Ne Münasebet diyebildik mi?

Hoşumuza gitmeyen, yakıştırmadığımız konulara ya da gerçekle bağdaşmayan durumlara isyan edip en kestirmeden ‘Hayır’ demek istediğimizde dilimizden kolayca dökülüverir ‘Ne Münasebet’ sözcükleri… 

Anibal Güleroğlu Yazar guleranibal@yahoo.com

Genellikle kadınlar tarafından kullanılan bu söz basit gibi görünse de, aslında farklı bir derinliğe sahip. Tıpkı ‘Belki’ kelimesinde olduğu gibi! Karşı çıkma tepkisi olarak ağızlardan çıkarken bazı durumlarda rahatlıkla ‘İstemem yan cebime koy’ niyetindeki bir riyakârlığa da dönüşebilir. Yani olayın esası sözcükte değil, kullananın amacında gizli.

Peki, farklı manalar yüklemeye fazlaca elverişli, ‘Ne Münasebet’ derken aşkla karışık komedi yaratmak da mümkün mü? Neden olmasın? Az ama öz işlerle yaz ekranını kurtaran Show TV sayesinde ‘Ne Münasebet’ten çok güzel bir eğlencelik çıkartılabileceğini gördük.

NE MÜNASEBET’İN SENARYO VE KARAKTER BAŞARISI

Tatlı Küçük Yalancılar ve Kırgın Çiçekler’in rekabetçiliğinde izleyiciyle buluşan ‘Ne Münasebet’, ilk iki bölümüyle hak etmediği bir sıralamada yer aldı. Tabii bunda hem diğer yaz dizilerine oranla daha geç ekrana çıkmasının, hem de Ramazan’a denk gelmesinin etkisi vardı ama... Ne yalan söyleyeyim bu sonuçları görünce kaygıya kapılmadım değil. Zira gayet tutumlu davranan Show TV’nin, reyting getirmeyen işi hemen kapıya koyduğu meydanda. Neyse ki özellikle Total izleyicisi yaptığı yanlışı çabuk fark etti ve diziyi ikinciliğe yükseltti de, başlangıçtan itibaren canlı ve renkli bir atmosfer sunan ‘Ne Münasebet’in cool eğlencesinden mahrum kalmadık.

Demir ile Nil’in rekabetçilikle aşkı buluşturan iş arkadaşlığındaki çekişmelere ve oğlunu adam etmek için uğraşan Hakkı Bey’in çöpçatanlık oyunlarına odaklı ana temasının yanı sıra diğer karakterlerle yan konularını geliştiren dizinin baş özelliği, tüm bunlara ilaveten her bölümünde farklı bir ‘arabuluculuk’ olayını işlemesi!

Bu çok olumlu bir detay. Çünkü hukuki bir işleve sahip. Şöyle ki; 2012’de yürürlüğe giren ama pek çok vatandaşın bilmediği, dolayısıyla başvurmadığı 6352 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na dikkatleri çekmekte. Bu akılcılığı seçtiği ve genel içerik dilinde bazıları gibi basitleşmediği için senaryoyu alkışlamak lazım. Zira komple bir iş başarıyor… Hem ufak tefek sorunları mahkemeye taşımadan tarafların karşılıklı görüşmesini sağlayarak çözmeye yardımcı olan ‘arabuluculuk’ olgusunu öne çıkartıp izleyiciyi bilinçlendirmiş oluyor. Hem de tatlı-sert çatışmacılıkla hoş vakit geçirtiyor.

Aksiyonla komediyi harmanlayıp aşk ve avukatlıkla soslayan ‘Ne Münasebet’in diğer özelliği, karakterleri… Dizileri sevdiren baş unsurun karakterler olduğunu defalarca tekrarlamışımdır. Öykü ne kadar sağlam olursa olsun, özellikle baş karakterlerde çekicilik yoksa nafile. ‘Ne Münasebet’ ilk bölümden itibaren karşımıza çıkarttığı tüm karakterlerde gayet ölçülü ve sevimli bir tablo sergiledi.

Demir ile karizmayı ve ukalalığı yansıtan… Neco ile gölgede kalmış arkadaş komedisini yakalayan… Büyüse de anne baskısından kurtulamayıp dişiliğini yaşayamayan optik-başçavuş Nil ile masum-başarılı-savaşçı kız üçlemesini sunan… Esas kızı motive etme görevini üstlenen yakın arkadaş Çisil’de koca bulma derdine düşen kız mizahını yaşatan ‘Ne Münasebet’te bu dörtlü çok uyumlu. Senaryo âleminde, hırsları olan tatminsizlerin diline dolanan ‘Özgüven patlaması’ lafıyla ve cart kırmızı rujuyla zehirli sarmaşık pozisyonunu üstlenen Ahu ile liseden beri Demir’den her hafta tokat yiyen Berkant da kötüler kanadına tam oturmuş.

Baht ile kariyerin birlikte geliştiğini dillendirip plaza insanlarının yapaylığını bir kez daha hatırlatan dizide Hakkı Bey’in de hakkını vermek lazım. Cihat Tamer yılların deneyimiyle anında sevdirdi canlandırdığı karakteri. Kaktüs dikeniyle bitki alerjisini tedavi eden Muazzez Hanım da Ayşe Kökçü’ye emanet. Hakan Altınel ve Ayşen Sezerel de kızlarının iyiliğini düşünen ebeveyn cenahında mükemmel bir uyum içindeler. Bu arada Karadeniz kadınını olaya adapte eden Fadime Hanım’ı da unutmayalım. Pınar Şenol, her duruma söylenecek okkalı sözü olan bu rolün hakkını veriyor doğrusu.

Diyeceğim o ki; Birbiriyle iç içe ama aynı zamanda birbirinden bağımsız izlenme özelliğine sahip her bölümündeki olaylarla yaşamsal aksaklıklara dair mesajlar da veren ‘Ne Münasebet’te, içeriğe uygun yaratılarak hedefi tutturan karakterler ve onların beğenilmesini sağlayan canlandırmalar yerli yerinde. Emek verenlerin ellerine sağlık.

DOĞA ADAMI DEMİR HARİKA

Kayalarla ağaçların bütünleştiği yemyeşil bir doğa manzarasına Sarp Levendoğlu’nun dövmeli kaslı çekiciliğini ve dublörsüz dağcılığını katık ederek başlangıcını yapıp, tatlı niyetine de tokatçı ayıcıkla haşır neşir olan kameraman Neco’yu sunan ‘Ne Münasebet’, daha o andan itibaren farklı bir eğlencelik yaşatacağını hissettirdi bize. Bu farkı, en iyi biçimde fark ettiren ise doğa adamı Demir… Yani Sarp Levendoğlu oldu!

Bir insan aynı anda hem gıcık, hem şirin, hem de çekici olabilir mi? Oluyor işte. Adam sanki rol yapmıyor da kendini oynuyor gibi. Artık bu tarz karakterler üstüne mi yapışmış yoksa normal hayatında da mı aynısı bilemem. Gerçek olan şu ki, bu kişilik kombinasyonunu gayet güzel yansıtıyor. En negatif anda bile pozitif enerji yollamayı becerip sahneyi kurtarıyor. Bu becerisini önceki işlerinde de sergilemişti. Ama ne yalan söyleyeyim, şimdiye kadarki rollerin arasında kendisine en yakıştırdığım ve doğal bulduğum, Demir karakteri. Kısacası cüssesiyle, serkeş tavırlarıyla, nispetçi ukalalığıyla tam bir doğa adamı olmuş Sarp Levendoğlu. Tebrikler.

‘NE MÜNASEBET’ BU ÇİZGİDEN ŞAŞMASIN

Sonuçta; Setinde yaşanan üzücü kazayla medyada yer bularak sektör çalışanlarının zor şartlarını bir kez daha düşündüren dizinin… Ve ünlülerin de insan olduğunu umursamadan özel yaşamlarına kameraları sokarak hatalarını deşifre etmeyi seven magazincilere nahoş bir resim veren Sarp Levendoğlu’nun seveni kadar eleştireni de olacaktır kuşkusuz. Ancak her şeye karşın ortada olan bir gerçek var ki o da, bir yandan romantik komedisini yaratıp bir yandan da problemleri en basitinden çözümleyen dizinin, ince vurgularla yüklü mizahını başarılı bir rejiyle sunabildiği! Çekici karakterlerinden, akıcı içeriğine sıkmadan kendini izlettirmeyi başaran‘Ne Münasebet’in bu ölçülü komedi özelliğini anlayan da çıkar anlamayan da… Tercih ve yorum keyfe kalmış.

Benim görüşüm, ‘Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur’ saptamasıyla adeta başarısının rastlantısal olmadığını işaret eden ‘Ne Münasebet’te şu an için bundan iyisi can sağlığı olduğu yönünde. Aman sakın ilerleyen bölümlerde aşk yumuşaklığı yaşatılacak diye çizgiden şaşılıp karakterler ve içerik cıvıtılmasın. O zaman tüm özelliğini yitirip sıradanlaşır. Neticede ortalık o tarz yapımlarla dolu olduğundan bir yenisine daha ihtiyaç yok. Aksini söyleyenlere ‘Ne Münasebet’ canım der geçeriz…

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal

Tüm yazılarını göster