Abone Ol

Polimetre Anketinde CHP ile AKP arasındaki fark artıyor.

Polimetre Anketinde CHP ile AKP arasındaki fark artıyor.

Polimetre Anketinde CHP ile AKP arasındaki fark artıyor.

Polimetre Anketinde CHP ile AKP arasındaki fark artıyor.
Türkiye’de 2027 Kasım ayında yapılması öngörülen 29. Dönem Milletvekili Seçimi öncesi yayımlanan kapsamlı bir analiz, siyasi dengelere ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. “Eğilim Çizgisi Yöntemi” kullanılarak hazırlanan çalışmada, seçmen davranışları ve partilerin oy oranlarına dair önemli tahminler yer aldı.

CHP birinci parti konumunda
Araştırmaya göre, seçime ittifaksız girilmesi halinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) %31,1 oy oranı ve yaklaşık 16,4 milyon oyla birinci parti konumuna yükseliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ise %27,7 oy oranıyla ikinci sırada yer alıyor.

Seçime katılım düşüyor
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise sandığa gitmeyen seçmen sayısındaki artış. Yaklaşık 11,9 milyon kişinin oy kullanmayacağı ya da geçersiz oy vereceği öngörülüyor. Bu grup, CHP ve AKP’den sonra üçüncü büyük “seçmen kitlesi” olarak öne çıkıyor.

Baraj altında kalan partiler kritik rol oynuyor
Analize göre, barajı geçemeyecek partilere oy veren seçmen sayısı 9 milyonu aşıyor. Bu durum, temsil edilemeyen oy oranının ciddi seviyelere ulaşabileceğine işaret ediyor. Araştırmada, bu partilerin toplam oyunun bazı büyük partilerin toplamını dahi geçebileceği vurgulanıyor.

Seçmen sayısı artıyor
2027 seçimlerinde toplam seçmen sayısının yaklaşık 64 milyon 755 bin olması bekleniyor. Geçerli oy oranının ise %81,6 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Trendler ne söylüyor?
Son dört seçimin verilerine dayandırılan analizde şu eğilimler dikkat çekiyor:

 

CHP oylarında artış trendi


AKP oylarında düşüş eğilimi


Sandığa gitmeme eğiliminde artış


Küçük partilerin oylarında yükseliş

Uzmanlardan öneri
Çalışmada, temsil adaletsizliğini azaltmak adına barajı geçemeyecek partilerin tek çatı altında seçime girmesi öneriliyor.
Sonuç:

Araştırma, 2027 seçimlerinin yalnızca partiler arası rekabetten ibaret olmayacağını; seçmenin sandığa gitme eğilimi ve temsil sorununun da seçim sonuçları üzerinde belirleyici olacağını ortaya koyuyor.