MedyaFaresi MedyaFaresi

Kırmızı Oda'daki Nazlı ve Recai Öyküsü Hangi Aileye Benzetildi?

Başrollerinde Binnur Kaya, Tülin Özen, Burak Sevinç ve Meriç Aral’ın paylaştığı Kırmızı Oda dizisi yaşanmış hikayeleri anlatmaya devam ediyor

Eklenme: 19 Şubat 2021 15:38 - Güncelleme: 19 Şubat 2021 16:00

Birbirinden ünlü oyuncuların konuk olarak katıldığı dizideki hikayeler cuma gecelerini adeta abluka altına alıyor.

Reyting listelerinde rakiplerine fark atmayı başaran yapımın konusu Gülseren Budayıcıoğlu’nun Madalyonun İçi kitabına dayanıyor. Senaryo hazırlanırken kitaptaki hikayenin temeline bağlı kalınan Kırmızı Oda Nazlı ve Recai’nin hikayesinde bazı aşamalarda romandan ayrılıyor.

Özellikle diziye sonradan dahil olan Pınar Deniz’in canladırdığı Nazlı ve Gökhan Yıkılkan’ın hayat verdiği Recai karakterleri Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitaplarını okuyanları şaşırttı. İşte Kırmızı Oda Nazlı ve Recai’nin gerçek hikayesi...

Nazlı ve Recai’nin hikayesi ilk olarak Camdaki Kız romanındaki Nalan ve Hayri’nin öyküsüne benzetildi. Temel fark ise Nazlı ve Recai’nin evli olarak karşımıza çıkmasıyla oluşuyor. Bu ikilinin öyküsü Madalyonun İçi kitabındaki Kırık Hayatlar bölümünde anlatılıyor. Kitapta 317. sayfada başlayan Reyhan Hanım’ın yaşadıklarıyla Nazlı’nın hikayesi birebir benziyor.

Kitaptaki adıyla Reyhan Hanım kumral ve balık etli çok güzel bir kadın olarak tasvir ediliyor. Reyhan Hanım ona eşinin eskisi kadar ilgi göstermediğinden ağlayarak bahsediyor. Eşinin eve çok geçtiğini hatta kendisini reddetmek üzere olduğunu söylüyor. 2 çocuk annesi olan Reyhan çok güzel giden bir evliliği olduğunu ancak eşinin nedenini anlayamadığı bir şekilde kendisinden uzaklaşmaya başladığını ifade ediyor.

Eşinin bankacı olduğundan bahseden Reyhan Hanım, onun her eve geç gelişinde sitem ettiğini itiraf ediyor. Eşine derin bir tutkuyla bağlı olduğunu söyleyen Reyhan Hanım, onun ayrılık fikrinin kendisinde büyük bir üzüntü yarattığını anlatıyor.

Reyhan Hanım orta halli bir ailenin üçüncü kızı olarak dünya geldiğini söylüyor. Doğduğu evden bahseden Reyhan Hanım, “Annemle ablamın arası çok iyiydi adeta arkadaş gibiydiler. Erkek kardeşimde ufak olduğu için onun her yaptığı şey görmezden geliniyordu. Ben aileme kendimi beğendirmek için uzun bir süre uğraştım.” diyor.

Sevilmek için dört dörtlük olması gerektiğini düşünen Reyhan Hanım, eşinin ailesinin kendisini çok sevdiğinden bahsediyor. Çünkü dört dörtlük bir ev hanımı ve hamarat bir kişi olduğunu ifade eden Reyhan Hanım, eşinin uzaklaşmasını bir türlü anlayamadığını yineliyor. Eşi uzaklaştıkça daha çok üzerine düştüğünü anlatan Reyhan Hanım kendisini bir girdabın içinde hissettiğini söylüyor.

Doktor hanım seanslarda Reyhan’ı hayatının gerçeğiyle yüzleştiriyor. İlişkide kendisini kurban rolüne soktuğunu ve sürekli bir acıma hissi içinde olduğunu anlatıyor. Seansların sonunda ise Reyhan Hanım, mükemmel olmak ya da çevresindekilere yaranmak yerine artık kendisi olmayı başarıyor.

Hikayenin sonunda ise eşiyle arası düzelen Reyhan Hanım, yeni arkadaş çevresinden ve hobilerinden söz ediyor. İlişkilerindeki kurban-efendi dengesini tamamen yıktıklarını ve artık eski mutlu günlerine döndüklerini söylüyor.