Abone Ol

Emekli Albay Üçok: TSK'nın komuta kademesi ve MİT Müsteşarı derhâl görevden alınıp yargılanmalı

Emekli Albay Ahmet Zeki Üçok: "TSK’da, 15 Temmuz gecesine ait kamera görüntüleri FETÖ’cü kadrolar tarafından silindi"

Emekli Albay Üçok: TSK'nın komuta kademesi ve MİT Müsteşarı derhâl...

Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı emekli Albay Ahmet Zeki Üçok, TSK içindeki bir grup cuntacı asker tarafından15 Temmuz'da düzenlenen darbe girişimiyle ilgili olarak "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) bugünkü komuta kademesinin tümü derhâl görevden alınmalı ve mutlaka yargılanmalıdır" diye konuştu. "Sayın Cumhurbaşkanı'nın 'Dere geçerken at değiştirilmez' sözü etkili olmuştur bana kalırsa" yorumunda bulunan Üçok, "Bana sorarsanız Genelkurmay Başkanı'nın, hatta ikinci komutanının, dört kuvvet komutanının ve MİT Müsteşarı'nın hemen değiştirilmeleri ve daha da önemlisi yargılanıyor olmaları gerekir" görüşünü savundu.

Üçok, "TSK’da, 15 Temmuz gecesine ait kamera görüntüleri FETÖ’cü kadrolar tarafından silindi. O anları yaşayan askerler ise susuyor" iddasında bulunarak "Çünkü komutanlar, gerçekleri anlatmak isteyene baskı yapıyor" diye konuştu.
Ahmet Zeki Üçok'ün Sözcü'den Özlem Gürses'e verdiği söyleşi şöyle:

- Darbe Komisyonu'nun çalışmaları 15 Temmuz'u aydınlatmak için yeterli miydi?

O komisyon bence baştan sona bir hayal kırıklığı, bir kere TSK'nın tüm komuta kadrosunu dinlemeliydi. Bir darbe girişimi 3 günde planlanmıyor. Bunun aylar süren çalışmasını tespit edemeyen MİT Müsteşarı'nı dinlemeliydi. Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun özgür iradesi ile davranabildiğini düşünmüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'nın "dere geçerken at değiştirilmez" sözü etkili olmuştur bana kalırsa. Ama bana sorarsanız Genelkurmay Başkanı'nın, hatta ikinci komutanının, dört kuvvet komutanının ve MİT Müsteşarı'nın hemen değiştirilmeleri ve daha da önemlisi yargılanıyor olmaları gerekir!

"Disiplinsizlik var"

- Defalarca söylediniz bunu.

Güneydoğu'da ve Suriye'de olanlarla ilgili beni arayanlar oldu. Orduda, özellikle de Suriye'de disiplinsizlik baş gösterdiğini anlatıyorlar. TSK'nin bir yapısı vardır, emre mutlak itaat gerekir. Ben şunu duydum; uzman çavuş gidiyor üsteğmeni polise şikayet ediyor! Bu TSK'da kabul edilebilir bir şey değildir. Buna benzer olayların artmasını ben, şu andaki komuta kademesinin artık TSK'yı yönetemez halde oluşuna bağlıyorum.

"Bu garabet bitmeli"

- Ne işimiz var o zaman bizim El Bab'da? FETÖ'cü askerler de varmış aralarında…

O da bir garabettir bana kalırsa. Siz, FETÖ'cü olmak suçundan kişilerle ilgili iddianame hazırlıyorsunuz, sonra o kişileri hâlâ görevde tutuyorsunuz! Böyle askeri pilotlarımız var biliyorsunuz, her gün uçuyorlar. Ve yine adli kontrol şartıyla salınmış olan Askeri Yargıtay üyeleri var! Ve bunlar çıkıp, karar veriyorlar, olacak iş mi? TSK içindeki bu garabetin, bu abuk durumun, mutlaka engellenmesi lazım…

- Bu, Türkiye Cumhuriyeti adına risk değil mi?

Bu konular her gün yazılmalı. Diyelim ki tuğgeneralsiniz ve bizzat Genelkurmay Başkanı ile ilgili bir hata anlatacaksınız… Anlatabilir misiniz bu koşullarda? Kime neyi anlatacaksınız? O komutanlar orada durduğu sürece hiçbir general, amiral, subay özgürce ifade veremez. İmkansız doğruları söylemeleri… Ve söyleyemiyor da zaten… Bence Cumhurbaşkanı'nın derhal bu komuta kademesi ile ilgili soruşturma izni vermesi ve bu kişilerin görevden el çektirilmeleri gerekir. Çok geç bile kalındı bunda.

"Yaşayanlar var ama..."

- Yani bizzat komutanlar orduda konuşmak isteyenlere baskı yapar diyorsunuz?

Yapar değil, yapıyor! TSK'daki kamera görüntülerinin çoğu FETÖ'cü kadrolarca yok edildi. Ama insanlar duruyor! O anları bizzat yaşayan askerler var. Bu askerlerin ifadeleri hâlâ alınmadı, alınsa da anlatamazlar ki zaten neler yaşandığını… Bu kişilerin özgürce konuşması için Genelkurmay Başkanı görevden alınmalı.

- Hem komisyon raporunda hem Hande Fırat'ın kitabında o geceye dair bir kaç saatlik muamma var… Belki konuşabilseler bu da aydınlanırdı…

Kimin ne bilgisi varsa bu konularda çıkıp açık açık söylemeli. Hiçbir asker kafasına basılmış bir komutanını, eski komutanıyla aynı kefeye koymaz. Bana göre bu sürecin baş sorumlusunun hâlâ Genelkurmay Başkanı olması ama Bank Asya'ya para yatırmış diye insanların hapse atılması hepimizin vicdanını kanatan bir durumdur. Olmaz bu. Kaç kişi öldü 15 Temmuz'da, neler yaşandı, sanki bu darbe Japonya'da olmuş gibi Genelkurmay Başkanı hiç oralı olmuyor.

"Bundan kötüsü olamaz"

- Peki, diyelim ki komuta kademesi görevden el çektirildi. TSK'yı yönetecek insan kaynağımız var mı bizim?

Elbette var! Dünyanın en güçlü ordularından birinden söz ediyoruz. Bundan kötüsü zaten olamaz… TSK tarihinde, bu kadar yenilmişlik hissine uğramış bir komuta kademesi olmadı. Düşünün, emir subayınız tarafından esir alınıyorsunuz. Bu, Türk askerinde büyük bir travma yarattı. Ben kendilerinin de ayrılmak istediklerini düşünüyorum, Askeri Şura'ya girerken istifalarını vermek istediklerini duymuştum. Ama Cumhurbaşkanı kabul etmedi, bence doğru yapmadı.

"Balyoz davası olmasaydı Akar, göreve gelemezdi"

- Biraz da başkanı olduğunuz Kumpas Mağdurları Derneği'ni konuşalım…

Hep şöyle deniyor “FETÖ devleti, TSK'yı ele geçirmek istedi.” Doğru. Ama biz hep göz ardı edildik, yani bu süreçlerde hapislere tıkılan gerçek insanlar. Ancak insanlar öldüğünde hatırlandık. Oysa ki biz bu süreçlerde istikbalimizi kaybettik. Sağlığımızı kaybettik, analarımız kahrından öldü, çocuklarımız okullarını bıraktı. Biz bu mağduriyetlere uğrayan kişilerin haklarının iade edilmesini istiyoruz. FETÖ'cü sayısız hakim ve savcı var, bunların verdiği kararlar ne olacak? O kararlarla hayatı kararan binlerce insan var! Ben bunları Ahmet İyimaya ve Mustafa Şentop'a da anlattım, “Yeniden yargılama yolu açılması gerekir” dedim. Hak veriyorlar ama bir türlü gereği yapılmıyor.

- Sebep?

Askeri Yargıtay ile ilgili bir karar çıktı. Orada diyor ki, “Karar veren heyette bir ya da birden fazla FETÖ'cü tespit edilmişse, bu durum yeni bir delil sayılmalı ve yeniden yargılama kararı alınmalıdır”. Bu karar umarım sivil mahkemelere de bir emsal teşkil eder. Anayasa Mahkemesi tek bir karar verse bu yönde, diğerleri için de yol açılmış olur. Benim yargılanmam için hakimin ifadesi var “Ben Ahmet Zeki Üçok'la ilgili karar talimatını bizzat Fetullah Gülen'den aldım” diye… Şimdi aynen böyle alınmış sayısız karar var mahkemelerde. Tümü yeniden yargılanmalı.

"O paşa da kumpasa uğradı"

- Var mı hâlâ hapis yatan FETÖ'nün mahkemelerinden?

Hem de binlerce… Herkes sadece Balyoz'u, Ergenekon'u biliyor. Tüm adalet sistemini ele geçirmişti bunlar, unutmayın!

- Bütün bunlar olup biterken Hulusi Akar ne görevdeydi?

3. Kolordu Komutanı'ydı biz hapisteyken, Hasdal kendisine bağlıydı. Zaman zaman bizi ziyarete gelip şöyle derdi, “Üzülürseniz büzülürsünüz, büzülürseniz düzülürsünüz!” Bu Balyoz, Ergenekon olmasaydı Sayın Akar'ın Genelkurmay Başkanı olması da mümkün değildi. Yani normal süreç kesintisiz devam etseydi, Korkut Özarslan Genelkurmay Başkanı olurdu. Ama Özarslan Balyoz'dan hapse atıldı.

- Nerede şimdi Korkut Bey?

3.5 yıl hapis yattı, çıktı. Şimdi gitti başka bir yere yerleşti, torununa bakıyor. Mağduriyet dediğim bu işte! Bilgin Balanlı, adam Hava Kuvvetleri Komutanı olacaktı, hapse atıldı. Buların bir telafisi olmayacak mı?

"15 Temmuz'u atlattık ama daha kanlı bir sürece girdik"

- Sizinle en son, darbe girişiminden sonra ağustos ayında konuşmuştuk… Son 7 ayda iyiye mi gittik?

Maalesef hayır. Ben “bu süreç bitmedi, yeni bir kaos dönemi yaratılacak” demiştim. Bombalı eylemler, suikastlar olabileceğini, ekonomide sıkıntılı süreçlerin başlatılacağını söylemiştim. Bunları önleyebilecek tek kişi de “birlik” sağlayarak bizzat Cumhurbaşkanı olabilirdi. ‘Yenikapı Ruhu', liderler buluşması yaşandı ama sonrası gelmedi ne yazık ki… Bir araya geleceğimize daha da keskin biçimde ayrıştık.

- Birlik olsaydı gerçekten bütün bu yaşananların önüne geçilebilir miydi?

Bence geçilebilirdi… Tüm liderler bir araya gelebilseydi mümkündü. Ama herkes yine kendi seçmenine yöneldi.

- Risk devam ediyor mu?

Şu anda 15 Temmuz'u atlattık ama çok daha kanlı bir sürece girdik, kaos süreci başladı. O geceden bu yana terör eylemlerinden kaybettiğimiz insanların sayısı yüzde 44 arttı! Bu anormal bir rakam. Ekonomik kriz de tetikleniyor. Ben tüm bunların bizzat Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldığını düşünüyorum. 15 Temmuz'da kendisini öldürmek istediler, olmadı. Peki vazgeçtiler mı? Hiç sanmıyorum. Rus Elçi Karlov'un öldürülmesi de bir mesajdı. O polis, yani tetiği çeken, Erdoğan'ın ekibinde görev yapmış, 8 defa. Yani diyor ki “bak sana da tam 8 defa bunu yapabilirdim, tetiği çekebilirdim.” O kadar yakınmış Erdoğan'a.

- Siz Cumhurbaşkanı ile hiç birebir görüştünüz mü?

Yok, hayır. Hiç görüşmedim…