Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliyesi dindar kadınlar arasında nasıl tartışılıyor?

Reşit olmayan kızını "evlendirmesiyle" ilgili davada hüküm giyen Hiranur Vakfı'nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel geçtiğimiz günlerde sağlık koşulları gerekçesiyle tahliye edildi. BBC Türkçe kararı kendini dindar olarak tanımlayan veya geçmişte cemaatler içinde bulunmuş kadınlarla konuştu.

Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliyesi dindar kadınlar arasında nasıl tartışılıyor?

Reşit olmayan kızını "evlendirmesiyle" ilgili davada hüküm giyen Hiranur Vakfı'nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel geçtiğimiz günlerde sağlık koşulları gerekçesiyle tahliye edildi.



Karar tüm Türkiye'de büyük tartışma yarattı. Peki kendini dindar olarak tanımlayan veya geçmişte cemaatler içinde bulunmuş kadınlar arasında nasıl yorumlandı?

Melike (gerçek ismi değil) 20'li yaşlarında genç bir kadın.


Aile içi baskı, şiddet ve cinsel saldırı nedeniyle, kendine yeni bir hayat kurmak için Hiranur Vakfı ile ilişkilendirilen İsmailağa Cemaati'nden ayrılalı altı yıl olmuş.

Ayrıldıktan sonra ilkokul, ortaokul ve lise diploması almış, şimdi üniversitede okuyor.

Çok küçük yaşlardan itibaren cemaatin Kuran kursuna ve medreselerine gitmiş, ileri gelenlerinin evlerine girip çıkmış.

Annesi ve babasının cemaatte nüfuzlu insanlar olduğunu söylüyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Melike, halen cemaatte olan arkadaşlarının, İsmailağa'nın istismarla anılmasından rahatsız olduklarını söylüyor.

"Haberleri iftira olarak görüyorlar. 'Sen hiç bizim cemaatte böyle bir şey duydun mu?' diyorlar. 'Bunlar kapımıza zarar vermek isteyenlerin oyunu' diyorlar."

Olayın gerçek olduğunu düşünenlerin ise Gümüşel'e destek çıktığını anlatıyor:

"Ya da 'Biz Müslüman kardeşiz onunla, onun yanında olacağız' diyorlar."


Gümüşel, 2024 yılında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuyla bağlantılı olarak 18 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edilmişti.

Gümüşel, suçlamaları "yalan iddialar" ve "İslami değer ve yargılara sahip insanları tahkir etmeye yönelik tezgahlanmış bir proje" olarak nitelendirmişti.

İddialar gündeme geldiğinde İsmailağa Cemaati, Gümüşel'in "gönül bağı olmakla beraber cemaatte resmi görevi olmadığını" açıklamıştı.

Aynı açıklamada, "resmi nikah kıyılmadan dini nikah kıyılmasına" karşı olduklarını da kaydetmişlerdi.

Cemaat, kararı izleyen süreçte delillerin düzgün toplanmadığını öne süren ve mahkumiyeti "adaletsizlik" şeklinde nitelendiren açıklamalar yaptı.

Gümüşel ayrı bir davada çocuğun kemik yaşını büyütmek üzere evrakta sahtecilik yapmaktan da beş yıl hapis cezasına çaptırıldı.

'Çok fazla eleştiri ya da yorum yapılmıyor'
Uzman psikolog Bahriye Kaman BBC Türkçe'ye, belirli bir cemaat hakkında konuşamayacağını vurguluyor, ama genel olarak dindar kadınların bu konuyu konuşmaktan çekindiklerini söylüyor:

"Mevzu dindar figürler ya da dini bi temsiliyet, bir hoca, bir başkan olunca insanlar sadece gözleriyle konuşuyor.


"Herkes birbirine ekranda haberi gösteriyor, ama çok fazla eleştiri ya da yorum yapılmıyor."

Bahriye Kaman
Uzman psikolog Bahriye Kaman'a göre dindar kadınlar "Dine zarar verir miyim?" endişesiyle konuşmuyor.
Bunun nedenlerini şöyle açıklıyor:

"Dindarların yaptığı eylemlere yorum yapınca, dine yapıyormuş algısı var. 'Acaba günah işler miyim? Dine zarar verir miyim?' endişesiyle çok cesurca dillendiremiyorlar.

"[Ayrıca] 'Kusurları örtmek lazım', 'Müslüman kardeşinin ayıbını açmamak lazım', 'Yayan ben olmamalıyım' gibi de [düşünüyorlar] çünkü böyle büyütüldük."

Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli'ye 'sahte kemik yaşı raporu' davasında beşer yıl hapis: Karar neden önemli?
Zeynep Duygu Ağbayır da Melike gibi çocukluğunu bir cemaatte geçirmiş.

Anti-kapitalist Müslümanların kurucularından.

Zeynep Duygu Ağbayır,
Zeynep Duygu Ağbayır, kendini "Müslüman feminist" olarak tanımlıyor.
Ağbayır, dindar kadınlar arasında çocuk yaşta evliliğin asla desteklenmediğini ama çok da tartışılmadığını söylüyor:

"'Hepimiz çok genç yaşta evlendik, şimdiki aklımız olsa evlenmezdik, çocuklarımızı öyle evlendirmiyoruz' diyorlar."


Müslüman feministler olarak olaydan "çok rahatsız" olduklarını ve eylem seçeneklerini değerlendirdiklerini söylüyor ve ekliyor:

"Cemaat ve tarikat meşrepli arkadaşlarıma baktığımda, 'Bir münferit olayla hedef gösteriyorsunuz' diyorlar. 'Biz içimizde bunu yargılıyoruz' diyor. Ama dışarıya güçlü görünme, içeridekini dışarıya yansıtmama hali çok güçlü."

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurucularından, siyaset bilimci Fatma Bostan Ünsal da BBC Türkçe'ye verdiği röportajda, Mart ayında Fatmanur Çelik'in eski eşini cinsel istismarla suçladıktan sonra kızıyla ölü bulunmasının ardından "muhafazakar camiada yaşanan sessizliği" hatırlıyor.

"Bu incelenmesi gereken bir şey, görmezden gelme durumu var" diyor.

İstismarla suçlanan baba A.Ş. Kuran'a Hizmet Vakfı ile ilişkilendirilmişti.

Vakıf ise A.Ş.'nin yönetici olduğu iddiasını reddetmiş ancak üyeliği konusunda herhangi bir yalanlamada bulunmamıştı.

Fatma Bostan Ünsal
AKP'nin kurucularından Fatma Bostan Ünsal, muhafazakar camianın Fatmanur Çelik'in ölümü karşısında da "sessiz" kaldığını hatırlatıyor.
Fatma Bostan Ünsal "[Fatmanur Çelik olayını] çok geç öğrendim" diyerek özeleştiri de yapıyor:

"Ben Gülben Ergen'in X paylaşımıyla öğrendim. Bizim [camianın] gündemimize girmiyor, çünkü haberimiz bile olmuyor. Nasıl haberimiz olmuyor ben de bilmiyorum gerçekten ama bilmemek bile bir şeyi gösteriyor."


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın şikayeti üzerine, Gülben Ergen hakkında Fatmanur Çelik ve kızıyla ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan soruşturma başlatılmıştı.

'Muhafazakar kesim iktidara kendini borçlu hissediyor'
Fatma Bostan Ünsal, "sessizliğin" nedenini sorduğumuzda şu yanıtı veriyor:

"Muhafazakar kesim iktidara kendini borçlu hissediyor. Bu zamana kadar yararlanamadıkları temel haklarının bu iktidar tarafından tanınması nedeniyle.

"Son dönemlerde AK Parti'nin gittikçe liberal değerlerle arasına mesafe koyup, dindar kesime yaslanıyor olması nedeniyle -bunun içinde tabii ki cemaatler çok önemli- cemaatlere birden çok güç kazandırıldığını görüyoruz. İktidarın nezdinde güçlü bir kurumu hedef almamak için mi yapılıyor [susuluyor]? Bilemiyorum.

"Ama o cemaatlerle aynı düşündüklerini asla düşünmüyorum kadın gruplarının."

Zeynep Duygu Ağbayır'a göre "cemaatlerin ve tarikatların kamu kuruluşlarında yaygınlaşmış olması" kadınların seslerini çıkarmakta zorlanmasına yol açıyor:

"[Fatmanur Çelik'in] ardından kalanlar olarak çok utanmış ve çok çaresiz hissettiğimiz halde, bu kadar kalabalıkla sesimizi çıkarsak da onların kalabalığını aşmakta zorlanıyoruz çünkü devlet dediğimiz yapı onlara eşlik ederek yürüyor bu yolu ve biz dışarıda kalıyoruz."

İsmailağa'da çocuk yaşta evlilik var mı?
BBC Türkçe'nin görüştüğü, İsmailağa Cemaati hakkında doğrudan bilgi sahibi kadınlar çocuk yaşta "evlendirme"nin yaygın olmadığını söylüyor.