Mülteciler: Çaresizlikten buradayız ülkemize geri döneceğiz!

Hürriyet'ten İpek İZCİ & Aslı BARIŞ İstanbul’daki Suriyeliler ile konuştu, Suriyeliler ne diyor, vatandaş olmak istiyorlar mı?

Eklenme Tarihi: 10 Temmuz 2016

Hürriyet'ten İpek İZCİ & Aslı BARIŞ İstanbul’daki Suriyeliler ile konuştu, Suriyeliler ne diyor, vatandaş olmak istiyorlar mı? Bayram sabahı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli mültecilere vatandaşlık verileceğini açıkladı. Muhalefet, Erdoğan’ı siyasi rant devşirmekle, Suriyelileri potansiyel oy gibi görmekle suçladı. Peki İstanbul’daki Suriyeliler ne diyor, vatandaş olmak istiyorlar mı? Sorduk, işte cevapları...

Khalid Eid (30, gazeteci) Şam’da yaşıyordum, üç sene önce Lübnan üzerinden Suriye’ye kaçtım. “Neden kendi vatanın için savaşmadın, neden kaçtın?” diye soruyorlar. Tabii Suriye’deki ortamı bilmeden bu tip sorular sormak kolay. Ülkeniz için savaşmıyor, kimvurduya gidiyorsunuz. Tabii bir ordu var, erişkinseniz sizi orduya alıyorlar ve ne zaman terhis olacağınız da meçhul. Ve neye karşı savaştığınız da... Türkiye’ye yerleşen Suriyeliler gerekirse Türkiye için savaşırlar, askere de giderler. Ben de mecbur kalırsam gidebilirim. Sonuçta Türkiye’ye karşı bir gönül borcu var ve bunu ödemek de boynumuzun borcu. Kötü muamele görmüyorum çünkü İstanbul’daki çevrem bir hayli eğitimli. Suriye halkı buraya çaresizlikten geldi. Diğer Arap ülkelerinin bu soruna ne kadar katkı sağladığı ortadayken Erdoğan’ın sınır kapılarını açması tabii ki iyi bir şey. İnsani olan Türk hükümetinin yaptığı. Sonraki sürecin ne kadar iyi yönetildiği tartışılır. Burada hayatımız ‘pause’ tuşuna basılı gibi... Doğru düzgün ne çalışabiliyoruz, ne hayata dair plan yapabiliyoruz. Vatandaşlık verilirse çaresizlikten isterim, çünkü bir kâğıda ihtiyacım var. Keşke halkımın geleceği oy kaygısıyla aynı cümle içinde kullanılmasa. Bu beni rahatsız ediyor.

Feras Fayyad (31, film yönetmeni) Şamlıyım. Suriye’deki halk ayaklanmasına katıldığım için iki kez tutuklandım. Üç sene önce Esad rejiminden kaçarak Türkiye’ye geldim. Yönetmenlik yaparak geçiniyorum, ayrıca bir radyo kanalı kurdum. Kızım Türk gibi yaşıyor, elinde hep Türk bayrağı. Kendimizi hiç yabancı gibi hissetmedik. Tek sıkıntımız, seyahat izniyle ilgili. Son vizeyi çok zor aldım ama Türkiye de güvenliğini sağlamaya çalışıyor, bunu anlayabiliyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını cömertçe buldum. Tabii ki Türk vatandaşlığına geçmekten mutlu olurum. Burası güçlü bir ülke. Kızımın ağzından çıkan ilk Türkçe kelime ‘Annem’ oldu. Herhangi bir Türk gibi, devletinize karşı sorumluluklarım olduğunu düşünüyorum. Yasalara saygılıyım. Vatandaşlığı alırsam kendimi diğer Türkler gibi hissederim ve sorumluluklarımı yerine getiririm. Burası resmi olarak benim ülkem olacağına göre askere de giderim, vergimi de veririm. Eğer resmi olarak Türk olmak için Suriye vatandaşlığından çıkmam gerekirse, işte onu bilemiyorum, zor bir konu. Bir başka soru da “Vatandaşlık alırsam, iktidar partisine mi oy vereceğim?”... Öyle bir şey yok. Partilerin vaatlerine iyice bakmam gerekir.

M.O. (24, üniversite mezunu) Beş yıldır oturduğum Türkiye’ye öğrenci olarak geldim, uluslararası ilişkiler bölümünü bitirdim. Dört dil konuşuyorum, Türkçe de bunlar arasında. Savaş patlak verince ailem ‘Geri dönme’ dedi. Okulu bitirdim, şimdi ailemin yolladığı para ve yaptığım projelerle geçiniyorum. Ailem, geleceğimi İstanbul’da kurmamı istemiyor. Çünkü buradaki laik düzenin sallantıda olduğunu öngörüyorlar. Suriye’ye geri dönmemin bile daha güvenli olduğunu düşünüyorlar. İstanbul’u seviyorum, burada yaşamaktan da memnunum. Ama Erdoğan’ın halkımı kullanmak istediğini düşünüyorum. Türk vatandaşlığı önerseler, bunu istemem, kabul etmem. Çünkü tüm bu sürecin ardında bir art niyet olduğunu düşünüyorum. Eğitim seviyesi düşük ve dindar olan Suriyelileri Doğu ve Güneydoğu illerine yerleştirerek, oradaki Sünni-Alevi, Arap-Kürt dengesini değiştirmeye çalışıyorlar. Beş yıldır bu ülkede oturuyorum. Sevgim, bağım var Türkiye’ye karşı. Laik düzenin bozulması adına bu ‘vatandaşlık’ projesinin hayata geçmemesini dilerim. Hükümetin amacına bu kadar çabuk ulaşmasına, halkım sebep olmasın. İstenseydi coğrafi sınır koşulunu kaldırarak tüm mültecilere Türk vatandaşlarıyla eşit haklar sağlanıp, oy verme durumu hariç tutulabilirdi. Ama bu yapılmadı. Burada farklı bir plan var.