MedyaFaresi MedyaFaresi

Beste Bereket: Çocuğumun Aydınlık Ruhuna Layık Olmak İstiyorum

Beste Bereket, Cumhuriyet gazetesinden Orhun Atmış'a hem oyunculuk kariyerini, hem de çocuğu olduktan sonra hayatında yaşadığı değişiklikleri anlattı

Eklenme: 03 Ocak 2021 12:14 - Güncelleme: 03 Ocak 2021 12:25

Beste Bereket, ismini ilk olarak 15 yıl önce, ilk oynadığı film ile Altın Portakal’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandığında tüm Türkiye’ye duyurdu. Daha sonra Altın Koza’dan da En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü kazandı. Ardından birkaç film projesi, daha çok da dizilerde yer aldı. Bütün bunların yanı sıra stüdyo da kurdu, sunuculuk da yaptı. 3 yıl önce Lea isimli bir kız çocuğu dünyaya getiren Bereket, bebek büyütürken gereken bilgilere erişmekte zorluk çeken ebeveynler için bir nevi sosyal sorumluluk projesi başlatarak YouTube’da program yapmaya başladı. Beste Bereket, ekran önünde olmadığı zamanlarda da boş durmayan, kendini geliştiren, hatta ikinci bir üniversite okumaya başlayan bir isim...Bereket hem oyunculuk kariyerini, hem de çocuğu olduktan sonra hayatında yaşadığı değişiklikleri Cumhuriyet'e anlattı

* Sizin de rol aldığınız Aralık ayında başlayan Kanal D'deki sit-com dizisi ilgi gördü. Kaliteli komedi dizisi eksikliğini giderecek gibi duruyor. Projede yer alma süreciniz nasıl gelişti? “Aydan Hemşire” karakterini bize anlatır mısınız?

Uzun zamandır bir dizide yer almamıştım. Açıkcası kalbimden hep komediler geçiyor. Kendimi içinde daha rahat hissettiğim için, niyetimi de hep o tarafta tutmaya çalışıyorum. Görüştüğüm ilk anda da, Hakan Algül’ün çekiyor olması, castı, yapımı beni motive eden faktörlerdi. Bir şekilde izlemeyi sevdiğim oyuncularla, işlerini sevdiğim yönetmenlerle olmak beni mutlu ediyor. Zaten geçtiğimiz şu zor süreçte de, biraz gülmek, güldürmek gayesi beni bu işin içine çekti diyebilirim. Dizinin içinde farklı bir sürü renk barındıran bir karakter Aydan hemşire, belki de bir tip demeliyim. Anaç, zarif, idareci olabildiği gibi, kendisinden beklenmeyecek zalimliklere de göz kırpabilir. (gülüyor)

* 2005’te genç yaşta ve ilk oynadığınız Türev filmiyle Altın Portakal’da En İyi Oyuncu Ödülü’ne ulaştınız, ondan sonra sizi çok az filmde gördük. Bu bir tercih mi?

Tercih diyemem açıkcası. En dürüst haliyle benim istediklerim beni istemedi, beni isteyenleri de ben istemedim denebilir. Şanssızlık mı yoksa bir takım yanlış seçimlerle mi ilgili bunu tam bilemiyorum. Geriye dönüp baktığımda yapmadığım için pişman olduğum işler var elbette. O zamanki ben öyle bir karar vermiş diyerek olayı olgun bir boyuta taşımayı deneyeyim (gülüyor). İllaki yapayım diye çabalamadım açıkcası, içime sinsin içim rahat olsun diye daha sakin davranmış olabilirim. Ama sinema tabii ki kalbimin sultanı.

* Projelerde senaryo hakkında ince eleyip sık mı dokursunuz? Önceliğiniz her zaman dizi projeleri mi?

Ben Mimar Sinan Üniversitesi devlet konservatuvarı mezunuyum. Konservatif bir sanat eğitimi içinden geçtim ve her zaman önemsemem gereken şeyleri önemsedim elbette. Nitelik ve nicelik kavramları bu meslekte kimi zaman karışabiliyor. Çünkü herhangi bir başarısızlık durumda direkt kendinle ilgili bir yargılama sürecine giriyorsun, öz şefkat falan hak getire oluyor. Ama tabi zaman geçtikçe de, güzel bütünlerin aşırı detaylarda boğulmayan parçası olmanın bana daha iyi geldiğini keşfettiğim için (en azından şimdilik) seçimlerimi de bu yönde yapmaya başladım.

Önceliğim o an karşılıklı birbirimizi istediğimiz işlerde yer almak olur, her zaman da öyle olmuştur. Ben yaptığım herhangi bir işi küçümseyip değersizleştirmeyi doğru bulmuyorum. Dizi, film, oyun, sunuculuk, eğitmenlik, kısa film vs. kiminde çok eğlendim, kiminde çok öğrendim ama ne olursa olsun mutlaka ruhumu da beslenmeye çalıştım.

* Tiyatro çalışmalarınız devam edecek mi? Tiyatro ve genel olarak kültür sanat emekçilerinin geçmekte olduğu zor süreç hakkında neler söylemek istersiniz?

Bu sezon için güzel hayallerimiz vardı ancak şu anki şartlardan dolayı bir hareket almıyorum. Belli olmaz tabi, çok yapmak istediğim bir şeyle karşılaşırsam hiç düşünmeden dahil olurum. İllaki büyük aksilikler olmadığı sürece tiyatro hayatımda olacaktır.

Gerçekten bu süreç madden manen herkesi yıktı geçti, hepimiz kenetlenip elden geldiğince birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Çoğu meslek grubu zor durumda ve elbette ki bu bireysel yardımlarla devam ettirilebilecek bir süre değil. Sistemli bir yaklaşımla birçok meslek grubunun ve tabi sanatçıların da madden ve manen bulunduğu bu karanlıktan çıkartılması gerek.

Pandemi elbet bitecek ama bittiğinde bu süreçte tutunacak dalı kalmamış insanlar ne yapacak. İhtiyaç sahibi tüm gruplar için planlama yapılabilmesi, destek olunması şart, sanatçısı da garsonu da doktoru da öğretmeni de kuryesi de hepimiz insani şartlarda yaşamayı hak ediyoruz. Yok birbirimizden farkımız.

* YouTube’da geçen yıl ebeveynlikle ilgili bilgilendirici videolar paylaşıyordunuz, neden durdu onlar? Nasıl bir uğraştı YouTube sizin için? Yeni YouTube/podcast projeleriniz var mı?

@benbebektv bizim Dr. Pınar Boncuk dayanıklı ile iyi ve doğru sağlık hizmetine, bebek büyütürken gereken bilgilere erişmekte zorluk çeken ebeveynlere ve bakım verenlere ulaşmak niyetiyle, kendimizin yaptığı bir proje. Bir sosyal sorumluluk projesi diyebiliriz.

Malum hem sosyal medya hem ebeveyn ve bebek eğiticileri sebebiyle ki çoğumuz bazı tuzaklara düşüyor gibi oluyoruz. O kadar fazla bilgi bombardımanı varki benbebek ve doktorumuz sayesinde bilginin doğrusuna ulaşmak mümkün oluyor o yüzden de artık bilgiye ulaşma değil bilgiyi doğrulama çağında da olduğumuzdan faydalı olduğunu düşünüyorum.

Şu anki durumda programımızı yine biraz çekebilir devam edebiliriz ama eski verimli haline pandemi sonrası dönebilir ancak. Şu an evden işe, işten eve, başka bir şey yapamıyoruz.

* Karantina süreciniz nasıl geçti/geçiyor? Neler yaptınız bu süreçte? “Kendimi geliştirme şansı buldum” diyenlerden misiniz?

Kendimi geliştirme şansı pek bulamadım ben. Babam sayesinde smule diye bir program keşfettim bazen 15 dakikalık şarkı kaydı yapabiliyorum (gülüyor). İkinci üniversite çocuk gelişimi okuyorum evdeyken daha rahat sınavları hallederim dedim hiç öyle olmadı. Tabii ki kızımla oyun oynamak başlıca olayım evdeyken. E malum bayağı da evdeyiz...

Genelde ev hayatını seven biri olduğumdan sosyalleşememek dert olmadı da, sevdiklerini görememek insana dokunuyor tabi. Kendim belki şükür yönünden geliştirmişimdir biraz, sağlığımız yerinde şükür. Fazlasını söylemek bu felakette maddi manevi büyük sınavlarda olanlara, sağlık çalışanlarına büyük haksızlık olur. O yüzden bize düşen neyse sonuna kadar devam. Evde kalmak, işte güçte, yolda dikkatli olmak, maddi manevi paylaşmak...

* Kızınız bu yıl 3 yaşında. İleride bu söylediklerinizi okuyacağını düşünerek, ona ne söylemek istersiniz? Lea hayatınızı nasıl değiştirdi?

Onun her daim mutlu ve huzurlu olacağı bir yol yürümesini isterim. Ayrımcılığın bol olduğu günlerin geçip gidip, eşit şartlara kavuşan insanlarla bir arada yaşayacağı bir dünya olmasını dilerim. Özgür bir hayat ve her daim sağlıkla. Bir insanın büyümesi kolay değil ve asıl bir insanın bir çocukla büyürken her nevi sorununun yanardağ gibi ortaya çıktığı bir gerçek var. Kalbini taşıran ve uğruna dünyayı gözünü kırpmadan yakacağın bir sevgi var. Çocuk sahibi olacaklara, biyolojik ya da kalbiyolojik hiç fark etmez tek önerim önce içinize bakın kendinizdeki dertlere bir eğilin. Bir yetişkine isteği dışında dokunamayacağımız gibi, bir çocuğa da dokunamayacağımızı bilsek zorla kucaklamak öpmek vs bunların aslında adının başka bir şey olduğunu idrak etsek, bu bile büyük bir atılım. Zıbındı beşikti vs idi bebek için bunlar önemli değil. Öncesinde daha içsel bir yolculuğa çıkmak gerek.

Bu üç yılda bunları anlamaya başladım. Çok başındayım tabi ama dilerim yolum iyi olsun. Çocuğumun güzel ve aydınlık ruhuna layık olmak isterim çünkü bütün niyetim bu.