İran içindeki rejim karşıtı aktivistler, saldırının ülkenin özgürleşmesi için bir fırsat yaratmayacağını vurguluyor. Bir grup muhalif, gazetecilerle yaptığı görüşmede, “Bu savaş bize yardımcı olmuyor, hem rejimin baskısını artırıyor hem de halkı daha büyük bir kaosun içine itiyor” şeklinde görüş belirtti.
Diaspora ve Küresel Muhalefet Sessiz Kalmıyor
İran dışındaki muhalifler ve sivil toplum aktörleri de tepkilerini dile getiriyor:
Yurt dışında yaşayan İranlı aktivistler askeri müdahaleye karşı çıkarken, sürekli şiddete ve yabancı müdahalesine dönük bir açıklama yayımlayarak saldırıyı kınadılar. Bu açıklama, yüzlerce İranlı aktivist tarafından imzalandı.
Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya gibi şehirlerdeki diasporalar hâlihazırda yıllardır süren rejim karşıtı protestolarda aktif rol alıyor; bu protestolarda “İran’daki savaşa ve yabancı saldırılara hayır” sloganları öne çıkıyor.
Bazı muhalif isimler, rejim değişikliği çağrılarını da yineleyerek İran’daki yozlaşmış yönetimin darbe almasını istediklerini belirtiyorlar.
Muhaliflerin Ortak Kaygısı
Muhalefet içinde ortak bir kaygı, saldırının devletin baskı aygıtını güçlendirebileceği ve halkın özgürlük arzusunu zayıflatabileceği yönünde. Birçok muhalif, rejimin dış düşman söylemini kullanarak iç muhalefeti “terörist” ve “yabancı ajanı” olarak hedef göstermesinden endişe ediyor.
Ayrıca bazı muhalif çevreler, İran’da şu anda güçlü ve organize bir iç muhalefetin olmamasının, dış müdahale çağrılarının popüler desteğini sınırladığını da belirtiyor.
Saldırıyı izleyen ilk tepkiler, İranlı muhaliflerin çoğunlukla askeri müdahaleye karşı çıkma, iç mücadeleye odaklanma ve daha geniş bir özgürlük talebini sürdürme yönünde oldu. Bir kesim de saldırının mevcut rejimi zayıflatma ihtimalini tartışsa da, büyük bir kısmı bunun doğrudan bir çözüm yaratmayacağını savunuyor.
Bu tepkiler, hem İran içindeki rejim karşıtlarının hem de yurtdışındaki diasporanın tutumlarını göstermesi açısından önemli bir görünüm sunuyor.