15 yaşından küçük çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlayacak düzenlemeyi de içeren kanun teklifi bugün TBMM'de Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Düzenleme, tüm kullanıcıların dijital platformlara girişte yaşını ve kimliğini doğrulamak zorunda olmasını da öngörüyor.
Bu konuya dair ilk açıklamalar Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten geldi. Bakan Gürlek, Şubat ayı ortasında sosyal medya düzenlemesi üzerinde çalışmaya başladıklarını ve düzenlemeyi 2026 yılında yürürlüğe sokmayı hedeflediklerini açıkladı. Gürlek, sosyal medya hesaplarına kimlik ve telefon doğrulamasıyla girileceğini belirterek "Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak" dedi.
Sahte hesaplar üzerinden "itibar suikastları" yapıldığını, hakim ve savcıların hedef gösterildiğini ve yargılamaların etkilenmeye çalışıldığını savunan Gürlek, kimliği belli olan kullanıcıların cezai sorumluluğunun daha açık biçimde işletileceğini söyledi.
Bu açıklama, sosyal medya tartışmasını içerik denetimi düzleminden çıkarıp doğrudan kullanıcı kimliği eksenine taşıdı. Artık mesele yalnızca hangi paylaşımın suç sayılacağı değil; kimliğin önceden doğrulanıp doğrulanmayacağı.
"Zaten geniş bir müdahale kapasitesi var"
İfade Özgürlüğü Derneği kurucularından internet hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz'e göre bu noktada temel soru, düzenlemenin gerçekten zorunlu olup olmadığı.
Akdeniz, öncelikle Türkiye'de sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan soruşturma ve davaların sayısının zaten yüksek olduğunu hatırlatıyor. Cumhurbaşkanına hakaret, kamu görevlisine hakaret, tehdit ve yargıyı etkilemeye teşebbüs gibi suç tipleri yürürlükte. Kolluk birimleri IP adresi ve platform iş birliği yoluyla kimlik tespiti yapabiliyor. Bu tabloya bakıldığında, anonimlik nedeniyle devletin hareketsiz kaldığı bir durumdan söz edilemeyeceğini belirtiyor.
Akdeniz'e göre mevcut müdahale araçları varken tüm kullanıcıların baştan kimlik doğrulamasına tabi tutulması "ölçülülük" ilkesini tartışmalı hale getiriyor. Demokratik toplumlarda müdahalenin gerekli ve orantılı olması gerektiğini hatırlatan Akdeniz, genel ve sürekli kimlik doğrulamasının, tekil suçlarla mücadele için aşırı bir araç olabileceğini savunuyor. Akdeniz'e göre burada hukuki bir boşluk değil, yeni bir denetim katmanı gündemde.