MedyaFaresi MedyaFaresi

Acun: Bana Baktığında Derinlere İndikçe Tatlı Bir Deli Görebilirsin

En son Variety dergisinin En Etkili 500 İşinsanı listesine giren tek Türk olan. Şimdi dijital platformu Exxen İle gündem de olan Acun Ilıcalı’yla Hürriyet'ten Hakan Gece röportajı

Eklenme: 04 Ocak 2021 10:42 - Güncelleme: 04 Ocak 2021 10:56

Televizyonculuktaki başarısı ülke sınırlarını aştı. En son Variety dergisinin En Etkili 500 İşinsanı listesine giren tek Türk oldu. Bu sırada bir de futbol takımı satın aldı. Şimdi sırada dijital platformu var. Acun Ilıcalı’yla konuştuk.
Birçok ünlüyle yaptığım sayısız söyleşiye rağmen onunla sohbet edecek olmak beni ekstra heyecanlandırıyor.

Çok zeki, yetenekli, başarılı ve cesur. Hiç durmadan çalışıyor, üretiyor. “Dünyanın sayılı hızlı yaşayanlarından biri olabilirim. Sabah 5.00’te yatıyorum” diyor. Gerçekten de boş zamanını yakalamak zor. Röportaj saatini netleştirmek için bile gece yarısı mesajlaşıyoruz.  Her yaptığı işle mutlaka kendisi ilgileniyor. Şimdi sırada yeni projesi Exxen var. ‘Türkiye’nin dijital platformu’ mottosuyla yola çıkan platformda birçok dizinin yanı sıra Orkun Işıtmak, Enis Arıkan, Reynmen, Tolga Çevik, Feyyaz Yiğit ve Aleyna Tilki gibi isimlerin de projeleri olacak.

Televizyon kanalı, sunuculuk, Hollanda’da futbol takımı, şimdi de dijital platform... Acaba biraz doyumsuz musunuz?

Doyumsuz demeyelim ama benim aynı şeyi yapmaktan sıkıldığım gerçeği var. Bünyem yeniliğe alıştı. O yüzden yenilik olmadığında bana bir daralma geliyor.

İşkolik misiniz?

Ağır bir işkoliğim.

Sizden şöhreti, çalışkanlığı ve varlığı çıkarsak geriye ne kalır?

İyi niyetli, kimseye zarar vermemek için özen gösteren, elinden geldiğince de insanları mutlu etmeye çalışan biri kalır. Elimdeki gücüm neyse onu kullanarak hep insanları mutlu etmeye çalıştım. Bunu bir görev gibi görüyorum.

O halde ‘Acun’ olmayı nasıl anlatırsınız?

Dışarıdan duruş olarak çok normal gibi duruyorum, bana baktığında “Bu adam normal” dersin ama derinlere indikçe tatlı bir deli görebilirsin, öyle bir yapım var.

Nedir delilikleriniz?

Ekstrem bir insanım. Yaptığım seyahat programları bile aklı başında birinin yapacağı şeyler değil. Mesela Hollanda’da maç varken öğlen yemeğini burada yiyip, akşamüstü Hollanda’da maça gidip, gece Atina’ya geçip orada ‘Survivor’ seçmeleri yaptıktan sonra Türkiye’ye dönebiliyorum. Bu hız herhalde çok sağlıklı birinin kaldırabileceği bir şey değil.

Böyle hızlı bir hayatın içinde ne kadar özgür hissediyorsunuz?

Dünyanın sayılı hızlı yaşayanlarından biri olabilirim. Ama kendi eğlence dünyamı bu hayatın içine entegre ettim. O yüzden bu aşırı telaşın içinde mutlaka yapılması gereken hobilerim oluyor.

Duygusallık önemli

Durduğunuz zamanlarda ne yapıyorsunuz?

Ne zaman o (gülüyor)? Durduğum zaman hiç yok. Eğer durduğum zaman bana aitse yine mekân değiştirerek orada da kendime

hareketlilik sağlıyorum.

Nereden geliyor bu enerji?

Alışkanlık. ‘Acun Firarda’dan başlayan, hatta belki küçüklükten gelen... Bizim sevgili başkanımız Ali Koç da benim bu hareketliliğimi yakaladı, “Hiç duramıyorsun değil mi” der. Evet duramıyorum, doğru söylüyor.

Peki çocuklarınıza nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Mesela çocuklarım Kapadokya’yı çok görmek istiyordu. Bir gün ekip “‘MasterChef’ çekimleri Kapadokya’da. Hadi hep beraber gidiyoruz” dedi. Gece çocukları aradım, “Gitmek istiyor musunuz” diye sordum.

“Evet” dediklerinde ofisteydim, gece 3.00’te ofisten çocuklarla yola çıktık. Sabah 6.00’daki balon turuna yetiştik. Ardından kahvaltı ettik. Öğleden sonra İstanbul’da yine toplantıdaydım.

Peki romantizme de vakit bulabiliyor musunuz?

Bu koşturmanın arasında duygusallığa yer var ve oradan besin almam da çok önemli. Bizim gibilerin hayatına tamamen odaklanması için özel hayatında bir mutluluk yaşaması şart. Şu an hayatımda öyle bir dönem geçiriyorum. Çok mutlu olduğum bir ilişkim var. Çağla’dan (Altunkaya) o besini alıyorum.

Bu yoğunlukta içsel mutluluğu gerçekten yakalıyor musunuz?

Evet, mutluyum. Bir insanın hobilerinin tamamı işle bu kadar bütünleşebilir mi? Bu dünyada ne kadar yakalanabilir bir şeydir? Zevk aldığım her şey aslında işimin bir parçası. Bu sebeple yaptığım iş zaten benim zevkim. Ben hobisini işe çevirmiş bir insanım. ‘Survivor’da gördüğün oyunlar falan küçükken mahallede yaptığım şeylerdi.

Nasıl yani?

‘Doğduğun Ev Kaderindir’ diye bir dizimiz var. Yazarı Gülseren (Budayıcıoğlu) Hoca’nın da bu konuda önemli açıklamaları vardır. “Hepimiz doğduğumuz evin kaderini yaşıyoruz” der. Ben de yedi

yaşında mahallede olimpiyatlar düzenlerdim. Madalyalar hazırlardım, dört-beş dalda çocuklarla yarışırdık. Bunun da organizasyonunu yapardım. Aslında Edirne’de ilkokul okurken yaşadığım o küçük evdeki hayatı şu an Türkiye’yle yaşıyorum. Artık mahallem için değil, Türkiye ve dünya için yarışmalar düzenliyorum.

Yani siz de doğduğunuz evin kaderini yaşıyorsunuz...

Yüzde 100 öyle!

Yeni yılın ilk günlerindeyiz. 2021 dilekleriniz neler?

2020 işler açısından tarihimizin en başarılı senesi oldu ama bize mutluluk vermedi.

Neden?

Çünkü birçok dostumuzun yaşadığı sıkıntılar, insanlarımızın yaşadığı kısıtlamalar, o mutsuzluk bizi de üzdü. O yüzden kara bulutlarla geçen bir 2020 gördüm. Gerçekten felaketler yılıydı. Korku filmi yapsanız bu kadar olmazdı. 2021’in 2020’yi unutturmasını diliyorum.

Ben hep mutluydum, muhabirken de biriyle röportaj yaptığımda mutlu oluyordum

Variety dergisinin Global Medyanın En Etkili 500 İşinsanı listesine giren tek Türk oldunuz. Nedir sırrı?

Cesaret. Dünyaya açılma önemli bir cesaret. Özellikle Meksika, Amerika ve Yunanistan gibi ülkelerde büyük başarılar elde ettik. O listeye girebilmemizin sırrı bir Türk olarak yurtdışında ciddi başarılar elde ediyor olmamız.

1994’te muhabir olarak mesleğe başladığınızda bugünleri hayal edebilir miydiniz?

Hayalinin yanından bile geçemezdim. Bunun yarısının yarısını bile hayal edemezdim.

Neydi o zamanlar hedefiniz?

Spor servisinde muhabirdim, hayalim müdür olmaktı. Sonra da “Öğlenleri uyuyan adamı müdür yapmazlar zaten” derdim (gülüyor). Ben “Olurum” dediğimin 20 katı daha ileriye gittim. Bu yüzden hayatta uzun vadeli planlar yapmaktan yana değilim. Herkese de hep adım adım önünü görerek hamleler yapmalarını öneririm. 

Şimdi geldiğiniz nokta ne hissettiriyor?

Ben hep mutluydum. Muhabirken de biriyle röportaj yaptığımda

mutlu oluyordum. Açıkçası bir muhabirle Acun’un şu anda yaptığı iş arasında teknik olarak bir fark yok bence.

Nasıl yani?

Şu an muhabirken yaptığımın büyüğünü yapıyorum. DNA aynı, başarılardaki mutluluklar aynı. Şöyle düşün; benimle röportaj yapmaya karar veriyorsun; sonra arıyor, bağlantı kuruyor ve ikna ediyorsun; çekimini ayarlıyor, sorularını hazırlıyorsun. Ardından bunu yazıyorsun ve sunuyorsun... Bunun aslında benim yaptığım işten çok farkı yok. Senin röportaj yapman gibi, ben de şu anda bir şeye karar veriyorum ve bir program yapıyorum. Dolayısıyla mutluluğum çok daha arttı diyemem.

“Yırttım” diyor musunuz?

Burak Yılmaz’la geçen yıl bir yurtdışı projesinden bahsederken “Böyle bir şey olursa yırtarız” dedim. Çok şaşırdı, “Nasıl? Şimdiye kadar yırtamamıştık, şimdi mi yırtıyoruz” diye çok güldü. Şimdi de “Exxen Amerika’da tutarsa yırtarım” diyorum. Yırtmadan yırtmaya fark var. Senin anladığın anlamda yırttım, benim anladığım anlamda yırtmadım.

Her hafta yeni içerik eklenecek

Exxen’de 50 içeriğimiz var. Dizilerle birlikte o içeriklerin de haftalık yeni bölümleri eklenecek, böylece her gün yeni birçok içerik gelecek. Biz aslında hiçbir matematik hesabıyla platforma ayırdığımız bütçeyi üyelikle karşılayamadığımızı gördük. Çünkü her şeyi yeniden üretiyoruz. Ücretimiz 9.90 lira. Aslında olması gereken 40 liraydı. Bu noktada da seyirciden anlayış ve destek bekliyorum.

Varlıkla imtihanınız nasıl gidiyor?

İnsanın istediği her şeyi alabilecek güçte olması psikolojisi üzerinde bir baskı aslında.

Ne gibi?

Amaçsızlık yaratabilir.

Sizde yarattı mı?

Ben ruhumu hiçbir zaman mallar üzerinden beslemedim. Ruhumun

besini; arkadaşlarım, çocuklarım ve ailem. Onlardan da sürekli bunu aldığım için varlıkla yokluk arasında bir amaçsızlığa hiç düşmedim.

Gerçek dostlarınız çok mu?

Kendi dost çevrem çocukluktan ve muhabirlikten geliyor. Bunun dışında hayatıma aldığım dost sayısı 8-10’dur. Hadise, Üç Adam (Eser Yenenler, İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç) ve Murat Boz’u bu gruba koyabilirim.

Bu kadar varlığa rağmen çok sade görünüyorsunuz. Varlığın yaşam tarzınıza yansıması nasıl?

Bunu yaşam alanıma çok hissettirmiyorum. 2.5 aydır şu odada toplantı yapmaktan santimetrekarelerini ezberledim, beynim yandı. 

Şunu da söyleyeyim; seninle aramızda hayatta yaşadığımız 10 şeyden 8’i aynı çıkar. Arada ben uçağımla Dominik’e giderim -o da kolay bir şey değil bu arada- ya da sen bir arkadaşının teknesine gidersin, ben kendi tekneme giderim. Ama ikimiz de bu zevki yaşayabiliriz. 

Bu kadar çalışıp maddi gücü kullanmaya vakit bulamadıktan sonra daha çok kazanmanın anlamı ne?

Sana yeni bir şeyi ortaya çıkarmanın zevkini anlatamam. Hayatımda kırılma noktaları var; ilki ‘Acun Firarda’dır. İlk kendi prodüksiyonumdu. İkincisi; ‘Fear Factor’, ilk büyük prodüksiyonum. Üç; TV8’i almam. Dört; yurtdışına açılmam. Beş; yeni dijital platformum Exxen. Bunları hayatımın köprü ayakları olarak düşün,

bu ayakların yenisini yapmadan rahat olamam.

Herkesin hayatında eksikleri vardır. Sizin için her şey tam görünürken eksik olan yanınızda ne var?

Genç yaşta annemle babamı kaybettim, bundan daha büyük bir eksik olabilir mi?

Dört kız babası olmak nasıl bir duygu?

Kızlarımı gördüğüm zaman mutluluktan ölecek gibi oluyorum. Allah bana dört ayrı karakterde, birbirinden efendi, şımarıklık duygusundan uzak, ünlü birinin kızı olmayı kaldırabilen kızlar nasip etti. En büyük kızım Banu, ismini babamın koyduğu, rahmetli anne ve babamın gördüğü tek kızım. O yüzden benim için bambaşka bir yerde. Leyla bana benim küçülmüş halim gibi geliyor. Yasemin sevimlilikten ölecek, deliriyorum onun için. Melisa, babasının gücünü doğduğu andan beri yaşamış biri olmasına rağmen benden bir şey almamı isterken bile rica eden, dünya tatlısı bir kız.

Hiç erkek çocuğunuz olsun istediniz mi?

Hep hayırlısını istedim. Beni mutlu etmeyecek bir erkek çocuğum olacağına bin kere kızım olsun daha iyi.

İzlenecek işleri bulmanın sırrı ne?

Konsantrasyon ve aramak, aramak, aramak...

Türk izleyicisinin televizyon izleme alışkanlıklarının bir matematiği var mı?

Öyle bir şey artık kalmadı, o öncedendi. Artık internet hepimizi birleştirdi. Bütün dünya izleyicisi aynı şeyden hoşlanıyor.

İşadamı olmak mı sunucu olmak mı daha keyifli?

Hepsinden zevk alıyorum. Ama galiba işadamı olmak benim işim açısından daha zevkli. Çünkü işimin içinde devamlı oyun ve yarış var. Sonu yok.

Bir programı sunduktan sonra yönetmen gelip size “Bu gece kötü sundun, kendini biraz topla” demeye cesaret edebilir mi?

Bende dünyanın en dobra yönetmeni var; Mustafa Kazan. Eğer yanlış bir şey yaparsam, moralimi bozacak derecede açık söyler, hiç takmaz.

İş hayatında en kızdığınız şey nedir?

Ben benimle çalışan kişinin yerinde olsaydım ne yapabilirsem, karşımdakinin de onu yapmasını isterim. Mesela bir yerin organize edilmesi lazım, ben onun konumunda olsam orayı ikna edebilirsem,

o da etmeli. Bütün çalışanlarım beni temsil ediyor, o yüzden bana benzeyenlerle çalışıyorum.

Sizinle çalışanları hiç bırakmazmışsınız. Doğru mu?

Belli bir kapasitem ve gücüm var. Doğru bir tespit. Tanıdıklarımın da sevdiklerimin de gücüm yettiğince yanında olmaya çalışırım.

Gülseren Hoca’yla haftada bir konuşmazsam rahat edemem

‘Kırmızı Oda’nın fikir babası benim. Kadına şiddet gibi konularla ilgili bir şey yapabilir miyiz diye Onur’a (Güvenatam) gittim. İyileşecek hastanın doktor ayağına gelirmiş, Onur da sağ olsun hemen Gülseren Hoca’yla bu konuyu paylaşıp çok kısa sürede bana döndü. Gülseren Hoca’nın da kadına şiddetle ilgili toplumsal fayda sağlayacak bir dizi düşüncesi olduğunu söyleyince muhteşem bir

birliktelik oldu. O proje böyle çıktı. Burada tabii Gülseren Budayıcıoğlu gibi bir şansımız var. Tanışıklığımız çok eski değil ama kendisiyle haftada bir konuşmazsam rahat edemem.

Dünya bir imtihan

En sevdiğiniz oyuncağınız ne?

Sürat teknem.

Hız yapmak sizin için bir tutku mu?

İyi bir şey diye söylemiyorum ama yaklaşık 160 mil gidiyor o tekne. Denizin üstünde öyle gitmenin zevkini sana anlatamam, en mutlu anlardan...

Hayatınızda büyük kazalar da oldu. Ölümden korkmuyor musunuz?

Açıkçası korkmuyorum. Hepimizin gelip geçici bir dünyada misafir olduğumuzu düşünüyorum. Ahirete inanıyorum. Dünya bir imtihan. Çok yakın bir dostumu geçenlerde kaybettim. O olay bana bir kez daha her şeyin ne fani olduğunu hissettirdi. Hepimiz kargaşa içinde ne kadar az yaşadığımızın farkına varamıyoruz. Rüya gibi geçen bir hayatın içindeyiz ve hepimiz için de sonu belli.

İnsanlar ‘Yapar’ deselerdi korkardım

Yeni dijital platformunuzun adı neden Exxen?

Hayatımda iz bırakan yarışmaların isimlerini hep Ali Abi (Taran) koydu. Uğurlu ve bereketli geldiğine inanıyorum. Bu platforma başlama aşamasında ona gittim, “Nasıl bir isim istiyorsun” diye sordu. Yenilik, yeni dönem ve farklılık gibi düşüncelerimden bahsettim ve bu ismi yolladığı anda çarpıldım.

Bu platform kime hitap edecek?

Önce genç ağırlıklı olacak. Onlarla buluştuktan sonra gençlerden ailelerini de bize çağırmalarını isteyeceğiz, sonra da bütün aileyi tatmin edecek bir içerik sunacağız.

Diğer kanalınızı baltalamaktan hiç korkmuyor musunuz?

Bu hassas konu, ben mesela başka ulusal bir kanal açmazdım. Ama Exxen dijital platform, istediğin zaman izleyebilirsin. Senden ricam, önce ‘Survivor’ı izle. Gece 24.00’ten sonra da Exxen zaten senin (gülüyor).

Daha çok yarışma programları yapmıştınız. Bu sefer Burçin Terzioğlu’lu ‘Hükümsüz’, Haluk Bilginer’li ‘Şeref Bey’, Nurgül Yeşilçay’lı ‘Vahşi Şeyler’ gibi projelerle ciddi ciddi dizi işine giriyorsunuz. Dizilerle ilişkiniz nasıl?

Aslında dizilerle antrenman yaptık ve başarılı olduk. Ama şu an ne kadar anlarsın dersen, inan, senin kadar anlamıyorumdur. Ben doğru isimleri bir araya getirip onlarla çalışabilmeyi becerebilecek bir

insanım.

Keşke YouTube’a rakip olsam

‘Sihirli Annem’ dizisinin yeniden ekrana dönmesinin arkasında kızınız Melisa olduğu ortaya çıktı...

Elimden gelen her şeyi kızlarım için yapmaya çalışıyorum. Mesela büyük kızım Christina Aguilera hayranıydı. Bütün odası posterleriyle doluydu. ‘Var mısın Yok musun’a ilk konuk olarak bir günlüğüne Christina Aguilera’yı Türkiye’ye getirdim. Kızımla vakit geçirdi, şarkı söyledi, gitti. Ben o mutluluğu yaşamış bir babayım. Allah izin verirse de elimden geleni yaparım. Melisa’nın ‘Sihirli Annem’ tutkunu

olduğunu da kahvaltıda gördüm, baktım heyecanla seyrediyor, ben de yeniden yapmak istedim. Seyircilerden de bir içeriğin yeniden çekilmesi için talep gelirse onları da ele alırız.

Hakkınızda yapılan “Şu hayatta ne babalar var” yorumlarına ne diyorsunuz?

Muhabirken de kızım Banu için elimden geleni yapardım. Şimdi bunu yapıyorum. Herkes elinden geleni yapıyordu.

Kanalınıza Hasan Can Kaya’yı aldınız. Videolarını YouTube’dan sildirmeniz eleştirildi. Ne diyorsunuz?

Hasan Can Kaya büyük yetenek. Sevenlerinin onun maddi gelir elde etmesini desteklemesi lazım. Bir insanın bir yere gelmek için merdivenleri tırmanırken bedava bir platformda az bir gelirle, seyirciyle buluşması demek oraya mahkûm demek değil. Yorum yapanları anlayışla karşılıyorum ama ayda 9.90 lirayı Hasan Can ve

50 farklı içeriğin olduğu bir platforma verebilirler diye düşünüyorum.

“YouTuber kanalı açıyor” diyenlere ne diyorsunuz?

Bazıları da “Netflix’e değil, YouTube’a rakip oluyor” diyor. Keşke YouTube’a rakip olsam, ben de öyle isterim. Aslında ben ‘Acun Firarda’yı çekerken “Tek başına program yapamazsın” dediler. En yüksek reytingi alan gezi programı oldu. Sonra ‘Fear Factor’ü yaptım, “Bu seyredilmez, içinde iğrenç şeyler var” dediler ama bir numara oldu. ‘Survivor’ için “Daha önce battı o iş” dediler, başarılı oldu. Şimdi de “Yapamaz” diyorlar. Aslında benim bu konuda uğurum gerçekleşiyor. İnsanlar “Yapar” deselerdi korkardım. 

Platformda ‘Sürpriz’ diye bir programınız var. Nedir sürpriziniz?

Bize hayallerinizi yazacaksınız, biz bir gün için dünyanın en mutlu insanlarından biri olmanızı sağlayacağız. Uzun zamandır yapmak istediğim bir işti.

Siz hiç uyuyor musunuz?

Sabah 5.00’te yatıyorum, yıllardır sabah 10.00’da hiç saat kurmadan otomatik olarak reytinglere bakmaya kalkıyorum.

Hayatınızın en büyük stresi reytingler mi?

Evet, hâlâ öyle. Daha sonra da 18.00-19.00 arası mutlaka uyumam gerekiyor. O bir saatlik uyku benim için büyük bir zevk.

Bir şeyler izleyip okumaya fırsatınız oluyor mu?

Wi-Fi uçakta da olduğu için film izleyebiliyorum. Dergi tahmin edemeyeceğin kadar çok okuyorum. Ama kitaba vakit kalmıyor.