İstanbullu Gelin'i neden izleyelim?

Medyafaresi.com yazarı Anibal Güleroğlu köşesine Star'ın yeni dizisi İstanbullu Gelin'i taşıdı.

Eklenme Tarihi: 06 Mart 2017

Anibal Güleroğlu'nun yazısı şöyle: Cuma gecesinde Emrah ile Özcan Deniz rekabetini başlatan dizi, psikiyatri alanından bir isim olan Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun hikâyesinden Ali Aydın’ın kalemiyle senaryolaştırılmış. Baharın başlangıcıyla birlikte kanalların yeni dizi hevesi de canlandı. Arka arkaya yüzlerini gösteren yapımlara baktığımızda, dizicilerin yine konaklı-yöreli ve aile gelenekli konulara ağırlık verdiğini görüyoruz. Birbirlerinin kopyası gibi işlenerek bıkkınlık verir hale getirilen romantik komedilerde sıfırı tüketmekten midir yoksa hayli popüler olan ‘Asmalı Konak’tan beri kendini geliştiremeyen sektör, izleyicinin bu tür işlere düşkünlüğünden faydalanma kolaycılığına tekrardan sarıldığından mıdır bilmem… Görkemli konaklarda boş oturmaktan sıkılıp kafayı ona buna takan zengin hanımların-ağaların baskıcılığına karşı direnerek aşk yaşamak isteyen fakir kızların öyküsü farklı kalıplar içinde ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilmekte.

Nitekim ‘Aşk ve Mavi’nin birinci olduğu Totalde 16’ıncı sırada yer alarak ‘Dayan Yüreğim’ ve ‘Payitaht Abdülhamid’in gerisinde kalan, ‘Aşk ve Mavi’nin 10’unculuğa gerilediği AB grubundaysa dördüncü olarak izleyiciyle buluşan ‘İstanbullu Gelin’ de bunlardan biri. Başlangıç reytinglerinden görüldüğü üzere Total izleyicinin şu an için pek itibar etmediği dizi AB kesiminin ilgisini çekmiş gibi. Lakin bu sonuçlara bakıp yapımın ekrandaki geleceği hakkında peşin karar vermek de yanlış olur. Zira önümüzdeki bölümlerde izleyicinin tercihinin iyi veya kötü yönde değişmesi pekâlâ mümkün. Ne var ki bunun için de haftalardır Total’in üst sıralarında kalmayı başaran ‘Aşk ve Mavi’nin güçlü rekabetçiliğine karşı ‘İstanbullu Gelin’i izleme isteği uyandıracak detayları izleyiciye sunabilmek lazım.

Kısacası; ‘Aşk ve Mavi’nin dışında yıllara meydan okuyan ve hâlihazırda başlangıçtan bu yana epeyce kendini geliştiren ‘Arka Sokaklar’, II. Abdülhamid döneminin tarihi gerçekliğini Bülent İnal canlandırmasıyla aktaran ‘Payitaht Abdülhamid’ ve dahi konusu oturmaya başlayan ‘Dayan Yüreğim’ gibi seçeneklerin olduğu gecenin çeşnisine bakıp olaya sonradan dâhil olan ‘‘İstanbullu Gelin’i niye izleyelim’’ sorusunun cevabı dizinin kaderini etkileyecek bir unsur. Evet… ‘İstanbullu Gelin’i niye izleyelim? Gelin birlikte arayalım cevabı.

İSTANBULLU GELİN’İ İZLETTİREN ÖZELLİKLER NELER? Cuma gecesinde Emrah ile Özcan Deniz rekabetini başlatan dizi, psikiyatri alanından bir isim olan Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun hikâyesinden Ali Aydın’ın kalemiyle senaryolaştırılmış. Zeynep Günay Tan ve Deniz Koloş’un yönetmenliğinde, bir film kalitesinde ekrana gelen dizi için söylenecek söz çok. Hatta gerçek bir hikâyeye dayandığı vurgulanan yapıma bir sürü kulp takmak da mümkün. Misal, konusu pek çokları tarafından ‘Asmalı Konak’a benzetilebilir… Özcan Deniz’in karakterdeki duruşu eleştirilebilir… Baştan sona her şeyin klişelere dayalı olduğu öne sürülebilir. Özcan Deniz ile Aslı Enver’in yarattığı ‘dizi çifti’ tablosunun cazip olmadığı söylenebilir. Velhasıl en baştan izlememe veya kötüleme maksadıyla yola çıkılmışsa ‘İstanbullu Gelin’e verip veriştirmek gayet kolay. Hoş, bu yaklaşım sadece burada değil tüm dizilere karşı geçerli. Öte yandan bir işi eleştirirken, hele bu bizdeki uzun süreli dizilerse, içerikten ziyade sunum ve içerik mantığı üstünde durmak daha doğru… Ki bunu çeşitli yapımlar için vurgulamıştım. Nasıl ki, ‘İstanbullu Gelin’i niye izleyelim sorusuna da bu görüşle cevap arayacağım. Tabii dizinin aksayan yönlerini de işaret ederek.