MedyaFaresi MedyaFaresi

Medyafaresi Ünlü Menajerlere Sordu: Pandemi Sonrası Müzik Sektörü Nasıl Toparlanacak?

Medyafaresi.com Yazarı Belemir Çelebi, Covid salgınında darbe üstüne darbe yiyen müzik ve eğlence sektörünün durumunu sektörün önde gelen isimleriyle konuştu. Konserlerin başlamasıyla birlikte, ekonomik olarak toparlanabildiler mi?

Eklenme: 28 Ekim 2021 08:43 - Güncelleme: 28 Ekim 2021 18:31

Belemir Çelebi / Berlin / medyafaresi.com

Covid-19 sebebiyle müzik ve eğlence sektörü uzun bir süre ekonomik kayıplarla savaştı ve hala savaşmaya devam ediyor. Belki de pandeminin en çok etkilediği sektör oldu.

Müzik sustu, ışıklar söndü ve sahneler kapandı. Bu zorlu süreç konserlerin başlamasına rağmen hala devam ediyor. Konserler başladı ama pandemi bitmedi ve bundan dolayı özellikle hala devam eden gece saat 12’den sonra uygulanan müzik yasağı, sektörün hayata dönmesini baltalıyor.

Dışardan bakıldığında konserlerin yapıldığını görüyoruz ama sahne arkasında neler oluyor hiçbirimiz tam olarak bilmiyoruz. Ben de sektörün durumunu merak edip, bu işe yıllarını vermiş insanların kapısını çaldım ve Müzik/Eğlence sektörünün durumu hakkında bilgi topladım.

Pandemi boyunca her haberimde yaptığım gibi, yine bu sayfayı Müzik sektörü emekçilerine vermek istiyorum ve sözü Volkan Bozacı, Serkan Kaya, Burçin Turna, Çağlar Tavşanoğlu ve Serkan Fidan'a bırakıyorum.. 

Serkan Fidan - Menajer / Organizatör / Mekancı 

Yeniden mesleğime dair bir şeyler yapıyor olmak iyi hissettirse de şahsen ekonomik anlamda bir toparlanma içinde olduğumu söyleyemem. Bu süreçte doğru pozisyon alıp toparlanmaya geçenler olmuştur ama ben onlardan biri değilim.

Müzisyenler açısından bir kıpırdanma var, ancak artık tüm etkinlikler hiç olmadığı kadar kar amacı güder hale geldi. O sebeple de kariyerinin başlarında olan ya da popülerleşme sürecine girmemiş müzisyenler için var olmak daha zor hale geldi. Menajer olarak Moğollar’ın bir toparlanma sürecinde olduğunu söyleyebilirim. Ancak o bilinirlik seviyesinde olmayan Ezgi Aktan, Daniska ve Çamur gibi isimler için aynı şeyi söyleyemem. 

Mekancı olarak durumumuz pek parlak değil. Eylül ayında açtık dükkanı ancak kapalı kalmanın bize zararı daha az oluyordu. Zaten iki yıllık bir yük var taşımak durumunda olduğumuz. O yük hafifleyeceği yerde ağırlaşmaya başlıyor. Saat ve kapasite sınırlamaları tamamen kalkmazsa uzun süre dayanabileceğimizi sanmıyorum.

Gece 12 yasağının hala devam etmesine de buna toplumun sessiz kalmasına da anlam veremiyorum. Zira 12 yasağı daha ziyade insanların yaşam şekliyle ilgili bir uygulama. Korkarım ki tüm sınırlar kalkacak ama bu kalacak. Yakın bir arkadaşım Eskişehir’de bir mekan açtı. Açılışta da DUMAN konseri vardı. Grup 23.55’de konseri bitiriyor ve mekanda kalan az sayıda dinleyicisinden gelen yoğun istek üzerine 7-8 dakika sonra tekrar sahneye çıkıp bir şarkı daha çalıyor. Mekana bu yüzden ceza yazıyorlar. Belki hukuken doğru bir karar olabilir ama hiç bir şekilde iyi niyetli bir ceza değil!

Volkan Bozacı - Menajer / CES Productions

Kendinizi Müzikten Koruyunuz...

Hayatımda kendimi hiç bu kadar boşlukta ve amaçsız hissetmemiştim. 17 ay boyunca müzik susmuştu. Hayatımızı üzerine kurduğumuz sistem durmuş, kendimizi ifade edebildiğimiz tek yer olan sahneler kapanmıştı. Büyük umudumuz haziranda başlamaktı, ancak olmayınca müzik sektöründe büyük gürültü koptu. Gözünü yumma etkinliği sosyal medyada büyük yankı buldu, müziği seven dinleyen herkesten büyük destek gördü. Ardından hükümetten sektöre yönelik açıklamalar gelmeye başladı. Sonrasında konserlere başlayacağımız tarih açıklandı ancak 00.00’dan sonra müzik yasaklandı. Dünyanın hiç bir yerinde örneği olmayan, gece çalışan tüm mekanların işini baltalayacak anlamsız bir yasağın içinde bulduk kendimizi. Nasıl olsa değişir diyerek en azından konserlere başlayabileceğimiz, mekanlarımızı açabileceğimiz için sevindik. Uzun süre hareket etmeyen bir sektörü tekrar ayağa kaldırmaya ve yürütmeye çalışmak gerekiyordu. Temmuzda ilk konserleri yapmaya başlayabildik. Sosyal mesafeye en çok dikkat eden yine konserler olmuştu. Her yer dolup taşmaya, tüm konser biletleri bitmeye başlamıştı. Çok uzun süre evine kapalı, sosyal hayattan uzak insanlar sonunda biraz olsun rahatlamıştı. Tüm sektörlerde bir canlanma oluştu. Aşıların da yapılması ile birlikte hayat bir nebze daha sosyalleşti. Ancak hem sosyal mesafe kuralları hem de çift aşısız mekanlara girilmemesi Eylül ayında yine sayıları düşürdü. Her önlemin en ağırı yine müzik sektörüne uygulanıyordu. Çilesi bitmez sektörümüz biraz nefes alacakken yine yavaşladı. 

Sanırım kendimizi müzikten korumaya devam etmeliyiz. 00.00’dan sonra müzik yasağı pandemi ile alakası olmamasına rağmen devam ediyor. Herkes aşılı olmasına rağmen sosyal mesafe kuralları devam ediyor. Tiyatrolara salonlarda tam kapasiteye izin varken konserlere yok !!!

Çok zor günler geçiren müzisyenler, sahne ekipleri ve sektör bileşenleri işlerini yapabildikleri için biraz toparlandı ancak borç harç içinde devam ediyorlar hayatlarına. Eski hallerine dahi gelmek uzun zaman alabilir. Sektörün bu dönemde ne kadar yalnız olduğunu hepimiz anladık. Konunun çözümü devletin uzun vadeli kültür-sanat politikası olmasından geçiyor. Bu dönemde yapılan başlangıçlar ileride sonucunu bulabilir ancak bu konuda ciddi çalışmalar yapmamız gerekiyor. Umarım bir daha kapanmalar olmaz, kimse işinden, müzikten uzakta kalmaz. Ama ne olur ne olmaz kendinizi müzikten koruyunuz...

Burçin Turna - Menajer / Bragi Productions

Sektör pandemi öncesinde de zorlu bir sektördü, pandemi sonrası sadece dinamiklerimiz değişti, dolayısıyla çalışma yöntemimizde hatta insan ilişkilerimizde yeni yollar bulmaya başladık. Zaten masraflı olan şehir dışı konserlerimiz şimdi daha masraflı, pandemi öncesi sık sık konser veren müzisyenlerin yarısından fazlası ortalama bir kitleye sahip olduğu için konser veremiyor, mekan haklı, garanti müzisyen istiyor, iki yıl kapalı kaldı, bir sürü borç. Müzisyen de haklı, pandemi öncesi gittiğim yerlere neden gidemiyorum iki yıldır çalışmadık diyor. Menajer, booking, mekan sahibi, müzisyen, hepsi birbirine girmiş durumda, “ya bak gel şu sanatçıyı koyalım aaa yoksa valla bu sanatçıyı vermem” gibi hiç de sistematik olmayan ilişkilere kaldık. Eşitsizlik zaten aldı başını gidiyor, çünkü bu sektörün başlıca sorunu her zaman. 

Temmuz-Ağustos ayı insanların konserlere akın etmesiyle çok güzel geçerken Eylül back to school dönemiyle beraber ekonomik çöküş insanları konserlerden alıkoydu, kaç tane konser iptal oldu hatırlamıyorum bile. Pandemi’nin ara tokatıydı. 

Festivallere girsek mi? Bence girmeyelim çünkü onlar da giremedi bu yıl işin içine. Festival kaşelerinin yerlere çekilmesine rağmen zarar üstüne zarar, karma mıdır yoksa kabak gibi ortada mıydı bilemiyorum. 

Kapasiteler hiçbir yerde aynı değil, belediyeyle arası iyi olan kazanıyor ama buna neden şaşırıyoruz onu anlamıyorum, pandemiden önce de rajon bu değil miydi? “kardeşim sen hep bu sektörde değil miydin ya neden şaşırıyorsun?”

12 yasağı ve bilet fiyatları konusundaki değişiklikler bence oldukça yerinde oldu. Saat açısından insani şartlar tam olarak buydu, mekanlar buna şimdi kar marjı vs derler, ona göre program yapın, erken başlasın konserler. Sanatçı da memnun. Sabahın 5ine kadar herkesi süründürmek daha mı keyifliydi? Bilet fiyatları da normale döndü diyelim, eskiden bira fiyatına bilet alınıyordu, sanata verdiğimiz emek ve değer bu mu? Bu algı yüzünden eğlence sektörü olarak kaldık işte. Ama bu konuda öğrencileri kesinlikle ayrı tutuyorum, olabildiğince de onlara özel kampanyalar yapılmalı konserlerde. Açıkcası bu iki başlık konusunda biraz türk kafası düşünüyoruz, hani avrupayı örnek almaya çalışıyorduk alın size avrupa, 12’den sonra açık mekan bulamazsın kulüpler dışında, 100 dolardan aşağı festivale gidemezsiniz. Geçmiş olsun, şimdi cüzdanını yavaşça çıkar ve bu gerçekle yüzleş. 

Genel olarak da yapıma ve üretimine devam eden müzisyen ve menajer kazandı, emin olduğum nadir gerçeklerden biri. Durup depresyona girenleri kaybettik, bu sektör yıkılmayı kabul etmiyor. 

Sonuç olarak biz de uzay istasyonunda çalışmıyoruz, her sektörde bu sorunlar var, egomuzu okşayamadığımız zamanlarda işimizi abartıp kendimizi savaşçı ilan etmeden de başarılı ve mütevazi sektör insanları olabiliriz. Cenk Taner ne demiş: “Her şey sermaye için sevgilim” işte o kadar…

Serkan Kaya - Menajer / Organizatör 

Pandemi kurallarından en çok etkilenen sektör,  maalesef müzik sektörü oldu. Tek kazanç kapısı konser olan müzisyenler çok zor zamanlardan geçti. Mesleğini değiştiren hatta yaşamına son veren müzisyenlerin haberlerini her gün bir yerlerde duyar olmuştuk. Nihayet 2021 Haziran ayı itibariyle konser organizasyonlarının yapılmasına kısıtlamalı da olsa izin verildi. Bu iznin içerisinde yer alan kısıtlama kuralları, uygulama şekli ile ülkemizde müziğin ve konser sektörünün çok önem arz etmediğini gördük. Gece 12 den sonra rahatsızlık verildiği düşünülen bir sektör kendi kaderiyle baş başa bırakıldı. Bu sisteme ayak uydurmaya çalışmaktan başka çare olmadığı gibi, bazı mekanların ve yerel yetkililerin bu kurallara kendi bölgelerine göre yön vermesi de turne yapmaya çalışan menajer ve organizatörlerin kafalarını karıştırdı. 

Tüm siyasi propaganda toplantılarında pandemi kuralları göz ardı edilirken, aynı mekanda gerçekleşen bir konser için tüm tedbirler devreye sokuluyor. Bu konuda sesini çıkaran müzisyenler de muhalif kategorisine alınıp, bir sonraki işleri için birçok engelle karşı karşıya kalıyorlar. Bu çifte standardın yakın zamanda bitmesi ve müzik emekçilerinin geçtiğimiz yıl yaşadığı buhran dönemi tekrar yaşamaması en büyük dileğimizdir.

Çağlar Tavşanoğlu - Menajer

Müzik pazarı büyük bir pazar. Bu bakımdan pandemi gibi beklenmedik etkenler pazarın belirli kısımlarını etkilese de doğru strateji ve planlamalar ile yaşanacak maddi ve mental sonuçları en aza indirmek de yine müzik insanlarına ve menajerlere düşüyor. Pandemi müzisyenlerin ve müzik için çalışan insanların konserlerini, turlarını oldukça etkilemiş olsa da dijital dünyada doğru adım atan ekipler pandemiyi daha az hasarla atlatabildi. 

Şu an için ise belirli bir standartta konserlerimiz devam etmekte. Seyirci kapasitenin düşmesi beraberinde bilet fiyatlarının yükselmesini getirdi. Kapasitenin düşmesi beni rahatsız etmiyor. Ortada global bir felaket var ve kurallara uyulmadığı sürece bu felaket devam edecek. Katılmadığım şey, bu kurallar bütününün sadece konser tiyatro bar ve salonları kapsaması… Mitingler maskesiz ortamda tıka basa yapılırken, düğünler halaylarla devam ederken, birçok konuda kuralsız hayat süre gelirken onlarca müzisyenin intihar etmesine, işletmelerin iflas etmesine müdahale edilememesi hepimizi derinden yaraladı bu süreçte. Şu an konserler ve etkinlikler bazında biraz daha normale dönmüş olsak da sürecin sancılı dönemlerini unutmamız mümkün değil. Müzikle kalmaya, üretmeye, dinleyicilerimizin duygularına ortak olmaya ve ruhlarını beslemeye her koşulda devam edeceğiz. Sadece müzik insanlarının tek beklentisi şartların her sektörle aynı olması.