Unfamiliar fırtınası dinmek bilmiyor. Netflix'in 6 bölümlük yeni dizisi, 76 ülkede ilk 10'dan düşmeden zirve yarışını sürdürüyor.
DAHA FAZLA OKU
Sayfadan ekrana: Sessiz sedasız parlayan 7 dizi uyarlaması
Pluribus severler için tekinsiz fikirler: Zihin büken 5 dizi
Kayıp çocuklar, tekinsiz kasabalar: Stranger Things'in boşluğunu dolduracak 10 yapım
Tam da bu yüzden "Peki başka hangi Alman dizileri izlemeye değer?" sorusu yeniden masaya geldi. İki eski casusun etrafında örülen bu gerilimden yola çıkarak, farklı damarlardan ama aynı ölçüde iddialı yapımları bir araya getirdik. Dark'ı ise özellikle pas geçiyoruz: Emek istese de karşılığını fazlasıyla veren bu bilimkurgu başyapıtını zaten çoktan izlediğinizi varsayıyoruz.
Soğuk Savaş paranoyasından dijital çağda kara mizahla harmanlanan bir suç hikayesine; stil sahibi intikam öyküsünden karanlık atmosferiyle hipnotize eden bir edebiyat uyarlamasına kadar aradığınız şey bu listede.
Babylon Berlin (2017 - )
I. Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da geçen Babylon Berlin, Dedektif Gereon ve çevresindekilerin hikayesini merkezine alırken ülkenin sosyolojik durumunu da gözler önüne seriyor (Sky 1 / Das Erste)
Babylon Berlin, 1920'lerin sonuyla 1930'ların başındaki Berlin'in büyüsünü, aşırılığını ve yaklaşan felaket hissini aynı potada eriten karanlık ve sürükleyici bir polisiye gerilim. Volker Kutscher'in romanlarından uyarlanan dizi, Köln'den Berlin'e gönderilen dedektif Gereon Rath'ın bir soruşturmaya destek vermek için geldiği şehirde kendini çok daha büyük bir komplonun içinde bulmasını anlatırken, polis olma hayali kuran Charlotte Ritter'i de hikayenin kalbine yerleştiriyor.
Tom Tykwer, Achim von Borries ve Hendrik Handloegten imzalı yapım, Volker Bruch ve Liv Lisa Fries'in güçlü performanslarıyla Alman televizyonunun en gösterişli ve özenli işlerinden biri olarak öne çıkıyor. Dizi, kabarelerin parıltısıyla sokak yoksulluğunu aynı kadrajda buluşturarak Weimar Cumhuriyeti'nin son günlerini sadece "şık" bir dönem dekoru olarak değil, gerilimi adeta teninize değen canlı bir tarih sahnesi gibi kuruyor.
Gereon'un savaş travması, morfin bağımlılığı ve özel hayatındaki duygusal çıkmaz, Charlotte'la ortaklığını daha katmanlı kılıp hikayeye güçlü bir insan tarafı ekliyor. Yolsuzluk, siyasi çıkarcılık, suç ağları ve yükselen sağ tehdidi her sezon biraz daha boğucu bir atmosfer kurarken, karakterler de doğru olanla hayatta kalmak arasında sürekli zor seçimler yapmak zorunda kalıyor. Bu yüzden Babylon Berlin, yalnızca gerilim dozu yüksek atmosferiyle değil, Berlin'in kaosa sürüklenişini görkemli ama cilasız bir dille resmettiği için de en iyi Alman dizileri arasında özel bir yere oturuyor.
IMDb: 8,4
Nereden izlenir: Şu anda Türkiye'de bir platformda yer almıyor
Deutschland 83 (2015)
Adından da anlaşılacağı üzere 1983'te geçen Deutschland 83, askeri ve siyasi gerginliklerin yaşandığı dönemde batıya casus olarak sızan bir Doğu Alman subayının hikayesi anlatıyor (RTL / Sundance TV)
Deutschland 83, Soğuk Savaş gerilimini casusluk hikayesiyle birleştirirken, Martin Rauch'un dönüşümü üzerinden dönemin ruhunu çok iyi yakalayan güçlü bir Alman dizisi. 1983'te geçen hikaye, 24 yaşındaki Doğu Alman sınır görevlisi Martin'in Stasi tarafından "Moritz Stamm" kod adıyla Batı Almanya ordusuna sızdırılmasıyla başlıyor. Martin'in görevi NATO'nun özellikle nükleer savunma planları hakkında bilgi toplamak olsa da dizi, asıl gücünü, Martin'in giderek derinleşen kimlik çatışmasından ve ahlaki çıkmazlarından alıyor. Bir yanda sadakat, ideoloji ve devlet baskısı, diğer yanda Batı'daki gündelik hayatın cazibesi ve bireysel özgürlük hissi, Martin'i zor kararların içine itiyor.
Dizinin en güçlü yanlarından biri, NATO tatbikatları ve nükleer gerilim gibi gerçek siyasi gelişmeleri hikayeye yedirirken dekor, kostüm, müzik ve kültürel ayrıntılarla 1980'ler atmosferini son derece canlı kurması. Jonas Nay'in performansı da anlatının tam merkezine oturuyor çünkü Martin'i ne alıştığımız türden bir kahraman ne de soğuk bir ajan olarak çiziyor. Bu yüzden Deutschland 83, tempolu bir casusluk dizisi olmanın ötesinde, Doğu-Batı hattındaki korku, paranoya ve ideolojik çöküşü hissedilir kılan, üçlemenin güçlü başlangıç halkası.
IMDb: 8,0
Nereden izlenir: GAİN
How to Sell Drugs Online (Fast) (2019 - 2025)
How to Sell Drugs Online (Fast), eski kız arkadaşını geri kazanmaya çalışan inek bir öğrencinin, internet üzerinden ecstasy satarak Avrupa'nın en büyük uyuşturucu tacirlerinden biri haline gelmesini konu alıyor (Netflix)
How to Sell Drugs Online (Fast), küçük bir Alman kasabasındaki içine kapanık lise öğrencisi Moritz Zimmermann'ın kalp kırıklığını tehlikeli bir hırsa dönüştürmesini anlatıyor. Teknolojiyle birleşen bu "parlak fikir", kısa sürede hızlı ve zekice bir suç hikâyesine evriliyor.
Moritz'in sevgilisi Lisa'yı etkilemek için kurup yatak odasından yürüttüğü "online" uyuşturucu işi, en yakın arkadaşı Lenny'nin teknik desteğiyle kısa sürede kontrolden çıkan bir suç ağına dönüşüyor. Dizinin en güçlü yanlarından biri, ekran kayıtları, sahte eğitim videoları ve enerjik anlatımı klasik polisiye ritmine ustalıkla yedirerek hikayeyi dijital çağın temposuna uygun biçimde kurması.
Başta eğlenceli ve yaratıcı görünen bu girişim rakip satıcılar, polis ve aile baskısı devreye girdikçe nefes kesen bir gerilime dönüşüyor. Böylece dizi komediden paniğin baskın olduğu bir gerilime doğru kayıyor.
Merkezdeki Moritz-Lenny ilişkisi çatladıkça, hiçbir iş planının duygusal sonuçları telafi edemeyeceği daha net görülüyor. Dizi, mizahın altına internetin "güvenli mesafe" yanılsamasını ve gençler üzerindeki başarı baskısını eleştiren güçlü bir katman da koyuyor.
Gerçek olaylardan esinlenen How to Sell Drugs Online (Fast), bağımlılık yapıcı bölüm sonları, sevilebilir ama giderek kararan karakterleri ve çağdaş anlatım diliyle izleme listenizde yer alması gereken modern bir Alman dizisi.
IMDb: 7,8
Nereden izlenir: Netflix
Kleo (2022 - )
Kleo, Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından serbest bırakılan Doğu Almanyalı eski bir casusun, kendisine ihanet edenleri bulmak için ölümcül becerilerini kullanmasını anlatıyor (Netflix)
Kleo, Berlin Duvarı'nın yıkılışının ardından ihanete uğrayan eski bir Stasi tetikçisinin Avrupa'ya uzanan intikam ve hakikat arayışını anlatıyor. Casuslukla kara mizahı birleştiren dizi, temposu hiç düşmeyen enerjik bir iş.
Jella Haase'nin canlandırdığı Kleo, hem soğukkanlı hem de kaosun içinde neredeyse oyun oynar gibi hareket eden bir karakter. Bu da diziyi sıradan bir "ajan intikamı" öyküsünün ötesine taşıyor. Dizi, 1990'ların birleşme dönemi atmosferini renkli, kitsch ve pop-art bir görsellikle kurarken, dövüş sahnelerini de neredeyse koreografi gibi akıtarak izlemeyi keyifli kılıyor. Bir yandan kılık değiştirmeler, kovalamacalar ve sürpriz hamlelerle tempoyu hep yüksek tutuyor, diğer yandan adalet, sadakat ve yeniden başlama fikrini sorgulatıyor.
En güzel taraflarından biri de başlarda karikatür gibi görünen yan karakterlerin zamanla kendi idealleri ve motivasyonları olan güçlü figürlere dönüşmesi. Müzik seçimleri de diziyi yukarı taşıyor, sahnelerin enerjisini artırırken Kleo'nun dünyasını daha da cazip kılıyor. Karanlık, hızlı ve stil sahibi yapısıyla Kleo, hem casus hikayelerini sevenlere hem de eğlenceli ama sert tonlu bir seyirlik arayanlar için çok iyi bir seçenek.
IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix
Dogs of Berlin (2018 - )
Yaratıcılığını Christian Alvart'ın üstlendiği Dogs of Berlin'de iki polis, ünlü bir futbolcunun cinayetini soruşturuyor (Netflix)
Dogs of Berlin, önemli bir maç öncesinde öldürülen Türk asıllı Alman futbolcu Orkan Erdem'in cinayeti üzerinden Berlin'in suç, siyaset ve kimlik gerilimlerini aynı potada eriten sert bir polisiye. Dizinin merkezinde, birbirine hiç benzemeyen iki polis var: Erol Birkan ve Kurt Grimmer. İkili cinayeti çözmeye çalıştıkça yalnızca suç dünyasına değil, kendi kurumlarının karanlık taraflarına da yaklaşıyor.
Soruşturma ilerledikçe mafya bağlantıları, aşırı sağ gruplar ve mahalleler arası güç savaşları ortaya çıkıyor. Böylece Felix Kramer ve Fahri Yardım'ın başrolleri paylaştığı dizide hikaye, tek bir cinayet dosyasının çok ötesine taşınıyor.
Dizi, Berlin'i bir arka plan olarak kullanmakla yetinmiyor; neon gecelerle kasvetli gündüzler arasında bölünen şehrin ruhunu da güçlü biçimde hissettiriyor. En etkileyici taraflarından biri, soruşturmayı aynı zamanda bir karakter incelemesine dönüştürmesi. Birkan da Grimmer da olay büyüdükçe kendi sınırları ve ahlaki çizgileriyle yüzleşmek zorunda kalıyor.
Borçlar, aile ilişkileri ve itibar meseleleri gibi yan öyküler de diziyi daha sahici kılıyor ve polisiye tonun içinde insani bir derinlik yaratıyor. Karanlık atmosferine rağmen tamamen umutsuzluğa yaslanmayan Dogs of Berlin, temposu yüksek, dişli ve güçlü bir Alman suç dizisi arayanlar için ideal bir seçenek.
IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix
Perfume (Parfum / 2018)
Perfume'de cinayete kurban gitmiş bir şarkıcı, koku bezleri vücudundan kesilip çıkarılmış halde bulununca, dedektifler onun arkadaşlarını sorguluyor (Netflix)
Perfume, Patrick Süskind'in ikonik metnini birebir tekrar etmek yerine onu bugüne taşıyan karanlık bir suç dizisi. Hikaye, modern adli soruşturma diliyle yeniden kurulduğu için de daha sert ve rahatsız edici bir tona kavuşuyor. Vahşi bir cinayet, aynı yatılı okul çevresinden gelen karakterleri yeniden bir araya getirirken hikaye, koku takıntısını yalnızca bir atmosfer unsuru olmaktan çıkarıp arzunun, kontrolün ve manipülasyonun tam merkezine yerleştiriyor. Dizinin en güçlü yanı, kokuyu bir metafora indirgememesi; tam tersine ipucu, motivasyon ve duygusal kırılma anı olarak kullanıp polisiye yapıyı daha özgün bir yere taşıması.
Soğuk renk paleti, ormanlık arka planlar ve ritüel hissi veren mizansen, diziye sürekli bir tedirginlik duygusu veriyor; bu açıdan görsel tonu ve kasvetli atmosferiyle Dark izleyicilerine de tanıdık gelecektir.
Nadja Simon, sertliği ve mesafesiyle seyirciyi hikâyenin içine çeken güçlü bir rehber. Dedektif Matthias Köhler'in daha "eski usul" polisliği ise soruşturmaya iyi bir denge ve karşıtlık getiriyor. Üstelik dizi, karakterlerini parlatmaya çalışmıyor; onları kusurlu, bencil, kırılgan ve zaman zaman zalim halleriyle olduğu gibi bırakıyor. Bu da onu siyah-beyaz ahlak çizgilerinden uzak, daha gerçek ve daha huzursuz edici bir yere taşıyor.
Sonuçta Perfume, sadece bir katili bulma hikayesi sunmuyor. Yakınlığın gerçekten kurulup kurulamayacağını, arzunun ne kadar yapaylaştırılabileceğini ve geçmişin kokusunun insanın üstünde ne kadar kalıcı olabileceğini sorgularken, etkisi finalden sonra da burnunuzda kalıyor.