Abone Ol

Ankara'yı kana bulayan pilot Karagül'ün ifadesi: Polisin akrebini vurun!

Yüzbaşı Memduh Karagöl’ün, savcılık ifadesinde, darbe günü “Telsizden ‘Onların aracına kobra demeyin, akrep deyin ve polisin akrebini vurun" anonslarını duydum dedi.

Pilot Karagül'ün ifadesi: Polisin akrebini vurun!

Darbe teşebbüsü sırasında Ankara’yı kana bulayan helikopterlerle ilgili önemli bilgiler ortaya çıktı. O helikopterlerden birinin pilotu, savcılık sorgusunun ardından tutuklanan Malatya Taarruz Helikopter Bakım Onarım Takım Komutanı Yüzbaşı Memduh Karagöl’e, “FETÖ’nün TSK içerisinde yapı- lanan kadrolarınca gerçekleştirildiği anlaşılan darbe teşebbüsünü kim ya da kimler, nerede ve ne zaman, ne şekilde planlanmış- tır?” diye soruldu. Karagöl ise Ankara Kara Havacılık Komutanlığı Lojistik Şube Müdürlüğü’nde plan subayı olan Akif Binbaşı’nın öğlen saatlerinde arayarak, ATAK helikopterlerinden 2’sinin teslim edilmesine yönelik emri gönderdiğini söylediğini aktardı. Karagöl’ün ifadesi özetle şöyle:

‘BİR AN ÖNCE GELSİN’:

Cumartesi sabahı gitmenin daha uygun olacağını söyledim. Güvercinlik’te bulunan Birlik Bakım Takım Komutanı Yarbay Murat Polat, hafta sonu CH-47 helikopterlerinin devir-teslimi olacağını, helikopterlerin bir an önce gelmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine saat 16.30’da birliğimizde bulunan 3 helikopterden 2’si hareket etti.

TEMELLİ’YE GİTTİK:

Ankara’da helikopteri Güvercinlik yerine Temelli’ye indirmemiz gerektiği yönünde emir geldi ve saat 21.00 sıralarında Temelli’ye iniş yaptık. Burada bizimle birlikte Kara Havacılık Okulu Komutanlığı’na bağlı eğitim uçakları bulunuyordu. Yarbay Hakan Erol, ATAK helikopterlerinin Güvercinlik’e getirilmesi konusunda talimat aldığını söyledi. Saat 22.00 sıralarında İstanbul’da köprülerin kapatıldığını görünce olağanüstü bir durum olduğunu anladım. Yarbay Hakan Erol, Güvercinlik’e değil de Akıncı Hava Üssü’ne gitmemiz gerektiğini söyledi. İtiraz edince “Güvercinlik’e bakalım, oradan da Akıncı’ya geçeriz” dedi. 23.00 sıralarında motor çalıştırdık.

‘POLİSLERİ VURUN’:

Ulaş helikopteri ile birlikte Temelli’den kalkış yaptık. Başkent Üniversitesi’ne yaklaştığımız esnada üzerimizden çok yakın bir mesafeden jet geçti ve ani alçalma yaptık. Hava İkmal Komutanlığı üzerine geldiğimizde telsiz konuşmalarını duymaya başladık. Sesinden tanıdığım Yarbay Özcan Karacan, havadaki diğer unsurlara “Onların aracına kobra demeyin, akrep deyin, polisin akrebini vurun, polisleri vurun” şeklinde talimat verince şok oldum. Yine sesinden tanıdığım Sikorsky helikopter pilotu olan Yarbay Halil Gür’ün, “Beştepe ve Beytepe civarındaki polisleri vurun” diye anons ettiğini duydum. İndikten sonra Ulaş helikopterden Emin Üsteğmen ile yaptığım konuşmada, Yarbay Halil Gür’ün anonsta “Süngü-01 kim, kim bunlar? Onları da vurun” diye anons ettiğini duyduğunu söyledi.

‘HEMEN SİLAH YÜKLEYİN’:

Bu anonslardan birkaç dakika sonra Güvercinlik’e indik. Ortalık daha önceki gördüğümden çok daha farklıydı. Dikkatimi çeken 3 yakıt tankerinin apronda beklediği, farklı birliklerden teknisyen ve pilotların havaalanında oldu- ğunu gördüm. Yarbay Erdal Baş- lar (KKK Atak projesi subayı) beni apronda karşıladı. “Hoş geldiniz. Hemen helikopterinize silah yükleyin” deyince sinirlendim, “Ne mühimmat yüklemesi, kim kime vuruyor, bir şeyden haberim yok?” dedim. Teknisyen ve pilot arkadaşlarıma “Hiç kimse ayrılmasın, hiç bir şey yapmayın, silah yüklemeyin” dedim. İçeri geçerken Malatya ilinde görevli olmasına rağmen Başçavuş Volkan Türkkorkmaz’ı ve Başçavuş Mustafa Ormantepe’yi gördüm. İçeride de çok sayıda pilot gördüm. “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu- ğumda, “Yapıyoruz bir şeyler. Sonuna kadar mücadele edece- ğiz” şeklinde cevap verdiler.

Ankara'yı kana bulayan pilot Karagül'ün ifadesi: Polisin akrebini vurun! - Resim: 1

F-16 saldırısı öncesi askerler havaya ateş açtı

EMRİNİ SORGULAYINCA SİLAHINI GÖSTERDİ:

Tabur Komutanı Yarbay Murat Bolat’ın odasına gittim. Odada Yarbay Hakan Erol da vardı. Belinde tabancası ve tulumu olması dikkatimi çekti. “Ne oluyor bitiyor?” diye sorduğumda, bana sıkıyönetim ilan edildiğini söyledi. Ben de bunun üzerine yasal olup olmadı- ğını anlamak için “Genelkurmay Başkanı’mızın emri veya haberi var mı?” diye sorduğumda baş- parmağını kaldırdı ve 2000 sayfalık bir emrin olduğunu söyledi. Bana tam anlamıyla okuyamadı- ğım ve anlamadığım bir yazı gösterdi. Bana “Bundan sonra size verilen bütün emirleri yapacaksı- nız, yapmazsanız bunun gereğini yaparım” dedi. Bunu söylerken de palaskasındaki silahını düzelterek beni tehdit etti.

‘DARBECİ DEĞİLİM’

“Bir odaya geçip TV izledim. Cumhurbaşkanı’mız ve Başbakan’ımızın açıklamalarını duyunca darbe olduğunu ve yasal dayana- ğının olmadığını anladım. Hemen eşimi ve ailemi aradım ve dışarıya çıkmamalarını söyledim. Otururken, helikopterimin isabet aldığını söylediler, nasıl olduğunu anlamadım. Ekibimle beraber misafirhaneye geç- tik ve sabaha kadar orada kaldık. Sabah 08.30’da nizamiyeden ayrılıp yakınlarımızın yanına geçtik. Saat 10.30’da Malatya’dan Yarbay Adem İzgü beni arayarak alay komutanımızın Ankara’da helikopterin durumu hakkında bilgi istediğini belirterek, Güvercinlik’e gidip kontrol etmemi istedi. Ekibimle Güvercinlik’e gittik, burada nizamiyede polis vardı. Metin Albay tüm ekibimizi gözaltına aldı.

Yapılmak istenen bu darbenin kanunsuz olduğunu anladığım için Yarbay Murat Bolat tarafından verilen emirleri yerine getirmedim. Helikoptere mühimmat yüklemesi yaptırmadım. Dolayısıyla darbe girişimi içerisinde olmadığım gibi maiyetim alında bulunan ve Malatya’dan beraber geldiğimiz arkadaşlarımın da herhangi bir faaliyet içerisinde bulunmalarına engel oldum. Ben helikopter pilotu olarak teröriste bile ‘terörist olduğundan emin olmadan ateş edilmeyecek’ prensibiyle yetişmiş bir subayım. Silahsız vatandaşa karşı ve diğer güvenlik kuvvetlerine, devlet kurumlarına karşı silah kullanmam mümkün değildir.”

habertürk