CHP'li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can'ın da aralarında olduğu toplam 13 kişi, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan "irtikap" operasyonunda gözaltına alınmıştı.
Jandarma ekipleri tarafından adliyeye getirilen Özcan'ın savcılık ifadesinin ardından, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği öğrenildi.
Adliyede süreci takip eden CHP'li milletvekillerinden Mahmut Tanal, sosyal medya platformu X'teki hesabından tutuklamaya sevk kararına tepkisini "Tutuklamaya sevk kararına Somut delil yok. Menfaat sağlama yok. Kaçma şüphesi yok. Delil karartma ihtimali yok. Ama Bolu belediye başkanımız Tanju Özcan, Süleyman Can ve Ali Sarıyıldız tutuklamaya sevk edildi" ifadeleriyle dile getirdi.
TANJU ÖZCAN VE YARDIMCISI TUTUKLANDI!
CHP milletvekili Mahmut Tanal, Özcan ve Can'ın tutuklandığını, diğer isimlerin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını duyurdu.
Tanal şunları yazdı:
"Bolu Sulh Ceza Mahkemesi; Bolu Belediye başkanımız Tanju Özcan ve Süleyman Can Belediye başkan yardımcısı hakkında tutuklama kararı verildi. Diğerleri adli kontrol ile serbest bırakıldı."
Tutuklama talebiyle sevk edilen Bolu Belediyesi meclis üyesi Ali Sarıyıldız hakkında ise 4 ay süreyle ev hapsi kararı verildi.
"'SEVE SEVE VERECEKSİNİZ' SÖYLEMİM OLMADI"
Mahkemeye sevk edilen Tanju Özcan'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Bolu'yu Seviyorum Vakfı'nın (BOLSEV) kendisinin başkanı ve mahkeme kararıyla kurulmuş bir vakıf olduğunu belirten Özcan, Bolu'yu Seviyorum Vakfı Ticaret A.Ş.'nin de bu vakfın iştiraki olduğunu kaydederek "Bu anonim şirketinin yönetim kurulu başkanı ben değilim. Bolu Bel A.Ş. İse bunlardan farklı olup %100 ü belediyeye ait olan bir şirkettir. Ben bu şirketin de herhangi bir kademesinde görevli değilim. 2024 yılında Bolsev adında bir vakıf kurduk, o dönem vakfın kurulması için mahkeme kararı bekleniyordu. Vakıf kurmamızın amacı Bolu ilindeki fakir ailelere, öğrencilere ve engelli vatandaşlara ve yatalak hastalara yardım yapma amacıydı. Nihai amacı ise büyük bir huzur evi yapmak idi. Vakfı kurma kararımızdan sonra ben Bolu Belediye başkanı olarak bir çok yerde bu vakfa yardım yapılabileceğini söyledim. Billboardlar aracılığı ile halka da çağrıda bulundum. Bolu’nun ileri gelenlerinden, maddi olarak kazancı yüksek olan şirketlerden, hayır sever olduğunu bildiğimiz kişilerden bu vakfa yardımda bulunmalarını istedim. Bunların dışında Bolu ilinde faaliyet gösteren bankalara da marketlere de bu şekilde yardım edebileceklerini söyledim" dedi.
Yapıldığı iddia edilen toplantının vakfa yardım toplamak amacıyla yapıldığını belirten Özcan, "Bu toplantıya Bolu içinde faaliyet gösteren bazı marketlerin temsilcileri katıldılar. Toplantıda da vakıf kurulduğunu, bu vakfın öğrencilere, yaşlılara, engellilere yardım yapacağını söyledim ve vakfa bağışta bulunup bulunamayacaklarını sordum. Özellikle büyük market yetkilileri doğrudan bağış yapamayacaklarını, ancak reklam vermek için ciddi bütçelerinin olduğunu, bu parayı reklam vermek suretiyle verebileceklerini söylediler. Toplantı günü kesinlikle reklam sözleşmesine ilişkin bir teklif metni ve mektubu verilmedi. Söylediğim gibi reklam konusu büyük market yetkililerinin bunu bize söylemesi üzerine açıldı. Dolayısıyla daha önceden reklam verme hususunda hazırlanmamız ve reklam teklifi verme planlamamız olmadı. Yine o gün kimse olumlu ya da olumsuz sonuç bildirmedi. Ben bu toplantıda toplantıya katılanlara 'Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz ya da ...... vereceksiniz' şeklinde herhangi bir söylemim olmadı. Kaldı ki ben avukat olduğum için böyle bir şeyi bu kadar kişinin içinden söylenmeyecek kadar bilgiye sahibim" ifadelerini kullandı.
"KARTALKAYA SONRASI HSK'YE ŞİKAYET ETTİĞİM İÇİN HUSUMET OLDU"
Özcan ifadelerine şöyle devam etti:
"Zaten idari tahkikattaki ifadelerde de görüleceği üzere mağdurlardan hiç biri ifadesinde bundan bahsetmemiştir. Savcılık aşamasında alınan ifadeler sırasında bu sözlerden bahsetmişlerdir. Bununda şu nedenle olduğunu düşünüyorum. Bu tarihten yaklaşık bir ay kadar önce benim hakkımda bir soruşturma olduğundan haberim oldu. İfadesi alınan mağdurlardan bir kaç tanesi bana ifade verdiği konusunda bilgi verdi. Kendiliğinden bu bilgileri bana verdiler. Bana ifade sırasında savcıya ifade verirken Bolu Cumhuriyet Başsavcısı odaya geldiğini, kendilerine "başkan sizden para istedi mi" şeklinde soru sorduğunu, ifade veren kişilerin istemedi demesi üzerine "bazıları öyle demiyor, akıllı olun" diyerek odayı terk ettiğini söylediler. Bu nedenle sonradan verilen ifadelerin bana karşı olan husumet nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Zira geçen sene meydana gelen Kartalkaya yangını olayından sonra başsavcılığın belediyeye karşı olan tutumu nedeniyle ben kendisini bizzat HSK’ya şikayet etmiştim. Bundan dolayı husumet olduğunu düşünüyorum."
"İCBAR DURUMU OLSA ZORLUK ÇIKARMAMIZ GEREKİRDİ"
Yapılan toplantıda kimseden zorla reklam sözleşmesi yapmasını da istemediğini dile getiren Özcan, "Yapılmaması halinde herhangi bir yaptırımda bulunacağıma ilişkin tavır göstermedim. Hatta bu konuda ısrarcı bile olmadım. Yapılan denetimlerin mevcut toplantı ile hiçbir alakası yoktur. Rutin denetimler de şikayet üzerine yapılan denetimler belediye başkanlığımızın asli görevlerindendir. Mağdurlar idari tahkikat kapsamında bu iddialarından bahsetmemişlerdir. Daha sonradan çıkan ifadelerin art niyetli olarak verildiğini düşünüyorum. Ayrıca mağdurlara yönelik icbar durumunun olmadığı şuradan da bellidir. Bu marketler iddia edilen denetimler sonrasında da marketler açmışlardır. Biz belediye olarak bu marketlerin açılması için ruhsat veriyoruz. İcbar durumu olsaydı biz ruhsat verme işleminde de zorluk çıkartmamız gerekirdi. Alınan ifadelerden bu konuda herhangi bir zorluk çıkarttığımıza dair bir iddia yoktur. Reklam sözleşmesi imzalayan şirketlerin reklam sözleşme süresi 1 yıllıktır. Sözleşmede sözleşmenin bitimine bir ay kala bir haber verilmesi halinde yeniden sözleşme yapılmayacağı hükmü de vardır. Buna rağmen reklam sözleşmesi imzalayan firmalar sözleşmelerini sonlandırmayıp reklam vermeye devam etmişlerdir. Ücretlerini de ödemeye devam etmişlerdir. Halen bu sözleşmenin geçerli olduğu şirketler vardır. Reklamları billboardlarımızda yayınlanmaktadır. Hakkımda ifade veren ve reklam sözleşmesi imzaladığını beyan eden şirketlerin halen billboardlarda reklamları yayınlanmaktadır, sözleşmeleri devam etmektedir. Yine icbarda bulunduğumu söyleyen kişiler aynı şekilde toplantı sonrasında fotoğraf çekildiğini söylemişlerdir. İcbar durumu gerçek olsaydı toplantı sonrasında da bu şekilde bir hatıra fotoğrafı çekilmesi hayatın olağan akışına aykırı olurdu" dedi.
"BURSLARIN YATAMAYACAK OLMASININ ÜZÜNTÜSÜNÜ YAŞIYORUM"
Tanju Özcan ayrıca "Yapılan gözaltı nedeniyle ve vakfımızın bugün itibariyle ihtiyacı olan öğrencilere burs verecek olması ve bu işlemi yapabilmek için yetkili kişi olan ben ve Ali Sarıyıldız'ın burada bulunması nedeniyle öğrencilere burslarının yatamayacak olmasının üzüntüsünü yaşıyorum" ifadelerini kullandı.
Özcan, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini söyledi.