Abone Ol

Alican Uludağ'dan SEGBİS tepkisi: Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında hazırlanan iddianameyi kabul eden Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk duruşma için 21 Mayıs tarihini belirledi. Dosyası İstanbul'dan Ankara'ya gönderilen Uludağ, Silivri Cezaevi'nden SEGBİS ile duruşmaya bağlanmasına karar verilmesine tepki göstererek, savunmasını mahkeme huzurunda yapmak istediğini söyledi.

Alican Uludağ'dan SEGBİS tepkisi: Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlamalarıyla düzenlenen iddianame kabul edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, Uludağ'ın 21 Mayıs'ta hâkim karşısına çıkmasına karar verdi.

İddianamede Uludağ hakkında, isnat edilen suçları zincirleme şekilde işlediği iddiasıyla 19 yıl 4 ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan dosyada tek müşteki olarak yer aldı. Savcılık, değerlendirme bölümünde Uludağ'ın paylaşımıyla ifade ve haber verme özgürlüğünün sınırlarını aştığını öne sürdü.


"Dosyam Ankara’ya gönderildi ama ben İstanbul’da kaldım"
Alican Uludağ, gönderdiği mesajda dosyanın İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiğini ancak kendisinin hâlâ Silivri'deki Marmara Cezaevi’nde tutulduğunu belirtti. Uludağ, mahkemenin duruşmaya SEGBİS yoluyla katılmasına karar verdiğini aktararak, savunmasını Ankara Adliyesi’nde mahkeme huzurunda yapmak istediğini söyledi.

Uludağ, şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul’daki mahkeme, dosyamın İstanbul’da açılmasına yetkisizlik kararı vererek, tutuklanma sürecimin hukuka aykırı olduğunu ve kararın yetkisiz bir savcı ile hâkim tarafından verildiğini ortaya koydu. Dosyam Ankara’ya gönderildi ama ben İstanbul’da kaldım. 67 gündür tutukluyum. 67 gündür İstanbul’da, evimden 550 km uzakta Silivri Cezaevi’nde sürgündeyim. 26 Şubat’tan beri tek kişilik hücredeyim. Ankara’ya sevk edilmek için Adalet Bakanlığı’na dilekçe verdim, halen ses yok.

Bu da yetmezmiş gibi, Ankara’daki mahkeme duruşmaya Silivri’den SEGBİS yoluyla bağlanmama karar verdi. Mahkeme, 16 yıldır muhabir olarak çalıştığım Ankara Adliyesi’nde savunmamı mahkeme huzurunda yapmamı istemiyor. Bu gizlilik neden? 20 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde herkesten saklı savcıya ve hâkimliğe çıkarılarak tutuklandım. Şimdi yargılama aşamasında da ‘gizli sanık’ uygulaması yapılmak isteniyor. Savunma ve adil yargılanma hakkım ihlal ediliyor.

Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur? Bu uygulamaya son verilmeli.

Öte yandan mahkeme yine tutukluluk halimin devamına karar verdi. Gerekçelerden biri, kaçma şüphesi. Hâkim buna dair ‘somut olgular var’ diyor. Hangi somut olgu? Ben ısrarla Ankara’ya dönmek isterken, hâkim ‘kaçar’ diyor. Böyle gerçeğe aykırı bir tutuklama gerekçesi olamaz. Beni bıraksanız, döneceğim yer gazetecilik yapmak için Ankara Adliyesi’nin basın odası olur."