Berrak Tüzünataç: Cinsiyet Üzerinden İletişim Kurmuyorum

Oyuncu Berrak Tüzünataç, Hürriyet'ten Onur Baştürk'ün sorularını yanıtladı.

Eklenme Tarihi: 15 Mayıs 2021

Seni tanıdığımda Number One TV’deydin. Hadi şimdi o zamanki Berrak’a bir selam çak ve ona bir mesaj ilet. Ne yapmasını öğütlerdin?

- Şunu söylerdim: “Tatlım keyfine bak, bir sürü ihtimal ve sürpriz var önünde!”

◊ Peki neyi yapmamasını söylerdin?

- “Her şeyi ve herkesi kafana takma” derdim. Bir de, “Dünyadaki bütün duyguları hissetmek zorunda değilsin!”

◊ Şablonlara uyan biri değilsin. “Kafasına göre” tabiri ne kadar doğru bilmiyorum, ama sanki öyle birisin. Bana bir özet geçsene: Şimdiye kadar neleri kafana göre yaptın?

- Zaman zaman dış faktörler, beklentiler ve yargılardan etkilendiğim oldu tabii. Ama büyük oranda iç sesimi takip ettiğimi düşünüyorum. Zaten aksini yapabilen biri değilim. Bu bir prensip değil, gerçek anlamda yapamamaktan bahsediyorum! Toplum yapısı olarak “farklı” olanı tedirgin edici bulmaya meyilliyiz. Buna rağmen kendine sahip çıkan herkesi çok ilham verici buluyorum; iyi ki varlar!

Bir röportajında “Görselimle yeni barıştım” lafın var. Çok sevmiştim bunu. İyi ama neden 30’larının ortasında görselinle barıştın? Kendini daha önce beğenmiyor muydun?

- Görsel yanım, sahip olduğum ve beni ben yapan diğer özelliklerimi kapsayıp görünmez kılabiliyordu. Bir sorun gibi görüp bununla bir dönem mücadele ettim. Sanki her şey onunla ilgileniyordu ve bununla bir türlü barışamıyordum. Büyümek güzel bir şey, eğer iyi değerlendirilirse. Artık sahip olduğum tüm özelliklere, dışarıdan iyi veya kötü olarak tanımlanabilen her yanıma sahip çıkıp keyfini sürmeye çalışıyorum.

◊ Fit’sin, yogaya meraklısın, kendine iyi bakıyorsun. “Düzgün fizik” takıntın var mı?

- Ben “kendinin en iyi versiyonu olmak” paketinin bir parçası olarak görüyorum bu durumu. Bedensel, ruhsal bir toplu paketin bir parçası benim için “düzgün fizik”.

◊ Kadına şiddet olayları gün geçtikçe daha artıyor. Sorunun kaynağını nerede görüyorsun? Erkekleri “biricik” gören sistem mi? Erkekleri “paşam” diye yetiştiren kadınlar mı? Hepsi ya da hiçbiri?

- Gerçekten çok köklü bir sorun. Binlerce yıldır genlere işlenmiş yargılar var. Çok sevdiğim ve bir erkek çocuğu babası olan bir arkadaşım şöyle demişti: “İçimize yerleştirilen bu saçma algıyı düzeltmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ama ne yaparsak yapalım, sonuçta oğlumun kendi oğlunu doğru yetiştirecek bir birey olması için çabalıyoruz aslında.” Yani ne kadar elinden geleni yapsa da, binlerce yıllık kodlardan kendisini kurtarmasının mümkün olmadığı gerçeğiyle yüzleştiğini, her şeye rağmen hâlâ kendisinde bir sürü şey yakaladığını, ama yapabileceği en önemli şeyin oğluna bu yargı ve algıları en az şekilde yansıtıp onu bunlardan en özgür şekilde yetiştirmek olduğunu söylüyor... Ancak bu sayede onun oğlunun oğlu umduğumuz eşitlik algısına sahip olabilecek. Yani bizim umduğumuz eşitlik koşullarına ulaşmak için gelinmesi gereken algı temizliğine iki kuşak sonra ulaşabileceğiz!

◊ Senin başından hiç şiddet ya da taciz olayı geçti mi?

- Bu tür durumlarla ilgili çalışmalarda rakamlar duyarız ya, “Her 10 kadından 7’si tacize uğruyor” gibi. Şöyle söyleyeyim, o kalan 3 kim acaba? Ben hiç tanımadım çünkü!

◊ “The Birth of Liberation” ya da “Bla, Bla” olarak akıllarda yer etmiş projen sanki tam anlaşılamadı ve yine sırf bedenin konuşuldu gibi geldi bana...

- O proje üç kadın sanatçının birlikte bir üretimle kendini ifade etme isteğiydi. Bunu yaparken belli bir bakış açısını kapitalize edenlerin bambaşka bir yerden bakmayı tercih edeceklerinin farkındaydım. Ama artık hayatımı buna göre şekillendirme kaygısından özgürleştiğim bir sürece girdim. Söylediğim gibi, büyümek güzel şey, iyi değerlendirirsen. Dolayısıyla her kreatif üretim gibi anlatmanın içinin boşaltılacağını düşünüyoruz. Bir ayna gibi düşünelim, bakanın kendisiyle ilgili bir şeyleri görebileceği.