ABD ve İsrail’in ortak saldırılarının açılış haftalarında İran ordusu önemli ölçüde yıprandı. Buna rağmen Tahran, meydan okuyan ve bölgeyi rahatsız etmeyi sürdüren kapasitesini koruduğunu göstermeye devam ediyor.
Genel tabloya bakıldığında, Axios yazarı Barak Ravid’in aktardığına göreABD, İran’a yönelik “nihai darbe” niteliğinde askeri operasyon planları üzerinde çalışıyor. Bu bağlamda kara gücü kullanımı gibi bazı olası sonraki adımların çatışmayı daha da tırmandırabileceği değerlendiriliyor.
Donald Trump her ne kadar savaşın büyük ölçüde sona erdiğini öne sürse de İran, İsrail ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulması, küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarını etkilemeye devam ediyor.
Axios’a konuşan kıdemli bir ABD savunma yetkilisi, Beyaz Saray ile Pentagon’un önümüzdeki günlerde Orta Doğu’ya en az 10 bin ek muharip asker gönderilmesini değerlendirdiğini söyledi.
Dış İlişkiler Konseyi verilerine göre İran Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri’nin mevcudu 150 binin üzerinde. Buna Besic paramiliter gücü ve daha geniş konvansiyonel ordu da ekleniyor.
Trump'tan son yılların en riskli kumarı: İran'daki 'nükleer dağa' komando operasyonu
Lider kadroya ağır darbe
İsrail, ilk saldırı dalgasında yedi üst düzey savunma ve istihbarat yetkilisini etkisiz hale getirdiğini ve aralarında Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Pakpour’un da bulunduğu 30 üst düzey askeri ve sivil ismi hedef aldığını açıkladı.
Takip eden süreçte çok sayıda Devrim Muhafızları komutanının öldürüldüğü bildirildi. İsrail, perşembe günü yaptığı açıklamada İran Donanma Komutanı Ali Rıza Tangsiri’nin de öldürüldüğünü duyurdu.
Demokrasileri Savunma Vakfı İran Programı Direktörü Behnam Ben Taleblu, ortaya çıkan tabloyu “zombi rejim” olarak tanımladı.
Ölümden saniyelerle kaçışı anlatan ses kaydı: İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney nasıl hayatta kaldı?
Füze ve İHA kapasitesi tartışılıyor
ABD’li yetkililer, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırı hacmindeki sert düşüşü sık sık gündeme getirirken, vurulan askeri hedef sayısının 10 bine ulaştığını belirtiyor.
Stimson Center kıdemli uzmanlarından Kelly Grieco, bu iki metriğin “sorunlu” olduğunu ifade ediyor. Grieco’ya göre yalnızca fırlatma oranlarındaki düşüşe bakarak kapasitenin zayıfladığını söylemek net bir gösterge değil.
Bu düşüş, ABD ve İsrail’in İran’ın karşılık verme kapasitesini sınırladığını gösterebilir. Grieco, bunun tek olasılık olmadığına dikkat çekiyor. Uzman isme göre eğer kapasite tamamen yok edilmediyse, bu durum İran’ın elinde halen kullanılmayı bekleyen önemli bir rezerv olduğu anlamına gelebilir.
İsrail, İran’ın tahmini 470 balistik füze lançerinden 330’unu imha ettiğini veya devre dışı bıraktığını öne sürüyor. Buna rağmen İran’ın karşı saldırıları sürüyor.
Amerika Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü’nün (JINSA) son raporuna göre ABD, İsrail ve Arap hava savunmaları İran’a ait füze ve İHA’ların yüzde 90’ından fazlasını engelledi. İran’ın radar sistemlerine yönelik saldırıları tespit ağında aşınmaya yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump: Türkiye harikaydı, istediğimiz şeylerin dışında kaldılar
Shaded İHA’ları kritik tehdit olmaya devam ediyor
JINSA’ya göre İran’ın Shaded tipi insansız hava araçları düşük maliyetli, kolay üretilebilir ve füzelere kıyasla tespit edilmesi daha zor platformlar olmaya devam ediyor.
Açık kaynak tahminleri İran’ın bu İHA’lardan ne kadar ürettiği konusunda geniş farklılıklar gösteriyor. Uzmanlara göre üretimin merkezi olmayan biçimde yapılabilmesi nedeniyle gerçek sayıyı takip etmek oldukça zor.
Kara ve hava kuvvetleri: büyük ama eski
ABD istihbaratı geçen yıl yayımladığı değerlendirmede İran’ın kara ve hava kuvvetlerinin bölgedeki en büyük güçlerden biri olduğunu, ancak sınırlı eğitim düzeyi ve eskiyen ekipmanlarla faaliyet gösterdiğini belirtmişti.
İran'ın halihazırda 600 binden fazla aktif askeri bulunuyor, bu güçlere Devrim Muhafızları da dahil.
Nitekim geride kalan günlerde İran Dışişleri Bakanı Arakçi bir ABD televizyonuna yaptığı açıklamada kara harekatı kapsamında ABD askerlerine yönelik 'onları bekliyoruz' ifadesini kullanmıştı.
Savaşın dikkat çeken unsurlarından biri de İran’ın elindeki F-14 savaş uçaklarının son dönemi olabilir. ABD, bu uçakları 1970’lerde İran’a, İslam Devrimi öncesinde satmıştı.
Trump yönetimi Hark Adası’na yönelik olası kara saldırısını değerlendirirken, CNN kaynakları İran’ın adaya ek askeri personel ve hava savunma unsurları sevk ettiğini aktardı.
Adanın ana karaya yakınlığı nedeniyle olası bir kara tırmanmasında ABD güçlerinin füze ve İHA tehditlerine açık kalabileceği ifade ediliyor.
ABD'nin İran savaşındaki zararı: Hasar gören F-35, vurulan F-15'ler ve 2.9 milyar dolar
İran donanması ciddi kayıplar verdi
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, şubat sonundan bu yana başlayan saldırılarda 150’den fazla İran donanma unsurunun batırıldığını açıkladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait mayın döşeme gemilerini de hedef aldı. Açıklamaya göre 10 Mart’ta Hürmüz Boğazı yakınlarında 16 gemi imha edildi.
Kapasite tamamen yok edilemez
Tabloya bakıldığında, ABD ve İsrail’in İran donanması ile bilinen balistik füze sahalarını ağır biçimde vurmasına rağmen, İran’ın tüm askeri kapasitesinin havadan tamamen ortadan kaldırılması mümkün görünmüyor.
İran, Körfez’de büyük gemileri taciz etmek için yüzlerce küçük sürat teknesi kullanıyor. Ayrıca karada yer alan yer altı sığınak ağlarının önemli bölümünün bombardımandan sağ çıktığı değerlendiriliyor.
2017 tarihli bir ABD raporu, deniz mayınlarını İran’ın Hürmüz Boğazı stratejisinin “kritik bileşeni” olarak tanımlamıştı.