MedyaFaresi MedyaFaresi

Gazeteci Selahattin Duman Hayatını Kaybetti

Yazılarıyla bir dönemin en popüler köşe yazarlarından biri olan Selahattin Duman sabaha karşı yaşamını yitirdi

Eklenme: 22 Nisan 2021 09:13 - Güncelleme: 22 Nisan 2021 09:28

18 Temmuz 2020'de İzmir'in Torbalı ilçesinde trafik kazası geçiren Duman, kaza sonrası ortaya çıkan çeşitli kalp rahatsızlıkları nedeniyle uzun süredir tedavi görüyordu. Duman, en son yaklaşık 10 gün önce geçirdiği ameliyatın ardından bu sabaha karşı İzmir Dokuz Eylül Hastanesi'nde hayatını kaybetti.

T24 yazarı Hasan Cemal, Duman'ın ölümü üzerine Twitter'dan yaptığı paylaşımda "Selahattin Duman'ı, sevgili Selo'yu, kıymetli dostumu, değerli meslektaşımı sabaha karşı kaybettik. Acım çok büyük. Gazeteci milletinin başı sağ olsun. Hayat böyle, bir varsın bir yoksun. Huzur içinde yat kardeşim, seni hep iyi hatırlayacağım." dedi.

T24'ün ulaştığı, Duman'ın yakın arkadaşı, Nüket Mutlu ise "Şahane br arkadaştı. Çok değerli bir insanı kaybettik. Ailemizin bir ferdi gibiydi. Ameliyata girmeden önce konuşmuştuk. Ameliyattan çıkamama ihtimali olduğunu, çıksa bile yoğun bakımda olma ihtimalinin olduğunu söyledi. O an ona çok kızmıştım. Haklı çıktı. Çok, çok üzgünüm." dedi.

Selahattin Duman kimdir?

Türkiye'de gazete mutfaklarının önde gelen tecrübeli isimlerinden olan ve kendisine özgü bir üslupla kaleme aldığı hiciv yazıları büyük ilgi gören Selahattin Duman, 1950 yılında doğdu.

Uzun süre Sabah ve kurucularından olduğu Vatan gazetesinde yöneticilik ve yazarlık yaptı.

İlgi gören yazılarını kitaplarda topladı; Kendimi Tebrik Ederim, Suçumuz Mükemmel Olmak, Kadınları Anlamış Gibi Yapma Sanatı adlı kitapları yayımlandı; Komser Şekspir, Romantik ve Bir Erkeğin Anatomisi filmlerinde rol aldı.

En son, İsmet Berkan ve arkadaşlarının çıkardığı Haftalık Gazete'de yazan Selahattin Duman, "Kendimi Tebrik Ederim" kitabında, yazma serüveni için şunları söylemişti:

"Türkiye'nin gündemiyle ilgili değilim. Artık birkaç yazımı izleme sabrını gösteren herkes bunu biliyor. Kendime ait bir gündemim var. Onun peşinden gidiyorum. Üstelik yazdıklarımı da ‘bir gazetenin köşe yazısı' tarifine sokmak mümkün değil. Bazıları, düşündüklerimi aktardığım yazılar.

Bazıları, gezip gördüklerime dair. Bazıları da geçmişte yaşadığım olaylar. Çoğunda bir hikâye var. Yani ben hemen her beş yazının dördünde oturup bir hikâye anlatıyorum. Kimileri beni ‘mizahçı' kategorisine kattı. Yazdıklarıma gülüyorlarmış. İtirazım yok. Ben gülsünler diye yazmıyorum ama güldükleri için de davacı değilim."