İstanbul’un Gidilmesi Gereken 7 Küçük Özel Müzesi

Müzeograf ve küratör Canan Cürgen Gültaş, şehirde keşfedilmesi gereken küçük İstanbul müzelerini anlattı.

Eklenme Tarihi: 06 Eylül 2021

T24 Kültür Sanat
Müzeleri, konuklarının kendini ve kentini tanımasını sağlayan birer kültür hanesi olarak kabul etmemiz gerektiğini söyleyen müzeograf ve küratör Canan Cürgen Gültaş,

İBB’nin üç ayda bir çıkan İST dergisi için şehirde görülebilecek küçük ve özel müzeleri kaleme aldı. İşte o yedi müze…

"Küçük şeyleri unutamayanlar en geri hatırları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.” Sait Faik Abasıyanık’ın “Semaver” adlı öyküsünden.

İstanbul en güzel edebiyatta yaşar. Edebiyatımızın hikâyecileri, romancıları ve şairleri yaşadıkları ve yaşayamadıkları İstanbul’u; özlemleri, kederleri, aşkları, insan sıcağını, ümidi ve merhameti, kavgayı ve adaleti, emeği ve kenti eserlerinde ölümsüzleştirmiştir. İstanbul denince akla ilk gelen yazarlarımızdan biri de Sait Faik’tir. Burgazada’daki müze evi Sait Faik okurlarını yazarın dünyasında etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Burgaz’ın sokaklarında duyacağınız “Hişt! Hişt!” seslenişine kulak verirseniz, bu ses sizi Çayır Sokak’ın 15 numaralı evine götürecektir.

Sait Faik’in yaşamına tanıklık etmiş eşyalar; kendisinin, dostlarının ve ailesinin fotoğrafları, mektupları, kartpostalları ve eserlerine konu olan sayısız hatıranın izlerini bulabileceğiniz koleksiyonu koruyan ve sergileyen müze evde dolaşırken yazarın okuru olan-olmayan ziyaretçilerin onun yaşamına dair pek çok bilinmeyenle karşılaşacağı bir hikâye anlatılıyor.

Sait Faik’in babasının ölümünden sonra annesi Makbule Hanım’la yazları yaşadığı ev, Makbule Hanım’ın 8 Kasım 1954 tarihinde hazırladığı vasiyetiyle, yazarın ölümünden sonra Sait Faik Abasıyanık Müzesi yapılması koşuluyla, mal varlıklarının çoğu ve Sait Faik’in eserlerinin telif haklarıyla birlikte ülkemizin en köklü eğitim kurumunu bünyesinde var eden Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlanır. Cemiyet kendisine 1964 yılında intikal eden bu vasiyete titizlikle sahip çıkarak müzeyi 22 Ağustos 1959 tarihinde ziyarete açar. Vasiyetinde oğlunun adına her yıl bir hikâye armağanı verilmesi şartı da 1964 yılından bu yana cemiyet tarafından yerine getirilmektedir. Edebiyatımızın önemli ödüllerinden biri olan “Sait Faik Hikâye Armağanı” bu yıl 67. kez sahibini buldu ve Deli Tarla adlı hikâye kitabıyla Şermin Yaşar’a armağan edildi.

Sait Faik Abasıyanık Müzesi, vasiyet doğrultusunda ücretsiz ziyaret ediliyor. Girişle birlikte üç katta sergilenen koleksiyonda yazarın nüfus cüzdanı, diploması, pasaportu, okul çantası, şapkası, olta takımları, pijaması, okuduğu kitaplar gibi kişisel eşyalarının yanı sıra çalışma masası, yatağı, kitaplığı ile kendisine armağan edilen sanat eserlerini görebilir, çatı katındaki mektup odasında Sait Faik’e bir mektup yazarak İstanbul’u anlatabilirsiniz. Çağdaş müzecilik yaklaşımıyla tasarlanan müze evin her odasında pırıl pırıl Ada güneşi ile denizin ve göğün değişen mavisi size eşlik edecek.

Müzenin bahçesinde Sait Faik öyküleri okumak gibisi yok! Kitapları yanınızda yoksa üzülmeyin, müzeden indirimli olarak satın alabilir, böylece Darüşşafaka’da öğrenim gören çocukların eğitimine de katkıda bulunabilirsiniz.

Müzeyi salıdan cumartesiye 10.30-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Akaretler Mustafa Kemal Müzesi

Balkan Savaşları sırasında annesi ve ablasını Selanik’ten İstanbul’a getiren Mustafa Kemal’in 1912 yılında onlar için kiraladığı, Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım’ın yedi yıl ikamet ettiği Beşiktaş Akaretler’de yer alan 36 numaralı ev, Akaretler Mustafa Kemal Müzesi’dir. 2010 yılında açılan müze, imparatorluk döneminde Dolmabahçe Sarayı çalışanları için yaptırılan sıra evler olan ve semte adını veren akaretlerden biridir.

Beşiktaş ve Maçka arasındaki Akaretler olarak adlandırılan toplu konut tipi, Osmanlı’nın Batılılaşma çabalarının bir örneğidir. Yapımına Ocak 1875 tarihinde padişahın emriyle başlanan evlerin mimarı Sarkis Balyan’dır. Kira konutu olarak tasarlanan bu evlerden elde edilecek akarla Maçka’da Aziziye Camii’nin yapılması planlanmış; ancak padişah tahttan indirildiği için yapının yalnız temelleri atılabilmiştir. Evlere adını, “akar” olarak adlandırılan ve elde edilmesi planlanan bu kira gelirleri verir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen, özgün koleksiyonu bulunmayan müze, çağdaş bir kurguyla ağırlıklı olarak grafik ve dijital unsurlarla bilgi sunmakta; Mustafa Kemal’in yaşamından kesitler ve İstanbul’la olan ilişkisini yansıtmaktadır. Müzenin giriş katında Atatürk’ün vakıflara dair sözlerine yer verilmiştir. Ayrıca Akaretler’e dair bilgi de verilmektedir. Bu katta bir de çocuklar için düzenlenmiş öğrenme alanı bulunmaktadır. Birinci katta Balkan Savaşları ve göç, Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal, İstanbul’un işgal yılları gibi tematik konular fotoğraf, arşiv materyali gibi dokümanlarla aktarılmıştır. Mustafa Kemal’in çalışma odasının canlandırması da bu katta yer almaktadır. İkinci katta ise Mustafa Kemal ve ailesi, mektupları ve İstanbul’da geçirdiği son günlerini anlatan görsel ve işitsel bilgi içerikleri projeksiyon ve kiosklar aracılığıyla aktarılmaktadır. Çatıda da idari birimler, arşiv ve kütüphane yer almaktadır.

Cephelerden İstanbul’a geldiği günlerde bir süre ailesiyle bu evde ikamet eden Mustafa Kemal, Slav dilleri araştırmacısı ve dilbilimci Ferdinand Saussure ile burada tanışmış ve genç Cumhuriyet ile şekillenen toplumun dil ve tarih temelini, daha sonra hayata geçireceği Dil ve Tarih Kurumu’nun ilk nüvelerini bu evdeki sohbetlerinde atmıştır.

Kurmay Başkan Binbaşı Mustafa Kemal’den Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, ömrünü ulusunun bağımsızlığına vakfeden bir askerin, bir evladın, Ata’nın yaşamından, yaşamımızdan izler bulacaksınız.

Müze hafta içi her gün 09.00-12.00 ve 13.00-16.00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edilebilir.

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi
"Durme kerido hijico/ uyu uyu benim canım oğlum Durme sin ansia y dolor/ sıkıntısız ve ağrısız uyu Cerra tus lindos ojicos/ küçük gözlerini kapatıp Durme durme con savor/ tatlı tatlı uyu” - (Janet-Jak Esim, Türkiye’de Judeo İspanyol Ezgiler albümü)

Bu hüzünlü ninni, İspanya’dan göçe zorlanan Sefarad Yahudisi annelerin çocuklarına söyledikleri ninnidir. Sürgün edilen Yahudi toplumunun 2 bin 600 yıllık tarihi ve bu tarihin birikimi olan kültür, 2001 yılından bu yana 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nde sergileniyor. Müze 500. Yıl Vakfı tarafından Türk Yahudilerinin tarihini ve geleneklerini anlatmak amacıyla kuruldu.

Karaköy Perçemli Sokak’ta yer alan müze, Zülfaris Sinagogu’ndaki yerinden 2015 yılında Şişhane Neve Şalom Sinagogu yanına taşınarak 14 Ocak 2016’da kapılarını yeniden açtı. Hahambaşılık kayıtlarında adı “Kal Gadoş Galata” olarak geçen Zülfaris Sinagogu sokağa eski adını veren yapıdır. Zülfaris “gelin perçemi” anlamına gelen “zülf-ü arus”un kısaltılmışıdır. Sokak isimleri yenilenirken Perçemli Sokak adının verilmesi dikkate değerdir.