Kayataş, idari kararın ardından hakkında hapis istemiyle ceza davası da açıldığını belirtti. Kayataş, söz konusu durum hakkındaki tepkisini "Bu ülkede bir hekimin, bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır" ifadeleriyle vurguladı.
Sosyal medya hesabı üzerinden kendisine gönderilen tebligatı paylaşan Kayataş, memurluktan çıkarılma gerekçesinin "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" olarak gösterildiğini aktardı. Karara sert tepki gösteren Kayataş, maruz kaldığı süreci "sistematik bir dışlama ve zulüm" olarak nitelendirdi.
"10 yıllık emeğime hukuksuz biçimde son verildi"
İdari sürecin detaylarına değinen Kayataş, Sağlık Bakanlığı müfettişlerince hakkında 924 sayfalık bir rapor hazırlandığını belirterek, yaşadığı duruma şu sözlerle isyan etti:
"Sağlık Bakanlığı tarafından ‘mahkeme kararına’ rağmen ikinci defa devlet memuriyetinden men edilip, kamudaki doktorluk görevime son verildi. Bununla da yetinilmedi, hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu, adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum. Yalnızca doktorluk mesleğim değil; özgürlüğüm, geleceğim, varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı. Dört yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, altı yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi. Ben bir trans kadın, bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim. Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz. Burada çalışma hakkının gaspı, sistematik dışlama, kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!"
"Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi"
Raporun hazırlanma sürecinde iş arkadaşlarıyla görüşüldüğünü ve özel hayatının mercek altına alındığını vurgulayan Kayataş, sözlerine şöyle devam etti:
"Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı. Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi. Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı. Bana yönelik bu yaklaşım: sistematik, ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama, yıldırma pratiğine dönüşmüş durumda. Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil, bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir."
Dayanışma kampanyası başlatacak
Yaşananların sadece kendisini değil, tüm LGBTİ+ bireyleri, kadınları ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendirdiğini savunan Kayataş, "Bu ülkede bir hekimin, bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır" diyerek önümüzdeki günlerde işsiz bırakılmasına karşı maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağını duyurdu.