Abone Ol

Öcalan yeni imaj yaptı! İşte Apo'nun Nietzsche bıyığı!

Milliyet yazarı Güneri Civaoğlu, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüştü. İşte o yazı...

Öcalan yeni imaj yaptı! İşte Apo'nun Nietzsche bıyığı!

Öcalan Nietzsche bıyığı bıraktı


Milliyet Gazetesi yazarı Güneri Civaoğlu'nun Öcalan'ın avukatları ile görüşmesinden sonra kaleme aldığı köşe yazısı...

AVUKATLARI GÖRÜŞMEK İSTEDİ

Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla ben de görüştüm. Gazetelerde Öcalan'ın görüşlerini onların yansıttığını okuyordum.
Mesleki ilgi duyuyordum.
Ziyaret istekleri üzerine gazetedeki odamda 2 saate yakın konuştuk. 2 avukatı ile beraber Öcalan'ın "medyasözcüsü" de gelmişti. Konuştuklarımız arasında "yazılmamak koşullu" hiçbir "özel" olmadı.
Böyle görüşmelerde bazen karşılıklı yanlış anlaşılma/algılama olabiliyor.
Biz de bundan sakınmak için gazetemizin muhabiri Burcu Karakaş ile birlikteydik.
Burcu konuya yabancı değil. Marmara Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi okudu, Boston Üniversitesi'nde yüksek lisansyaptı. Tez konusu "Diyarbakır Askeri Cezaevi..."
Onun da katıldığı konuşmaları özenle not aldı.
Aşağıdaki satırlarım bu notlardan alıntılarla harmanlanmış görüşlerim, gözlemlerim, izlenimlerimdir.

İMRALI'DA YAŞAM FOTOĞRAFLARI

Abdullah Öcalan -kabul edilsin ya da edilmesin- sorunun çözüm devresinde.
Fikir üretiminde, Türkiye'nin ve elbette Güneydoğu'nun nabzını tutabilmesi önemli.
Güneydoğu'dan Batı'ya tüm Türkiye'de oluşan psikolojiyi izleyebiliyor mu?
Özellikle, toplumda "artık kanın durması" psikolojisinin yükselişini...
Silah ve kanla beslenen damarın kurumadığını ama zayıflamakta olduğunu yeterince algılama olanağı var mı?
Bunun için sürekli "güncelleşmesi" gerek.
Oysa, avukatlarından dinlediğime göre "televizyonu yok..."
Sadece haberleri değil, tartışma programlarını, toplumun çeşitli kesimleriyle röportajları, küresel çerçevede değişimleri izleyemiyor.
10 yıl öncesinin gözlemleri yetersiz kalabilir.
Avukatlarının her defasında 1 saatle sınırlı görüşmelerde anlattıkları, güncelden satırbaşları olabiliyor.
Gerçi İmralı'da diğer mahkûmlarla günlük sohbetleri oluyor ama bunlar da dolaylı edinilen bilgiler.
Diğer mahkûmlardan 4'ü PKK'lı, biri ise sol silahlı örgütlerden birinin mensubu.
Hepsinin yaşları 40-50 aralığında. Bu vesileyle Öcalan'ın da 62 yaşında olduğunu belirteyim.

Nietzsche bıyığı bıraktı

Avukatları "çok da fazla değişmediğini, biraz zayıfladığını, gözlük kullandığını" söylediler. "Bıyıkları da Nietzsche'nin bıyıklarına benzemeye başlamış."
Elbette bunca konu arasında "bıyık" muhabbeti yapılmadı.
Öcalan'ın "ecelimle bile ölsem inanmazlar, ortalık karışır, çok kötü şeyler olabilir" söylemi bağlamında fiziki değişimi "sağlık" genel başlığı altında konuşuldu.
Nietzsche için bir başka açıdan bakalım.
Öcalan hapishanede bine yakın kitap okumuş. Özellikle tarih, felsefe, sosyoloji kitapları. Hegel'in "Tinin Fenomenolojisi"ni de okumuş. Bu zenginleşen altyapı sanırım siyasete yaklaşımında -belki- eski sertliklerini törpülemiş olabilir.
Ya din?
"Dine yönelmesi yok, dini arayış yok, dine yüklediği anlamlar var, İslam'da reformu savunuyor, dinin afyon etkisi yarattığını değil, kitleleri motive ettiği ve Türk solunun din konusunda stratejik hata yaptığı görüşünde" cevabını aldım.
Eski "keskin" söylemini hatırlıyorum.
Uçurum çizmiyor artık...
Avukatları "dağa türbanla çıkan genç kızların orada 1 ay sonra türbansız döndüklerini" söylüyor.
Onlara göre "dağda aşırı sekülerlik var."
Sonuç, eğer Öcalan'ın silahsız çözüm için bir katkısı olacaksa -ki buna hiç ihtimal verilmese İmralı'da diyalog kurulmazdı- Öcalan'ın köşelerindeki törpülenmeyle, toplumdaki "silahsız çözüm" psikolojisinin kesişme sürecinden söz edebiliriz.
Ancak...
Öcalan'ın bu psikolojiyi saptayacak güncelleşme olanağının varlığından kuşkuluyum.