New York Times’ın (NYT) Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, Tahran yönetiminin kendi döşediği mayınların kontrolünü kaybetmesi, Donald Trump yönetiminin "boğazın derhal trafiğe açılması" talebinin yerine getirilmesini zorlaştırıyor.
Bu durumun, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance arasında yürütülen barış görüşmelerinde en büyük tıkanma noktalarından biri olduğu ifade ediliyor.
"Mayınlar gelişigüzel döşendi"
Haberde yer alan bilgilere göre, geçtiğimiz ay ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmaların ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, küçük sürat tekneleriyle Hürmüz Boğazı’na çok sayıda mayın döşedi. Ancak ABD’li yetkililer, bu mayınların herhangi bir kayıt tutulmadan "gelişigüzel" bir şekilde yerleştirildiğini savunuyor.
Yetkililer, bazı mayınların akıntıyla yer değiştirecek şekilde tasarlandığını, bu durumun hem İran hem de bölgedeki tüm gemiler için öngörülemez bir tehlike yarattığını kaydediyor.
Trump’ın şartı: Güvenli ve derhal açılış
ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, iki haftalık ateşkesin devam etmesinin Hürmüz Boğazı’nın "tamamen, derhal ve güvenli bir şekilde açılmasına" bağlı olduğunu şart koşmuştu.
Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, boğazın trafiğe açılacağını ancak bunun "teknik kısıtlamalar dikkate alınarak" yapılacağını belirtmişti. ABD tarafı, Irakçi’nin "teknik kısıtlamalar" ifadesiyle, aslında İran’ın kaybettiği mayınları ve onları temizleme konusundaki yetersizliğini kastettiğini ileri sürüyor.
Sürat tekneleri takip edilemedi
ABD ordusu çatışmalar sırasında İran’ın büyük savaş gemilerini ve deniz üslerini hedef alsa da, mayın döşemek için kullanılan yüzlerce küçük sürat teknesini tamamen durdurmanın imkansız olduğu belirtiliyor.
Washington, bu teknelerin takibi zor olduğu için boğaza tam olarak kaç mayın yerleştirildiğini ve bunların koordinatlarını net olarak saptayamıyor.
Hürmüz Boğazı’nın temizlenememesi, küresel enerji piyasaları ve deniz ticareti üzerindeki tehdidin devam etmesine neden oluyor. Bu kritik başlığın, İslamabad'daki müzakere masasında "en çetin dosya" olarak kalmaya devam edeceği öngörülüyor.