MedyaFaresi MedyaFaresi

HDP’li Serpil Kemalbay, bakan Zehra Zümrüt Selçuk hakkında suç duyurusunda bulundu

Pekgözegü, günde en az 4-5 işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetlerinde iş cinayetlerinin azaltılması ve nihayetinde önlenmesinde ve meslek hastalıklarına yönelik iş teftiş kurulunu etkin bir şekilde görevlendirmediği, bu kurumun atıl bırakıldığı gerekçeleriyle suç duyurusunda bulundu.

Eklenme: 16 Ocak 2020 16:53 - Güncelleme: 16 Ocak 2020 16:57

“Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği gereğince “2019-Genel Çalışma Planını yaptırmayarak 2019 yılında tespit edilebilen ve edilemeyen tüm iş cinayetleri ve meslek hastalıklarından işverenlerle beraber sorumlu olmuştur”

Medyafaresi.com (Ankara)

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, günde en az 4-5 işçinin hayatını kaybettiği iş  cinayetlerinde iş cinayetlerinin azaltılması ve nihayetinde önlenmesinde ve meslek hastalıklarına yönelik iş teftiş kurulunu etkin bir şekilde görevlendirmediği, bu kurumun atıl bırakıldığı gerekçeleriyle Aile, Çalışma ve Sosyal  Hizmetler Bakanı hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kemalbay,“Sayın bakan Zehra Zümrüt Selçuk,  İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği gereğince “2019-Genel Çalışma Planını yaptırmayarak 2019 yılında tespit edilebilen ve edilemeyen tüm iş cinayetleri ve meslek hastalıklarından işverenlerle beraber sorumlu olmuştur” açıklamasını yaptı.

HDP’li Serpil Kemalbay Pekgözegü’nün suç duyurusuna ilişkin yazılı açıklaması şöyle.

Türkiye, 100 bin işçi başına ölümlü iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünya sıralamasında ise üçüncü sıradadır. İş güvenliği işletmelerde maliyet unsuru olarak görülüyor ve işçi sağlığı iş güvenliği kuralları korkunç boyutlarda ihlal ediliyor. İşçileri köle gibi gören, kullanıp atılacak malzeme muamelesi yapan işletmeler insan sağlığına göz göre göre kast etmeleri ne yazık ki önlenmemekte ve hatta cezasız kalmaktadır. Önleyici, caydırıcı politikalar izlemeyen hükümetlerin denetimsizlik politikaları iş cinayetlerinin ve meslek hastalıklarının seri cinayetlere dönüşmesine sebep olmaktadır.

Her gün en az 4-5 işçi iş cinayetinde ölürken ilgili Bakanlığın bu kesinlikle önlenebilir ölümleri durdurmak için parmağını dahi kıpırdatmamış olması dehşet vericidir. Ayrıca bu ölümlerin kat be katı meslek hastalıkları şeklinde yaşanmasına rağmen Bakanlık meslek hastalıklarına bağlı ölümleri örtbas ediyor.

Bakın mesela; Türkiye’de Bakanlık tarafından iyi kötü istatistiklerde resmi iş cinayetleri verileri açıklanırken, meslek hastalıkları istasitiğine göre Türkiye’de meslek hastalığı yok!

Örneğin; Bakanlık verilerine göre 2017 yılında iş kazası sonucu ölen sigortalı işçi (5510 Md. 4-1/a kapsamı) sayısı 1.604'ü erkek, 29'u kadın olmak üzere 1.633 kişidir. Bakanlığın meslek hastalığı istatistik verilerine göre ise meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı işçi ise yoktur!! ) Her gün 4-5 işçinin iş cinayetinde yaşamını yitirdiği bir ülkede meslek hastalıkları açısından birden Dünyanın en güvenli ülkesi oluyoruz!

İş kazalarının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede meslek hastalıklarının YOK OLMASI YA DA YOK DENECEK KADAR AZ OLMASI nasıl açıklanabilir? Açıktır ki, sermaye düzeni olan bu sistemde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri meslek hastalıklarını sistematik olarak gizlemekte ve patronlara mali ve cezai yaptırımlardan korumaktadırlar!!! Vatandaşlarının bile bile ölüme gönderilmesine seyirci kalmaktadırlar. Oysa ILO verilerine göre kaba bir hesapla her ölümlü iş kazasının 6 katı kadar meslek hastalığına bağlı ölüm yaşanmaktadır. Bu hesap bize Türkiye’de 2019 yılında en az 10 bin işçi kötü çalışma koşulları sebebiyle meslek hastalıklarından ölmüş olabileceğini söylemektedir. Bakanlığa soruyoruz ve cevap alamıyoruz, Türkiye’de her yıl kaç işçi meslek hastalığı sebebiyle ölmüştür? İşçiler neden çalışırken iş cinayetine maruz kalmakta, hastalanmakta, sakatlanmakta, ölmektedir? Bütün gelişmiş ülkelerde iş cinayetleri önlenebiliyorken, meslek hastalıkları önlenebiliyorken Türkiye’de neden önlenmiyor?

İş Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde; müfettişler tarafından düzenlenen raporların sonuçlarına göre çalışma mevzuatının düzenlenmesi, iş ilişkilerinin, çalışma şartlarının, çalışma ortamının iyileştirilmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının azaltılması ve önlenmesi, uygulamadaki aksaklıkların giderilmesi konularında bakana önerilerde bulunmak gerektiği,

 

Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği, Başkanın görev, yetki ve sorumlulukları 9’uncu maddesinin (ç) fıkrasında ise;

“Kurulun teftiş faaliyetlerinin planını hazırlayarak en geç ilgili olduğu yılın başında uygulanacak şekilde Bakanın onayına sunmak, onaylanmış programların uygulanmasını ve gerektiğinde değiştirilmesini sağlamak” gerektiği yer almaktadır.

Fakat gözlemlerimize göre Bakanlığın sorumluluğundaki İş Teftişi Kurulu çalıştırılmamakta, kadrosu ihtiyaçlara göre geliştirilmemekte ve işlevi adeta görmezden gelinmektedir. İş cinayetlerinin azaltılması ve nihayetinde önlenmesinde son derece önemi olan bu kurumun atıl bırakılması iş cinayetlerine davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Ayrıca Türkiye’de iş müfettişleri sayısının çalışma hayatının denetimini sağlayacak seviyeden uzakken, müfettiş sayısı zaten yetersizken, var olan müfettişlerin bir de 2019 yılında çalıştırılmaması bu cinayetlere ortak olmak anlamına gelmektedir. Ne yazık ki ilgili bakanlığın iş cinayetlerine ve meslek hastalıklarına yönelik iş teftiş kurulunu etkin bir şekilde görevlendirmediği ortadadır.

“İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği” uyarınca “2019 yılı Genel Çalışma Planı”’nın 2018 yılı Aralık ayı içerisinde onaylanması gerekirken bu onayın Eylül 2019’da verilmiş olması, söz konusu teftişin türünün de ‘Programlı Teftiş’ içermemesi işçi kıyımının yaşandığı bir ülkede asla kabul edilemez bir tutumdur.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ekonomik krizin etkilerinin patronlar üzerindeki etkisini azaltmak üzere verilen teşvikler yetmemiş gibi bir de işçilerin canını partonların karına peşkeş çekmiştir. İş teftişlerinin programlanmamasının altında yatan sebep işçilerin canın değil patronların karını hayati gören bir iktidarın varlığıdır!

1- “İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği” uyarınca 2019 yılı “Genel Çalışma Planı”nın 2018 yılı Aralık ayı içinde onaylanması gerekirken bu onayın 2019 yılı Eylül ayında verilmiş olunması; söz konusu onayda da yine temel teftiş türü olan “Programlı Teftiş”e yer verilmemesi karşısında tartışmasız bir şekilde hizmet kusurundan bahsedilebilecektir. Bu işlemler Bakan tarafından neden geciktirilmiştir? Bu bir hükümet tasarrufu mudur? Sayın Bakan birilerinden bu yönde talimat mı almıştır?

2- 2018 yılında ve 2019 yılının ilk dokuz ayında iş sağlığı ve güvenliği yönünden neden yeterli müfettiş görevlendirilmesi yapılmamıştır?

3- 2018 yılında ve 2019 yılının ilk dokuz ayında iş sağlığı ve güvenliği yönünden neden programlı teftiş planı çıkarılmamıştır?

4- 2018 yılında ve 2019 yılının ilk dokuz ayında iş müfettişleri neden asli görevleri olarak tanımlanan iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yerine fiilen teftiş dışı işlerde görevlendirilmiştir?

Sonuç olarak¸ Sayın bakan Zehra Zümrüt SELÇUK; İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği gereğince “2019-Genel Çalışma Planı”nı yaptırmayarak 2019 yılında tespit edilebilen ve edilemeyen tüm iş cinayetleri ve meslek hastalıklarından işverenlerle beraber sorumlu olmuştur.