Çalkantılarla dolu yaşamıyla Hollywood'un cesur yıldızı: Charlize Theron

Son filmi "The Old Guard" ile Netflix'te izleyiciyle buluşan Charlize Theron kariyerinde zirveyi gören ve o zirveden inmemeyi başaran yıldızlardan. Karşınızda çalkantılarla dolu yaşamıyla 'Cesur ve Güzel' Charlize Theron.

Eklenme Tarihi: 13 Temmuz 2020

Son filmi “The Old Guard”da ölümsüz bir askeri canlandıran Charlize Theron şiddetin başrolde olduğu bir çocukluk ve gençlikten sonra hayatındaki trajik dönemeçleri geride bırakarak Hollywood’un zirvesine ulaştı. Politik anlamda duruşunu bozmadan ve kadın hakları, LGBTİ+ hakları ve siyah hakları gibi konularda her zaman sözünü sakınmadan konuştu ve kariyerini ilmek ilmek örerek önemli bir güç elde etti. Netflix’te izleyebileceğiniz ve “The Old Guard” bir çizgi roman uyarlaması ve yönetmen koltuğunda da kadın sinemacı Gina Prince-Bythewood oturuyor.

OSCAR TÖRENİNDE AÇIĞA ÇIKAN TRAJEDİ

29 Şubat 2004’te düzenlenen Akademi Ödülleri Töreni’nde “Monster” adlı filmdeki rolü için En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanan Charlize Theron sahnede teşekkürlerini sıralayıp da en son gözyaşlarına zorlukla hakim olarak ve “Hayır ağlamayacağım” diyerek annesine teşekkür ettiğinde muhtemelen çok az kişi onun ve annesinin geçmişte yaşadığı ağır travmalardan haberdardı. Alkolik ve dayakçı bir babanın tahakkümü altında büyüyen Charlize Theron yine fena halde şiddet yüklü bir gecenin sonunda annesiyle berabere evlerinin banyosuna sığınmış ve babasının üç el ateş ederek sıktığı mermiler şans eseri ne ona ne de annesine isabet etmişti. Olayın devamında ise annesinin kendi silahını çıkarıp babyı öldürmesi var. Hepsinin de ötesinde, tüm bunlara 15 yaşında şahit olan bir genç kızın hem annesnini hem de babasının silah sahibi olduğu bir hayata gözlerini açışı var. Buradan Oscar törenine kadar uzanan yolun ne kadar uzun, ne kadar zorlu, ne kadar akılalmaz olduğunu bir düşünmenizi rica ederim.

Charlize Theron elinde pankartıyla Utah'taki Trump karşıtı protestoda...

Ülkemizde de dünyada da iki tür yıldız var genellikle; birincisi pırıltılı hayatının tüm zevklerini yaşayıp medyada (ya da sosyal medyada) uçarı, vurdumduymaz, neşe ve eğlenceden ibaret bir görüntü çizen konformist yıldızlar; ikincisiyse sahip oldukları ünün ne kadar değerli bir platform olduğunun farkında olup bunu belli konularda farkındalık oluşturup yaymak için kullanan cesur yıldızlar... Charlize Theorn’un ikinci grupta olduğunu söylemek bile gereksiz. Sadece son günlerde Onur Haftası ve onun öncesinde de George Floyd’un katledilmesi gibi konularda yaptığı sosyal medya paylaşımlarına baktığınızda bile ne kadar önemli konulara kafa yorduğunu görebilirsiniz. Elbette tam bir Trump karşıtı ve “Cumhuriyetçi arkadaşlarımı seviyorum çünkü onlar da Trump yönetiminden benim kadar rahatsızlar” diyecek denli de lafı gediğine koymakta usta.

'TÜM KADINLAR GÜVENDE OLMALI'

Şu sıralar Netflix’te gösterime giren son filmi “The Old Guard” dolayısıyla sık sık medyada karşımıza çıkan Charlize Theron rol aldığı filmlerle dahi sahip olduğu dünya görüşünü yansıtmaya dikkat eden, en azından canlandırdığı karakterlerin belli bir gücü, öncelikle kadını ve kadınlığı yücelten karakterler oluşuna öncelik veren bir oyuncu. Örneğin bundan birkaç ay önce -henüz pandemi başlayıp da koronavirüs sinema salonlarını kapatmaya zorlamadan önce- vizyona giren ve FOX News’un Trump destekçisi CEO’su Roger Ailes’ın kadın çalışanlarına uyguladığı aşağılık tacizleri konu edinen “Bombshell” adlı filmde henüz ortada #meetoo ya da #timesup gibi hareketlerin olmadığı bir dönemde mesleğini yapmaya çalışan haber sunucusu Megyn Kelly’yi canlandırmıştı. Kelly’yi bilip tanıyanlar Theron’un inanılmaz bir şekilde ona benzediğini söyleyip ona hep bunu nasıl başardığını sordular elbette ama o hemen her seferinde şunu da eklemeyi ihmal etmedi:”Megyn ve ben politik olarak farklı şeyleri savunuyor olabiliriz, hatta öyleyiz, biliyorum çünkü beni de çok sinirlendiren şeyler söyledi ama onun işine gidip güvenli bir şekilde çalışabilmesini istemem için onu sevmem gerekmiyor. Bu noktada bir ayrım yapamayız, tüm kadınların güvende olmasını istiyorum ben, filmin hikâyesi de buydu en nihayetinde”.