MedyaFaresi MedyaFaresi

Türker Ertürk, Cihat Yaycı istifasının arka planını açıkladı: Hulusi Akar daha vazgeçilmezdi...

Emekli Amiral Türker Ertürk, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın gündemi sarsan istifasına dair açıklamalarda bulundu.

Eklenme: 23 Mayıs 2020 13:56 - Güncelleme: 23 Mayıs 2020 14:08

" Yaycı'nın Arka Planı" başlıklı bir yazı yazan Türker Ertürk, "Yaycı’nın şık olmayan, onur kırıcı, devlet aklından uzak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gelenek ve göreneklerini bir defa daha tahrip eden bu görevden alınma sürecini tasvip etmek mümkün değil" diyerek Yaycı ile ilgili gerçeklerin 'sevimli' olmadığını söyledi. Ertürk Yaycı'nın istifasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın etkili olduğunu yazdı. 

Ertürk'ün yazısı şöyle: 

"Hulisi Akar, Yaycı’yı TSK içinde istemiyor, onu kendi otoritesine ve TSK’nın hiyerarşik sistemine karşı tehdit olarak görüyor. Geçen yıl, askeri bir şura özelliğini kaybetmiş ve siyasallaşmış olan Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) Yaycı terfi ettirilmeyerek hem ikaz edildi, hem de bir şans verildi; daha düşük bir profil sergilemesi, medyatik olmaması, medyayı bazı gazeteciler üzerinden manipüle etmemesi ve hiyerarşik düzenin dışına taşmaması için!

Esasında; AKP Genel Başkanı ikisini de seviyor ve tutuyor. İkisi de Erdoğan’ın adamı. Ama birisi ötekini istemiyor ve kendine yönelik tehdit olarak değerlendiriyor. Yaycı da geçen YAŞ’tan bu yana istenen düzelmeyi göstermeyince, bardağı taşıran son damla ile birlikte Erdoğan tarafından Akar’ın talebine istinaden görevden alındı.

Yaycı medyayı kullanarak ve manipüle ederek kamuoyu baskısı ile durumsal üstünlük sağlayıp tekrar görevine iadeyi sağlamaya çalıştıysa da başaramadı. İki ay sonra emekli edileceğini anlayınca, çareyi istifa etmekte buldu.

Hulusi Akar daha vazgeçilmez

Erdoğan, tuttuğu iki isim arasından Akar’ı tercih etti ve diğerinden şimdilik vazgeçti. Çünkü Hulusi Akar daha vazgeçilmezdi. Akar’ı vazgeçilmez kılan ise 15 Temmuz Darbe Girişimi öncesi, sırası ve sonrasında yaptıkları ve yapmadıklarıydı. O dönemin gri bir dönem olduğunu, aydınlatılmasının kasti olarak iktidar tarafından engellendiğini çok net olarak biliyoruz.

Yaycı akıllı, sosyal ağı ve irtibatları geniş olan, iyi öğretim almış, kendini yetiştirmiş ama ele avuca sığmayan, ihtirasları gem vurulacak gibi olmayan ve öfkesini kontrol etmekte çok ciddi sorunlar yaşayan birisi. Geçmişte öfke kontrolü yüzünden başı çok ciddi biçimde ağrımış, yasal olarak belaya da girmiş ama büyükleri “Akıllı çocuktur, düzelir” değerlendirmesiyle kendisini kollamışlar ve korumuşlar.

Gücünü Erdoğan’dan Alıyordu

Yaycı, rütbesinin ve görevinin gerektirdiği gücün çok ötesinde bir güç kullanıyordu. Bu gücü de Erdoğan’dan alıyordu. Onun makamına randevusuz girebilen tek asker olduğu biliniyor. Bu gücü nedeniyle; bırakın astları ve emrinde görev yapanları, üstleri ve amirleri bile Yaycı’dan çekiniyorlardı.

Yaycı’nın böyle bir yüksek profil çizmesinden, medyayı da yönlendirerek komutanlarını gölgede bırakmasından, özellikle Türk Deniz Kuvvetleri’nde ne yapılmışsa ve yapılıyorsa Yaycı yapmıştır algısının yaratılmasından Hulusi Akar başta olmak üzere tüm komutanları memnuniyetsizdi.

Yazının devamı için TIKLAYIN