yazar yönetmenin içinden geldiği Yeşilçam geleneğine selam çaktığı ilginç ve farklı bir aşk hikâyesi.

Varlıklı bir milletvekilinin kızı olan Reyhan ile ailenin yazlık evindeki bekçinin kızı Eren 16- 17 yaşlarındayken Büyükada’da büyük bir aşk yaşamışlar, ilişkileri ortaya çıkınca Eren’in ailesinin zoruyla ayrılmışlardır.

Eren yirmi yıl sonra Büyükada’ya dönüp Reyhan’a hâlâ ona âşık olduğunu söylediğinde, yirmi yıl önce Adalı yaşlı bir kadına aşk büyüsü yaptırmış olan Reyhan onu geri getiren şeyin “aşk” değil, bu “büyü” olduğunu söyler. 

İŞTE AŞK, BÜYÜ, VS FİLM FRAGMANI

Bu aşktan vazgeçemeyen Eren, büyüye inanmasa da büyünün bozdurulması gerektiğini düşünür. İki kadın Büyükada’da eski bir aşkın, eski bir büyünün peşinde, tek günlük bir yolculuğa çıkarlar...

Bir söyleşide, bütün filmlerinde bir parça kenarda kalmış insanların öykülerini anlatmayı yeğlediğini, sıradan hayatlar yerine bu karakterlerin ilgisini çektiğini söylemiş olan Ünal, daha önce de eşcinsel karakterlerle ilgili filmler yaptığını, ancak “Aşk, Büyü, vs.”nin asıl çelişkisinin ikisinin de kadın olması değil, sınıfsal çelişki olduğunu belirtmişti.

Ancak, sınıfsal çatışmaların tüm filmlerinde var olduğu Ünal, bu durumun cinsellikte de belirgin olduğu savıyla, öyküsündeki birisi zengin ve güçlü, diğeri ise yoksul ve güçsüz bir babanın kızlarının yaşadığı aşkta birisinin hayatının mahvolurken, diğerinin ruhsal acılarına rağmen hayatına kaldığı yerden devam ettiğinin altını çizer.

BÜYÜKADA GÜZELLEMESİ

İki kadının Büyükada’daki fiziksel ve bunun paralelinde gelişen içsel yolculuğu, görsel işitsel bir şiir olarak gelişir. Oda sinemasının büyük ustası Ümit Ünal, öyküsünü yine çok az karakterle, tek bir mekânda anlatır.

Ancak tek mekân bu kez, bir oda ya da bir salon değil, dar sokakları, yemyeşil çamları ve dünyanın en güzel günbatımının izlenebildiği Aya Yorgi tepesiyle, kendine has doğası ve kültürüyle kentin yanı başında, ama kentten çok farklı büyüleyici Büyükada’nın tamamıdır.

“Aşk, Büyü, vs”de sınıfsal çelişkiyi ustalıkla vermesine karşın, belki de en “romantik” filmin yapmış olan Ünal’ın her zamanki hınzır mizah duygusunun yerli yerinde durduğunu gösteren kimi müthiş keyifli sahneler de var.

Ayşe ablanın oğlunun “zombi” monoloğu, Pempe ablalı sekans, Aya Yorgi’deki rakı keyfi ve o olağanüstü final, kolay unutulur gibi değil. Her zaman çok başarılı bir oyuncu yönetmeni olan Ümit Ünal, ikisi de Türk tiyatrosunun çok önemli oyuncusu olan Selen Uçer ile Ece Dizdar’dan benzersiz bir ikili performans elde etmiş.

Bitirmeden önce, yirmi yıllık bir özlemi ve birbirine susamışlığı etkileyici şekilde yansıtan sevişme sahnesinin bu derece ölçülü ve edepli çekilmesindeki müthiş bir ustalığa özellikle hayran olduğumu da belirtmek isterim.

* Erdoğan Mitrani’nin yazısının tümünü yayımlandığı ortakoltuk.com sitesinden okuyabilirsiniz.