Abone Ol

Erdoğan yeniden Araplar sırtımızdan vurmadı dedi: Arap tarihçiler neler yazdı...

Erdoğan son grup konuşmasında bir ezberini tekrarladı: “Araplar Osmanlı’yı sırtından vurmadı.”

Erdoğan yeniden Araplar sırtımızdan vurmadı dedi: Arap tarihçiler neler yazdı...

on yıllarda ısrarla vurguladığı bu sözü hem iç politikaya hem de Arap dünyasıyla ilişkilere dönük siyasi mesaj içeriyor.

Bu söylem Osmanlı tarihini çatışmasız ve ortak miras olarak yeniden çerçeveleme amacı taşıyor.

Ancak tarih, siyasi söylemle değil, kaynaklar ve tarihçilerle konuşulur. Nitekim birçok Arap tarihçi, Arap isyanı sürecini açıkça Osmanlı’ya karşı kopuş ve mücadele olarak anlatır.

Birkaç tarihçiyi anımsatmak gerek:

GEORGE ANTONİUS NE YAZDI

George Habib Antonius (1891–1942), Lübnan kökenli Mısırlı tarihçi, (Filistin Mandası yönetiminde üst düzey görevler alan) diplomat ve yazardı.

Modern Arap milliyetçiliği düşüncesinin öncülerinden kabul edilir. İngilizce yayımladığı “The Arab Awakening” (Arap Uyanışı) adlı eseri, Arap kimliği ve sömürgecilik eleştirisi üzerine klasik eser olarak kabul görür. Arap dünyasındaki ulusal bilincin oluşmasında temel eserdir. Ayrıca Batı’da da Arap dünyasını anlamaya yönelik ilk kapsamlı çalışmalardan biri olarak kabul edilir.

George Habib Antonius akademik kariyeri boyunca özellikle Arap milliyetçiliğinin doğuşu üzerine yoğunlaştı. Onun “The Arab Awakening (Arap Uyanışı) adlı eseri, Arap isyanını tesadüfi bir kalkışma değil, uzun süreli siyasi bilinçlenmenin sonucu olarak açıklar. Araplar Osmanlı’dan bilinçli şekilde ayrılmıştı.

Bu kitap, Erdoğan’ın söylediği “arkadan vurmak yoktu” tezini doğrudan zayıflatır. Çünkü Antonius açıkça bir siyasi ve askeri karşı duruş tarif eder…

RAFİİ NE DİYOR
Abd al-Rahman al-Rafii (1889-1966) Mısırlı tarihçi ve hukukçu.... Arap dünyasının modern siyasi tarihi üzerine kapsamlı eserler verdi. Akademik çalışmaları özellikle Arap milliyetçilik hareketleri ve Osmanlı sonrası dönüşümler üzerinde yoğunlaştı.

Eserlerinde milliyetçi tarih anlatısını öne çıkardı; halk hareketlerini ve özgürlük mücadelelerini Mısır kimliğinin temel taşları olarak yorumlardı.

İtibarıyla Rafii, Arap isyanını Osmanlı’ya karşı gelişmiş özgürlük hareketi olarak yazdı. Yani Erdoğan’ın iddia ettiği gibi “hiçbir karşı duruş yoktu” demek, Rafii’nin tarih anlatımıyla örtüşmez...

HUSRİ NE DEDİ
Sati' al-Husri (1880-1968), 1900’de Mekteb-i Mülkiye’den mezun oldu. Yanya ve Makedonya’da öğretmenlik ve kaymakamlık yaptı. 1908 İkinci Meşrutiyet devrimi sonrası İstanbul’daki Darülmuallimin’in müdürü olarak pedagoji reformları başlattı.

Kısaca Osmanlı bürokrasisinde yetişmesine rağmen, daha sonra Arap milliyetçiliğinin teorik temelini atan Irak ve Suriye bölgesinden bir düşünürdü. Arap kimliği üzerine derin teorik çalışmalar yaptı.

Al-Husri’nin Arap milliyetçiliği anlayışı, 19. yüzyıl Alman romantik milliyetçiliğinden etkilendi. “Ulusu din veya ekonomi değil, ortak dil ve tarih bilinci oluşturur” görüşündeydi. “Arapça konuşan herkes Arap’tır” sözü bu yaklaşımın özeti sayılır. Dini kimlikten ziyade kültürel bütünlüğü öne çıkararak seküler, kültürel bir Arap ulus tanımı yaptı. Onun fikirleri Baas ideolojisine entelektüel temel sağladı. Aynı zamanda Arap Birliği’nin kültürel entegrasyon vizyonuna ilham verdi.

Husri’ye göre Osmanlı’dan ayrılma süreci tarihsel olarak kaçınılmazdı. Bu, yalnızca bir isyan değil, kimlik ve siyasi yönelim değişimiydi.

oda tv-cemile çetin