Abone Ol

Ertuğrul Özkök Seçimi kaybetse de gitmez klişesi yıkıldı

Avrupa’da dün gece tarihi bir olay meydana geldi ve en az 4 “Tek Adam” klişesi paramparça oldu.

Ertuğrul Özkök Seçimi kaybetse de gitmez klişesi yıkıldı

Önce “Aşırı sağ iktidara geliyor” denen Almanya yerel seçiminde Yeşiller büyük bir zafer kazandı.

Üstelik bu Yeşil hareketin en önemli lideri Cem Özdemir’di…

Faşist Le Pen geliyor denen Fransa’da yere seçimi solcular kazandı

İkincisi…

“Le Pen familyasının aşırı sağ partisi iktidara geliyor denen Fransa’da iki hafta önce yapılan yerel seçimlerde bütün büyükşehir belediye başkanlıklarını solcular kazandı.

Üçüncüsü;

İtalya’nın güçlü ayrı sağ lideri Meloni iki hafta önceki referandumu kaybetti.

Ve dün gece de Avrupa Birliği’nin en güçlü otoriter lideri ve kurduğu rejim seçimde hezimete uğradı.


Avrupa’da diktatörlük rejimleri bir gecede çöker
Avrupa’nın güçlü otoriter liderleri, seçilmiş diktatörleri, tek adam rejimleri, otoriter hanedanları bir gecede çöker:


İspanya’da 30 yıllık Franco diktatörlüğü, onun öldüğü gece gümbür gümbür yıkıldı.

Portekiz’de Salazar diktatörlüğü bir karanfil hareketi ile yıkıldı.

Doğu Almanya’daki komünist diktatörlük bir gecede yıkılan duvarın altında kaldı.

Romanya’da Çavusesku Hanedanı bir gecede kendi yaptırdıkları görkemli sarayın duvarları dibinde kaybolup gitti.

 

Orban’la birlikte yıkılan inanç: Seçimi kaybetse de gitmez
Avrupa’nın en kudretli “Tek adam” rejimi de dün gece sandığa gömüldü.

Başbakan Orban ve rejimi, ağır bir sandık hezimeti ile gitti.


Onunla birlikte 21’inci yüzyılın yeni nesil “Tek adam rejimlerinin” bazı efsaneleri de çöktü.

(*) Ne diyordu bu kâğıttan kaplan dekora inananlar?

“Öyle bir rejim kurdu ki, seçimi kaybetse de bırakmaz, gitmez” diyorlardı.

Oysa ne oldu?

Paşa paşa gitti…

Bırakmaz diyorlardı; 16 yıllık kibrini sandığa kaldırıp yenilgiyi kabul etti
O burnundan kıl aldırmayan güçlü lider; saha oyların yüzde 21’i sayılmışken, 16 yıllık kibrini sandığa kaldırıp, genç rakibini aradı ve “Kabul ettim ben yenildim” dedi.

Avrupa coğrafyası işte böyle bir şeydir…

Kurduğunuz korku imparatorluğu böyle çatır çatır çöker bir gecede…


Amerika ve Trump arkasında orman kazanır hurafesi çöktü
Üstelik kimler gelmişti yardımına…
MAGA lideri Trump sonuna kadar yanındaydı.

Bizzat başkan yardımcısını gönderip direk seçim propagandası yaptırmıştı.

Dünyanın bütün güçlü popülistleri yardıma koşmuştu.

Arjantin Devlet Başkanı, İtalya’nın Mussolini hayranı başbakanı, İsrail kasabı Netanyahu…

Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Doğu ve Avrupa’nın 4 güçlü lideri arkasındaydı.

Birlikte seçim videosu yaptılar.

Neredeyse seçim otobüsüne binip, ellerinde megafon bağıracaklardı.

Ne oldu…


Vız gelip trıs gitti Macar halkına…

Medyaya hâkim olan tek adamlar seçimi mutlaka kazanır efsanesi çöktü
O Orban ki…

Medyanın yüzde 80’i elindeydi.

Gazete sahipleri, televizyon sahipleri şirketlerinin anahtarlarını gidip o tek adama hediye etmişlerdi.

“Bütün medya senin malınız” demişlerdi.

Bir işe yaramadı.

Yargıyı rakiplerine karşı kullanan lider herkesi susturur
Adalet çökmüştü.

Savcısı hâkimi tek adamın emir kuluydu.


İnsanlar sindirilmişti.

Devleti eline geçiren tek adam asla gitmez deniyordu.

O da vız gelip tırıs gitti Macar halkına…

Putin ve Orban
Rüzgâr popülist liderlerin lehine esiyor deniyordu
Arkasına Putin’i bile almıştı.

Aşırı sağ yükseliyor, rüzgâr “Güçlü tek adamların arkasında” sanılıyordu…

Olmadı.

Ülkede korku imparatorluğu kurmuştu.

Kafasını kaldıran gidebilirdi…


Bir gecede korku da gitti imparatorluğu da…

Etrafımız ateş çemberi devlet bunlara emanet edilemez deniyordu
“Dünyada durum çok kritik. Etrafımız ateş çemberi. Böyle bir durumda ülkeyi tecrübesiz, tecrübesi olmayan birinin eline bırakamayız” deniyordu.

Macar halkı “Bırakabilirsin” dedi.

Kimse iplemedi.

“Ben gidersem ülke mahvolur” dedi.

Sandık, “hiç merak etme hiçbir şey mahvolmaz” dedi.

Durum mudur?

Orban’la beraber, tek adam masalı, güçlü lider kilişesi, popülizm efsanesi de tarihi bir darbe aldı.


Dün gece Avrupa’nın ortasında seçimle bir demokrasi devrimi oldu
Dün gece Avrupa’nın ortasında, Tuna nehrinin kenarında, bir demokrasi devrimi oldu.

Bu İspanya’da Franco, Portekiz’de Salazar diktatörlüğünün sonu kadar önemli bir şeydi.

1989’da Berlin Duvarının yıkılması kadar önemli bir gelişmeydi.

Avrupa’nın İkinci Dünya savaşı sonrasındaki en güçlü “tek adam rejimi” sona erdi…

Başbakan Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarı sona erdi.  Tisza Partisi ve lideri Peter Magyar, seçimi kazandı.
Avrupa işte tam da böyle bir yerdir
Avrupa böyle bir siyasi coğrafyadır işte

21’inci yüzyıl başı ürünü olan, "Popülist ve Tek adam” rejimlerinden biri çöktü.

Hem de kimsenin beklemediği kadar ağır bir seçim hezimeti ile çöktü.

Avrupa’nın “Seçilmiş diktatörü” Victor Orban 16 yıldır tam bir diktatör gibi oturduğu iktidar koltuğunu kaybetti…


Bu olay 21’inci yüzyılda yükselen popülist otoriter rejimler için sonun başlangıcı olabilir…

Yani “Trumpizmin” sonu…

Bu aynı zamanda, “Demokrasi önemli değildir”, “Adaletin siyasallaşması halkın umurunda değil”, “İnsan Hakları kimsenin umurunda değil”, “Tek adam daha iyi yönetir” gibi yerleşmeye başladığını sandığımız düşüncelerin de doğru olmadığını gösterdi.