Kadınları tehdit eden 3 jinekolojik kanser!

Enfeksiyonlardan miyomlara üreme sağlığını tehdit eden farklı hastalıklar olsa da kanser, yarattığı ciddi sonuçlar nedeniyle günümüzde önem verilmesi gereken hastalıkların başında geliyor.

Eklenme Tarihi: 20 Eylül 2019

Erken dönemde teşhis edilmeyen jinekolojik kanserlerin ciddi hayati riskler oluşturduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum /Jineonkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlkkan Dünder, bu kanser türleri ve erken tanı yöntemleri hakkında toplumda yeterli farkındalığın olmadığına dikkat çekiyor. İşte bu yüzden 20 Eylül Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü’nün toplumda bu farkındalığı artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu belirterek şunları söylüyor:

“Üreme organlarının sağlığına yönelik dikkat edilen dönemler, genellikle kadının ilk adetini görmesi, cinsel yaşamının başlaması ya da anne olmaya hazırlanması diyebiliriz. Daha sonra bu ilgi çeşitli nedenlerle kayboluyor. Bilgi eksikliği önemli bir neden ama bazen de doktora gitmekten utanma gibi nedenler de bu kanserlerin erken teşhisini geciktiriyor. Oysa bu hastalıkların erken teşhisi, tedavi başarısını artıran en önemli faktörlerin başında geliyor.”

Jinekolojik kanserler deyince akla gelmesi gereken organlar; rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vulva, vajina ve tuba (tüpler). Bu organlardaki kanserlerin görülme oranı da göz ardı edilmeyecek kadar yüksek. Türkiye’de tüm kanserler arasında rahim 4., yumurtalık 5. rahim ağzı kanseri ise 9. sırada görülüyor. Peki, kaç kadın bu kanser türlerine yakalanıyor? Her yıl yaklaşık 4 bin rahim, 2 bin 400 yumurtalık, bin 700 rahim ağzı ve 250 vulva ve vajen ve 70 tuba kanseri hastası tanı alıyor. Ancak jinekolojik kanserler arasında en sık rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanserinin görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. İlkkan Dünder, bu hastalıklar hakkında bilgi verdi, dikkat edilmesi gerekenleri vurguladı.

Rahim ağzı kanseri; aşı ile korunabilen tek kanser türü

Rahim ağzı kanseri, gittikçe yaygınlığı artan bir hastalık. Dünyada her yıl yaklaşık 570 bin kişi rahim ağzı kanseri tanısı alıyor ve yine her yıl yaklaşık 255 bin kadın bu hastalıktan dolayı hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise bu kanser türü her 100 bin kadında 4,42 oranında görülüyor.

Ciddi sonuçları olsa da aşı ile korunabilen tek kanser türü olması işin en sevindirici yanı. Hastalığın nedeni ise “HPV” olarak adlandırılan virüs ailesi. Ancak farklı çeşitleri olan bu virüslerin sıklıkla HPV 16 ve HPV 18 olmak üzere 15 türü rahim ağzı kanserine yol açıyor. Kansere doğru gidişatı sağlayan yüksek riskli HPV virüsü, rahim ağzında önce hücresel değişikliğe neden oluyor, bu hücresel değişikliklerin bir bölümü ise yaklaşık 8-15 yıl içinde kansere dönüşebiliyor . Aslında HPV vücudun tanıdığı bir virüs. Kadınların yüzde 80’ine hayatlarının bir döneminde HPV bulaşıyor. Ancak buna karşın kanserle sonuçlanma oranı her yüz kadından 1 ile 3 aralığında.

Virüs dışında, sigara, uzun süre steroid hormonu kullanma, bazı genital kanal enfeksiyonları, genetik yatkınlık, birden fazla partner sahibi olmak gibi faktörler de bu hastalığa yakalanma oranını artırıyor.

Belirtileri neler?

Cinsel ilişki esnasında ya da sonrasında kanama, akıntı yanı sıra adet dönemleri dışında düzensiz ve az miktardaki vajinal kanamalar erken dönem belirtilerinden bazıları. İlerlemiş dönemlerinde ise kasık ağrısı, kanlı idrar, yoğun akıntı, bacakta hissedilen zonklayan ağrı görülebiliyor.

Önlem alınabilir mi?

Rahim ağzı kanserini önlemede kadınların en büyük gücü, aşılar. Aşılar,kansere en sık yol açan belirli HPV tiplerine karşı yaklaşık yüzde 100 oranında koruyor. Ancak aşısı olmayan, ama kanser yapabilen tiplerine karşı düzenli jinekolojik muayene ve 3 yılda bir yaptırılacak pap smear ve HPV testleri ile kansere dönüşmemiş olan hücrelerin erken dönemde tespitini yapmak mümkün. Öyle ki bu testler, rahim ağzı kanserinin yüzde 90’ını erken dönemde, hatta daha hücrelerin ilk değişim döneminde bile tespit edebiliyor.