Aile içi şiddet, akran baskısı, düşük okul aidiyeti, ekran içerikleri ve kontrolsüz sosyal çevreler öne çıkan nedenler arasında sıralandı. Uzmanlar, bu tür olayların tek bir nedene bağlanamayacağını, bireysel ruh hali kadar toplumsal ve dijital çevrenin de birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Art arda yaşanan okul saldırıları, çocuk ve ergenlerde şiddetin hangi koşullarda büyüdüğü tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu olaylar yalnızca bir asayiş başlığı olarak ele alınamayacak kadar derin bir toplumsal kırılmaya işaret ediyor. Milliyet'in aktardığına göre, Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, bu tür saldırıların çoğu zaman uzun bir sürecin, gözden kaçan uyarıların ve birden fazla etkenin birleşimiyle ortaya çıktığını belirtti.
Ekran içerikleri etkili oluyor
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre, Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, şiddet içeriklerinin çocuklar ve ergenler üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu söyledi. Ülkü, bu karakterlerin zamanla rol model haline gelebildiğini, bunun da duyarsızlaşmayı ve saldırgan davranışları artırabildiğini ifade etti.
Tek nedene bağlanmamalı
Pelin Hazer de, okul saldırılarında en büyük hatanın tek bir nedene tutunmak ya da hızla etiketleme yapmak olduğunu belirtti. Hazer, olayın yalnızca bir kişinin ruhsal durumuyla açıklanamayacağını, bireysel psikopatoloji ile toplumsal bağlamın birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Hazer ayrıca, bir kişiye sosyal medya paylaşımları ya da tek bir olay üzerinden doğrudan psikiyatrik tanı koymanın bilimsel olmadığını vurguladı.
Dijital tehditler ve sessiz sinyaller
Hazer, saldırı öncesi yapılan açık tehditlerin ya da ima içeren paylaşımların hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Bu tür mesajların, tehdit değerlendirmesi literatüründe kritik bir işaret olarak görüldüğünü belirten Hazer, dijital ayak izlerinin takibi, okul güvenliği protokolleri ve aile-çevre duyarlılığının hayati önemde olduğunu kaydetti. Hazer'e göre bu tür paylaşımlar "şaka" ya da "ergenlik hezeyanı" diye geçiştirilmemeli.
Şanlıurfa'da eskiden öğrencisi olduğu lisede 16 kişiyi yaralamıştı: Saldırıdan önceki gün gözaltına alınıp serbest bırakılmış!
Evde görülen şiddet okula yansıyor
Çocuk Gelişimi Uzmanı Demet Gülaldı da aile içindeki şiddetin çocukların davranışlarını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Gülaldı, öfke kontrolü sorunları, akran baskısı, kendini kanıtlama isteği ve zayıf destek mekanizmalarının şiddet riskini büyüttüğünü belirtti.
"Görünür olma" isteği uyarısı
Eğitimci Salih Uyan ise bazı saldırılarda öne çıkma ve tanınma arzusunun etkili olabildiğini söyledi. Uyan, okul saldırılarında faillerin görünür hale gelmesinin benzer eğilimleri tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
"Yatak odası radikalleşmesi" vurgusu
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası Radikalizm Gözlemevi Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir ise çocukların ideolojik değil, daha çok bireysel ve dijital etkilerle biçimlenen bir radikalleşme süreci yaşayabildiğine dikkat çekti. Demir, "yatak odası radikalleşmesi" olarak tanımladığı bu süreçte çocukların izledikleri içeriklerin, girdikleri platformların, sosyal medya hesaplarının ve çevrimiçi konuşmaların etkili olabileceğini; travma, başarısızlık ve devamsızlık gibi başlıkların da önceden sinyal verebildiğini söyledi.
Sorun fark ediliyor, mekanizma kurulamıyor
Demir, birçok vakada ailelerin, öğretmenlerin ya da yetkililerin bazı işaretleri önceden fark ettiğini; asıl sorunun ise bu sinyalleri şiddetten arındırma sürecine dönüştürecek mekanizmaların eksikliği olduğunu belirtti. Demir'e göre yalnızca güvenlik önlemlerini artırmak yeterli değil; riskli bölgelerde okul temelli analiz birimleri kurulması, öğretmen, psikolog, sosyal bilimci ve güvenlik birimleri arasında düzenli bilgi paylaşımının sağlanması gerekiyor.
Okullarda şiddet sarmalı: Son 45 günde, 2 öğretmen ve 8 öğrenci öldürüldü!
Taklit riski uyarısı
Demir, bu tür eylemlerin taklit edilebilir nitelik taşıdığına da dikkat çekti. Faillerin ikonlaştırılmasının ya da olay görüntülerinin yaygın biçimde dolaşıma girmesinin yeni riskler doğurabileceğini belirten Demir, medyada görsel sunum biçiminin de bu nedenle önem taşıdığını söyledi.
Savaş oyunları şiddeti sıradanlaştırabiliyor
Çocuk-Ergen Psikoloğu Serhat Çıkman, savaş ve çatışma temalı dijital oyunların tek başına şiddetin nedeni olarak görülemeyeceğini, ancak uzun süre bu içeriklere maruz kalmanın bazı çocuk ve ergenlerde şiddeti sıradanlaştırabildiğini belirtti. Sabah'a konuşan Çıkman, ölümün ve saldırının puanla ödüllendirilen, tekrar eden bir kurgu içinde sunulmasının gerçek hayatla sanal dünya arasındaki sınırı zayıflatabildiğini, özellikle öfke kontrolü sorunu yaşayan ya da psikolojik açıdan kırılgan çocuklarda riskli süreçleri derinleştirebildiğini ifade etti.
Eğitimciler okullardaki şiddet eylemlerini yurt genelinde protesto etti, acil önlem alınmasını istedi
Sosyal çevre etkisi
Uzmanlar, kontrolsüz çevrelerde oluşan yapılar ve çocuk çetelerinin de şiddeti normalleştirdiğine işaret etti. Bu etkinin özellikle okul çağındaki çocuklar açısından ayrı bir risk alanı oluşturduğu belirtildi.