MedyaFaresi MedyaFaresi

Ahmet Hakan 9 Kere Leyla'yı yerden yere vurdu: Bu ne saçmalık..

Ahmet Hakan bugünkü köşesinde, filmi izlerken yaşadıklarını yazdı, yirmi beş dakikada ekrana yumurta domates atma kıvamına geldiğini söyledi.

Eklenme: 06 Aralık 2020 13:21 - Güncelleme: 06 Aralık 2020 14:01

Ezel Akay’ın yönettiği ve başrollerinde Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Elçin Sangu, Fırat Tanış gibi usta isimlerin yer aldığı "9 Kere Leyla" dün Netflix'te izleyicilerle buluştu. 9 Kere Leyla" dün sosyal medyanın en çok konuştuğu konu oldu. Filmle ilgili binlerce yorum yapıldı.

Ahmet Hakan'ın yazısı şu şekilde:

“9 Kere Leyla” filminin künyesine şöyle bir baktım:

İyi bir film için ne gerekiyorsa vardı.

Hem de fazlasıyla...

- Haluk Bilginer vardı ki... Uluslararası arenada rüştünü kanıtlamış devasa bir oyuncumuzdur.

- Demet Akbağ vardı ki... Yer aldığı her filme can ve kan kattığı test edilip onaylanmıştır.

- Ezel Akay yönetmişti ki... Namlı masal sevdalısıdır ve masal geleneğini sinemaya aktarma işinin büyük ustasıdır.

- Elçin Sangu vardı ki... Renk katmaması, tılsımlı bir dokunuşta bulunmaması neredeyse imkânsız.

- Millet iyi filmlere hasret kalmıştı ki... Herkes büyük bir şevkle ekran başındaydı.

- Zamanlaması öyle muhteşem ki... Hepimiz evdeydik, eve kapanmıştık ve yapacak bir işimiz yoktu.

- Teması öyle popülerdi ki... Baştan kazandıran bir temaydı ve bu temaya kayıtsız kalmak mümkün değildi.

Ve fakat.

Olmamıştı abi.

Resmen olmamıştı.

Filmi izlerken yaşadıklarımı aktarıyorum:

- Beşinci dakikada... Süper toleranslı bir iyimserlik içindeydim.

- Onuncu dakikada... “Bu ne abi? Bu ne saçmalık böyle” demeye başladım.

- On beşinci dakikada... “Ne yani? Komik mi bu?” diyerek “Ya sabır” çektim.

- Yirminci dakikada... Gülüyordum ama gülüşüm güldürme çabasınaydı.

- Yirmi beşinci dakikada... Ekrana yumurta / domates atma kıvamına geldim.

- Otuzuncu dakikada... Bir işkenceye maruz kalmanın tuhaf hazzını yaşıyordum.

- Otuz beşinci dakikada... “Haluk Bey! Demet Hanım! Ne işiniz var bu işte” dedim.

- Kırkıncı dakikada... İşkence dozu öyle artmıştı ki kurtuluş için örgüt arkadaşlarımı ele verebilirdim.

- Kırk beşinci dakikada... Küt diye kapattım filmi ve açtım bir James Bond...

Ama yine de bu filme imza atanları kutlamadan da edemiyorum.

Koşullar bu kadar uygunken...

Bu kadar kötüsünü yapmayı becermek, her babayiğidin başarabileceği bir şey değildir.

Hürriyet