Aimee Mullins

Hürriyet'ten Ali Tufan KOÇ, olimpiyat rekortmeni Aimee Mullins ile buluştu... İşte o röportajdan kareler sizler için haberimizde...

Eklenme Tarihi: 26 Haziran 2016

Hürriyet'ten Ali Tufan KOÇ, olimpiyat rekortmeni Aimee Mullins ile buluştu... İşte o röportajdan kareler sizler için haberimizde... Doğuştan iki bacağının da dizden aşağısını kaybetmiş bir ‘engelli’, hayatın sınırlarını ne kadar zorlayabilir? Yanıtını, ABD’li paralimpik olimpiyat rekortmeni, oyuncu, model, aktivist Aimee Mullins’ten dinliyoruz. Aimee Mullins, 20 Temmuz 1976 günü dünyaya geldiğinde doktorun, anne-bababasına bir iyi, bir de kötü haber verdiğini söylüyor. İyi haber: Bebeğin sağlık durumu yerinde. Kötü haber: Bacakları, olması gerekenden çok daha kısa, fibular hemimeli hastası olabilir. Yani: Fibula kemiği zayıf, yaşaması için iki bacağının da dizden aşağısı kesilecek.

Aimee’nin o günden bugüne kadar hayata sığdırdıkları yaklaşık şöyle: Paralimpik atlet olarak madalya, kupa dolu ortaokul ve lise yılları; 1996 Atlanta Paralimplik Olimpiyatları’nda 100 metre sprinter rekoru; 1999’da başlayan modellik kariyeri, sayısız kapak, çekim, defile... ‘Limitless’, ‘Power’, ‘Crossbones’ gibi dizilerle başlayan, ‘Appropriate Behaviour’ ve ‘Young Ones’ gibi ödüllü bağımsız filmlerle devam eden oyunculuk serüveni... Üzerine, başta TED konferansı olmak üzere farklı sahnelerde, yıllarca yaratıcılık ve potansiyelini kullamak üzere yapılan konuşmalar, aktivist paylaşımlar...

İstanbul 74’ün düzenlediği kültür ve sanat festivalinde konuşmak için İstanbul’a gelmişken, Soho House’ta yakalıyoruz. Yanında oyuncu eşi Rupert Friend, heyecanla Kapalıçarşı’daki Altınay’dan aldığı devedikeni motifli metal kemeri gösteriyor: “Düğünde Rupert ceket cebine iliştirmişti bir dal devedikeni...” Kendisini rahat hissedip hissetmediğini merak ediyorum. Bir eli kemerde, bir gözü eşi Rupert’ta, gülümseyerek başlıyor anlatmaya...

Başarılarınızı inceliyorum, fotoğraf çekimlerinize bakıyorum: Müthiş bir kararlılık, özgüven ve sağlam bir duruş... - Tuhaf... Oysa ‘ayakları yere basmak’ nasıl bir his bilmiyorum. Hayatım boyunca hiç bastığım yeri hissetmedim, sanki hep havada asılı yaşadım.