Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından Ortadoğu'da artan gerilimin ardından Türkiye ve İsrail'in askeri partilerinin karşı karşıya gelmesi gibi bir ihtimalin mevcut olduğunu ancak "çok düşük" olduğunu belirtti.
Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik'e konuşan Bakan Güler, "Genel olarak, doğrudan askeri bir çatışma riski mevcut olsa da bu ihtimal şu an için çok düşük görünüyor" dedi.
Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'da bölünmeleri "Suriye'nin geleceğine dair fikir ayrılıkları, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkları ve bölgesel ittifaklar" olarak yönlendirilen Bakan Güler, "Olası istenmeyen durumların önüne geçilmesi amacıyla, sahada yanlış anlaşılmaları ve kazara bir çatışmayla mücadele etmek için ilgili kurumlarımız arasında yönlendirilmektedir" dedi.
Güler, bölgedeki devam eden çatışmaların insani ve güvenlik boyutlarına değinerek, düzenli yasa dışı göç hareketlerinin ve uluslararası kaçakçılık işlemlerinin artma ihtimaline dikkat çekti.
Türkiye'nin küresel ve küresel güvenlik politikalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, sınırın ötesinde askeri varlıktan yerli savunma sanayii uygulamalarıne kadar pek çok konuda merak edilen bilgileri yanıtladı. Özellikle Suriye'nin gelişmeleri ve ABD ile ilişkilerin ilişkilerindeki gelişmelere dikkat çekildi.
"ABD ile Suriye'de ortak paydada buluştuk"
Bakan Güler, ABD'nin Suriye politikasındaki sahadaki yansımalarını değerlendirdi. Washington'un Demokratik Suriye Güçleri ile ilişkileri ilişkisine yanıt veren Güler, ABD'nin son dönemdeki yaklaşımını "ortak bir payda" olarak nitelendirdi.
Güler, "ABD'nin son dönemde SDG yerine Suriye finansmanı'nı muhatap alan açıklama ortakları ve yaklaşımları, ABD ile bir payda buluştuğumuzun göstergesidir" ifadesini kullandı. Suriye'de çözüm yapısının yapısının kurumsallaşmasıyla değil, merkezi otorite altında birleşme ile güçlendirilmesini mümkün kılan Bakan, Türkiye'nin bölgede varlığının kalıcılığına dayalı bir istikrar sağladığını vurguladı.
Sınır ötesi varlıklar: "Yayılmacılık değil, güvenlik hizmetleri"
Türkiye'nin Katar dahil birçok askeri devletinin "küresel güç olma arzusu" mu yoksa "yayılmacı bir politika" mı olduğu yönündeki tartışmalara son noktayı koyan Güler, bu durumun ulusal güvenlik çıkarlarının bir sonucu olduğunu belirtti.
Güler, "Bu askeri varlıklar; ortak eğitim, kapasite geliştirme ve krizlerin kaynağında programlı amaçlara hizmet vermektedir. Yayılmacı bir anlayışın değil, bölgesel istikrara katkı hedefinin bir sonuçları" dedi.
S-400 ve CAATSA yaptırımları
ABD ile gelişmelerde gerilime neden olan CAATSA yaptırımları ve S-400 hava savunma sistemleri konusunda ise Türkiye'nin çözüm süreci netleşti. Bakan Güler, S-400'lerin NATO sistemlerine entegre edilmesinden, "tek başına (bağımsız)" kullanım konseptiyle çalıştırılması fikrinin ABD'li muhataplara iletildiğini ve bunun en makul çözüm olduğunu belirtti.
Çelik kubbe için tarih verdi
Türkiye'nin hava sahasını genişleyen yerli ve milli "Çelik Kubbe" projesinin ne zaman tamamlanacağı sorusuna da ulaşılabilir gelen Güler, teslimat takvimini duyurdu.
Çelik Kubbe'yi "milli hava ve savunma sonuçlarının başarısı" olarak kanıtlayan Güler, "Projenin teslimat takviminin 2026-2029 yılları arasında olması öngörülmektedir" dedi. Sistem, çok düşük irtifadan en yükseğe kadar tüm tehditlere yanıt verecek bir güvenlik şemsiyesi oluşturacak.
Dünyada artan risk nedeniyle Türkiye'nin nükleer silaha sahip olmasının mevcut durumdaki yapılmakta olduğunu de değerlendiren Bakan Güler, Türkiye'nin uluslararası antlaşmalara sadık kalacağını vurguladı.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesinin Antlaşması'na (NPT) tarafının hatırlatan Güler, "Temel önceliğimiz, güvenliğimizi güçlü konvansiyonel kabiliyetler, ileri teknoloji yatırımları ve etkin cadırcılık anlayışıyla kesin noktadan almaktır" diyerek nükleer silah yerine yüksek teknolojili konvansiyonel güce odaklanılacağı mesajını verdi.