Neslihan Doğrusöz'ün Doruk olma hikayesi

Neslihan Doğrusöz olarak başladığı hayatına Doruk Doğrusöz olarak devam eden ünlü model, Posta'dan Gizem Yetil'e cinsiyet geçiş sürecini anlattı.

Eklenme Tarihi: 20 Eylül 2019

Nasıl gidiyor yeni hayatın?

Güzel gidiyor Gizemcim. Yeniden doğmak gibi bir şey... Bu zamana kadarki hayatımdan daha keyifli ilerliyor. Çünkü ruhumla bedenimi buluşturdum. Her geçen gün daha da mutlu oluyorum.

Seni stil programından tanıyoruz. Programa çıkmaya nasıl karar verdin?

Ben styling’le uğraşıyorum. Türkiye'nin birçok kurumsal firmalarında kreatif direktörlük, genel koordinatörlük, yöneticilik yaptım. Styling piyasasında işlerin azaldığını fark ettim. Evde oturmuş evlilik programı izliyorum, yönetmeni de arkadaşım. Aradım dedim ki espri olarak, “Kafayı kırdım en sonunda bunlara katılacağım galiba.” Güldük. “Kadınlara talip olursun.” falan dedi. Birkaç gün sonra telefonum çaldı. “Kabul edildiniz.” dediler. Benim fotoğrafımı haberim olmadan stil yarışmasına atmış. Dedim, “Ben böyle bir başvuru yapmadım.” Neyse cuma günü görüşmeye gittim, pazartesi de yayına girdik.

Kendini erkek olarak hissettiğin halde kadınlığı ön plana çıkaran bir yarışmaya katılmak kötü hissettirmedi mi?

Hayat beni kadın gibi göründüğüm için kötü hissettiriyordu zaten. O tamamen olayın tiyatral yanıydı. Yani sabah kalkıp hazırlanıp, makyajımı yapıp işe gidiyordum. Oradan çıktığımda kendi ruhumla başbaşa kaldığımda her zaman kendimi erkek hissettim. O gördüğün Neslihan Doğrusöz'ü aslında ben yapmaya çalıştım. Hiçbir zaman beni dışarıda makyajla göremezdiniz. Giydiğim şık elbiselerin altına bile boxer giyiyordum.

Kendini hiç kötü hissetmedin mi?

Tabii ki... Tabii ki zor. Çok zor.

Yarışmadaki zamana dönünce kendine gülüyor musun? Düştüğüm duruma bak diye.

(Kahkaha atıyor) Ya 43 numara stiletto mu olur ya? Yürüyemiyordum! Başaramadım, tutturamadım. Bana göre Neslihan’ın gideri yoktu yani. Doruk’un var.

Yarışmacı arkadaşların hissediyor muydu senin durumunu?

Kerimcan’dan tut, Kemal beye kadar hissediyordu tabii. Hatta ikisi yürüyüşümün taklidini yapmışlardı.

Böyle bir değişime gireceğini bildiğinden isim yapmak, gündeme gelmek için yarışmaya katılmış olabilir misin?

Hayır. Tamamen kariyer. Benim zaten Neslihan olarak bir işim vardı. Ve benim Neslihan’ı zorlamam gerekiyordu.

Bir fotoğraf paylaştın, “Merhaba ben Doruk” diye. O gün neler hissettin?

Twitter’da bile birçok insan “Merhaba ben Doruk” diye tweet atmaya başladı. Ünlü isimler retweet’ledi. Bu benim çok hoşuma gitti.

O kadar yorum bekliyor muydun?

Bir kötü yorum attılar, onun üzerine beni destekleyenler onlarla adeta savaşa geçti. Bu yüzden o kadar çok yorum geldi. Benim ilk fotoğrafım ortaya çıktığında linç ettiler. Ama “Merhaba benim adım Doruk” dediğimde herkes buna saygı duydu. İnsanların arafı sevmediğini fark ettim. Ben de sevmiyorum. Ben hiçbir zaman kendimi bir kadın olarak görmedim.

Sakal ektirmeye nasıl karar verdin?

Ben zaten ekimi yapmadan önce sakal çıkarmak için her yolu denedim. ilaçlar kullandım, jilet izlerim vardı dudağımda tıraş olmaya çalışıyordum. Sakalım çıkmadığı için üzülüyordum. Hiçbir insan fantezi için “Şöyle mi olsam, böyle mi olsam?” diye cinsiyet değişikliğini girmez. Ruhum gerçekten buysa, kendini böyle hissediyorsan o zaman burada bir yanlış var. Demek ki benim bedenimle ruhum bütünleşmiyormuş, 33 yaşından sonra ben bunu bütünleştirdim.

Sarımsak da sürdün mü doğruyu söyle! (Gülüyoruz)

Tabii. Ya bir ilaç varmış sakal çıkarıyormuş, koşa koşa gittim aldım sürdüm. Sonra bir öğrendim ki kökleri güçlendiriyormuş. Bende kök yok ki neyi güçlendirecek? Dedim, “Böyle olmaz! Sakal ektireceğim.”

Aynaya bakınca ne hissettin?

Çok hoşuma gitti. Ama zaten biliyordum yumurtadan ne çıkacağını! Gayet iyi oldu.

Peki bu dönüşüme girmek için yeter dediğin nokta neydi?

Ben hep böyleydim. Orada gördüğün Neslihan’la dışarıdaki Neslihan çok farklıydı. Bu yüzden karar vermem çok zor olmadı. Beni tanıyanlar çok şaşırmadı yani. Yarışmadan sonra saçımı biraz daha kısalttım sadece. Tam bir dönüşüm için ailemi düşünüyordum. Onlara olan aşkım ve saygım beni çok tutuyordu.

ANNEM BENİM BOXERLARIMI YIKAMAK ZORUNDA DEĞİLDİ

Ailenin kabul ettiği an nasıl oldu?

Hiçbir zaman ailemle bu konuda yüz göz olmadık. Onlar beni her seferinde fark ediyordu elbette ama ben 18 yaşından beri yalnız yaşamaya çalıştım. Uzak durmaya çalıştım.

Neden?

Çünkü annem benim boxerlarımı yıkamak zorunda değildi. Kız arkadaşlarım oluyor, görmek zorunda değildi. Zaten ayaklarımın üzerinde de durmaya başlamıştım. Gözlerine sokmak istemedim.

Tepki gösterirler diye mi korktun?

Hayır. Karışmazlardı. Takım elbisemi giyip ben kız arkadaşlarımla yemeğe gidiyordum, görüyorlardı. Bu benim tarzım diyordum. Yersen!

Ailen için de büyük bir travma aslında…

Elbette. Sakal ektirdikten sonra dedim ki, “Şimdi benim bu durumu onlara söyleme zamanı… “ Video mu çeksem, mektup mu yazsam, hepsine ayrı ayrı mesaj mı atsam?” Sabahlara kadar uyumadım Gizem.

Sonra?

Didim'e gittim kız kardeşimin yanına. İlk onunla paylaştım. Sonra erkek kardeşim geldi. Çok anlayışla karşıladılar. Sonra annem, babam hepsine güzel güzel mesajlar yazdım. Bildiğin mektup yazdım.

Ne yazdın peki?

Sakal ektirdiğimi söyledim. “Babacığım durumumu biliyorsun. Ben hiçbir zaman bunu hissetmedim. Zor zamanlar geçiriyorum. Yanımda olursanız, dünyanın en mutlu insanı olurum.” Gibi bir mesaj. Babam da, “Senin kokun benim burnumda… Ben ölene kadar o koku değişmez. Kimse bana bir şey de söyleyemez. Sen kendini üzme yeter. Hayatının sonuna kadar senin yanındayım.” Dedi. Annem de, “Biz zaten hep senin yanındaydık çocuğum. Sen bizden uzak durdun.” Dedi.