‘Çifte Saadet’ FOX’u mutlu edecek mi?

Tanıtımı yeni dönmeye başlayan ‘Çifte Saadet’, kartopu savaşının orta yerinden sunduğu karakterleriyle, şu an için sevimlilik dışında pek bir şey ifade edemedi bize.

Anibal Güleroğlu Yazar guleranibal@yahoo.com

İnsanların en dertli konularından biri, saadete kavuşup memnun mesut yaşayabilmek. Bunu gerçekleştirmek için harcanan çabanın, denenen formüllerin haddi hesabı yok. Kimisi sahip olduklarını iyi değerlendiremeyip yenilik peşinden koşarak saadete kavuşabileceğini sanır… Ama ne yapsa nafile, saadete eremez. Kimileri içinse daha basittir saadet denilen olguyu yaşamak… Elindekilerin varlığıyla yetinir değişikliklere ihtiyaç duymaz.

Kanalların verimli yayıncılık adına giriştikleri arayışı da aşağı yukarı aynı. Bazısı bir iki diziyle-programla sezon boyu idare edebiliyor. Bazılarıysa izleyicinin karşısına sık sık yeni yapım çıkartma yolunu seçiyor. Buna karşılık sadece 2015’te 18 dizinin başlayıp kısa sürede bittiğini ve hâlihazırda belli başlı yedi kanalda izlediğimiz 37 dizi olduğunu düşünürsek, yapım değiştirme merakının ağır bastığı da bir gerçek.

Kısacası tıpkı insanlar gibi televizyon dünyası da saadete erişmek için çareyi yenilikte aramakta! Nitekim yeni dizi konusunda gayet tutumlu davranıp mevcutlarıyla idare etme konusunda bir hayli başarılı olan FOX da bu yolu takip edip ‘Çifte Saadet’ seçeneğine başvuruyor. Yeni sezona eskilerin ivmesiyle başlayıp aylar sonra ‘Kördüğüm’ü devreye sokan kanal, Şubat ayında da ‘Çifte Saadet’in performansından faydalanma isteğinde. Peki dizilerin boşluğunu sinema filmleriyle doldurup avantajlı çıkan FOX bu yenilikte beklediği mutluluğu yakalayabilecek mi? Bu soruya ön değerlendirme yaparak cevap vermeye çalışalım.

HAFIZA KAYBIYLA ‘ÇİFTE SAADET’…

Tanıtımı yeni dönmeye başlayan ‘Çifte Saadet’, kartopu savaşının orta yerinden sunduğu karakterleriyle, şu an için sevimlilik dışında pek bir şey ifade edemedi bize. Paylaşılan içerik bilgilerine baktığımızdaysa durum daha bir netlik kazanmakta. Konunun genel çerçevesi özet geçilmiş olsa dahi, çok şey söylüyor özünde. Neler söylediğine geçmeden önce bir adam, iki kadın ve çocuklar çerçevesinde gelişecek olaylar zincirinde eldeki bilgiyi kendimizce yorumlayarak aktarmakta fayda var… Ki böylece neyi niçin dediğimiz anlaşılsın!

Her şeyi başlatan kahramanlarımız Konyalı Perihan ile Metin… Küçük yaştan beri süregelen arkadaşlıklarını büyüyünce evliliğe vardırıyorlar. Tabii evlenen her çift gibi geçim sıkıntısı onların da saadetinin üstüne çöken kara bulut oluyor. Çaresi, ülkemizdeki klişe alışkanlık yani İstanbul’a göç! Hayatın ve saadetin çocukluktaki kadar kolay olmadığı gerçeğiyle karşılaşan çiftimiz çektikleri geçim sıkıntısıyla İstanbul’a göç ettikten sonra bize çok da yabancı olmayan bir davranış daha sergileniyor… Metin, elde avuçtaki parayla bakkal dükkânı açıyor. Bakkallar kapanırken büyük cesaret diyeceğiz ama senaryo böyle uygun görünce, bakkal kanadındaki performansı değerlendirmek için dizideki gelişimi bekliyoruz biz de. Öte yandan içerik özeti de, Metin ile Perihan’ın, bakkal geliri ve (büyüklerin hatırı kalmasın babında yapılan) üç çocukla memnun mesut yaşadığı yönünde.

Neyse… Onlar hayatı böyle güzel yaşarken bir gün Perihan’ın Bursa’daki arkadaşının kına daveti çıkıveriyor. Gitmek lazım ama Metin bakkal dükkânını bırakamıyor. Demek ki, ya mahallenin tek bakkalı ve insanlar mağdur olmasın diye bir iki günlüğüne kapatamıyor… Ya da işler öylesine kesat ki, Metin dükkânı kapattığında kaçıracağı üç kuruşun derdinde. Kim bilir belki de karısını yollayıp kaçamak yapmanın peşinde! Bu durumda nasıl mutlu bir aile olduklarını da sorgulayacağız tabii… Lakin yine diziyi izledikten sonrasına bırakalım. Sonuçta Metin şu veya bu sebeple dükkânı kapatmıyor ve Perihan’ı Bursa’ya yalnız yolluyor. Kaderin cilvesi ve trafiğimizin ölümcül gerçeği derhal Perihan’ın peşine takılıveriyor. Bindiği otobüs kaza yapıyor. Uçuruma düşen otobüsten kurtulan olmadığını öğrenen Metin ve ailesinin Perihan’ı öldü olarak kabul etmesinin ardından gelsin yeni hatun ve ‘Çifte Saadet’ devri…

Görüldüğü üzere bu devirin ana özeti; Metin’in ‘Hayat devam ediyor’ felsefesiyle saadeti yeni bir kadında arayışı… Perihan’ın geçirdiği kaza sonrasında yaşadığı hafıza kaybı süreci ve kendine gelişi… Metin’in yeni düzeninin orta yerine bomba gibi düşüşü ve… Derken bir adam-iki kadın çekişmesiyle gelişecek maceralar zinciri… Ara yerde de bir dolu komedi öğesi!

Tüm bu satırların nihayetinde ‘Çifte Saadet’in konu gelişiminin, sürprizlerden ve gizemlerden ziyade bir aile komedisi tarzında olacağını… Ana temanın, hafıza kaybına odakladığını ve buradan hareketle dallanıp budaklanacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani iki kadın arasında kalan erkeğin ve çocuklarının yaşayacağı komedi-aşk harmanından oluşan ‘Çifte Saadet’ sayesinde ‘hafıza kaybı’ hallerini yine ve yeniden yaşayacağız ekranda. Şimdiye dek komadan uyanma veya hafıza kaybı gibi olgularla gelişen ne çok dizi yapıldığını düşünüyorum da… Aynı doğrultuda yol almak üzere işe koyulan ‘Çifte Saadet’ içerik açısından ne farklılık vaat edebilir bize, diye sorgulamadan edemiyorum.

Cevap, elbette ki yorum farkı ve mizah kalitesinde! Bu ayrıntılara özen gösterilir de kullanılan mizah malzemesinin mayası izleyicinin hamuruyla uyuşursa, hafıza kaybının bir kez daha karşımıza çıkartılarak buradan dizi yaratılması sorun teşkil etmez. Aksi takdirde ekran başındakiler ‘Biz çok gördük benzerlerini’ der, Cumartesi dizisi olarak elini çabuk tutanların ‘Göç Zamanı’ kervanına takılır.

‘ÇİFTE SAADET’İN BAŞARISI İÇİN NE LAZIM?

Projelerin başarısı için fizibilite gerekliliğinden bahsetmiştik ya daha önce… Bu açıdan FOX’un 6 Şubat Cumartesi akşamı yayına sokacağı söylenilen ve benim de özellikle farklı bir duruş sergileyen Fikret Kuşkan’dan dolayı merakla beklediğim ‘Çifte Saadet’ dizisinin başarısına etki edebilecek birkaç eksiklik üstüne düşüncelerimi paylaşmakta fayda görüyorum.

Öncelikle şayet Cumartesi yayınında yer alacaksa, ‘Göç Zamanı’yla zorlu bir rekabete tutuşma ihtimaliyle karşı karşıya olan ‘Çifte Saadet’in fragmanını hayli yavan bulduğumu söyleyeyim. Hani ‘Bunlar ne yapıyor’ babında merak uyandırma havası var ama öte yandan herkesin dikkatini çekme özelliğinden oldukça uzak. Dolayısıyla acilen çok daha göz dolduran, kendini ifade eden birinci bölüm tanıtımının paylaşılması şart.

Ayrıca ‘Çifte Saadet’in duyurusunun da yeterince yapılmadığını düşünüyorum. Nabız yoklamak adına kaç kişiye sordumsa ne diziden haberleri var, ne de hangi kanalda başlayacağından. Burada bir parantez açıp, sorduklarımın çoğunun FOX Ana Haber’in sıkı takipçisi olduğunun tüyosunu vereyim. Yani daha net söylemle, ‘Ana Haber içinde de diziden bahsedin’ derim! Yanı sıra PR şirketi de bilgi paylaşımında biraz daha gayretli çalışmalı.

Bunların dışında Fikret Kuşkan, Şebnem Bozoklu, Dolunay Soysert, Bala Atabek, Dila Danışman ve Bora Akkaş gibi isimlerden oluşan kadrosuyla komedi adına gayet güzel bir ‘Hücum’ tablosu yaşatabileceklerini düşündüren dizinin benimsenmesinde, çocuk karakter üstüne ağırlık verilmesi de etkili olacaktır derim. Zira ‘afacan-tatlı-bilmiş’ bıcırıkların televizyon izleyicisi üstündeki etkisi oldukça fazla. FOX bunun örneğini, başta pek parlak sonuç almayan sonrasında Beren Gökyıldız’ın canlandırdığı Pelin’in yoğunlaşan katkısıyla ilgi çıtasını yükselten ‘Kocamın Ailesi’ sayesinde yaşadı zaten! Nasıl ki, şimdilerde yine bir Pastel Film yapımı olan ‘O Hayat Benim’in Doruk’u da bir diğer örnek…

Tabii bir de aile komedilerinin klişe komedi anlayışını tekrar etmekten de kaçınmak lazım. Çünkü birkaç bölüm sonra bıkkınlık yarattıkları ve uzun ömürlü olamadıkları örneklerle sabit.

Sonuçta; Uyarlamalardan arta kalan işlerde benzer konuları işlemeyi sürdüren dizicilerimiz, seri imalat haline gelen sektöre yetmekte zorlanan senaryo gelişimi için de el mahkûm aynı olaylar çevresinde dönüp durmaktalar. Hafıza kaybı ve aynı adamı iki yana çekiştiren kadınların yarattığı ‘Bir erkeğe iki aile’ tablosuyla ‘Çifte Saadet’in paylaşılan bilgilerinden yansıyan tablo da bu gerçeğe uygun düşüyor gibi. Ancak ‘Otel Divane’de iyi bir senaryo temposuyla başlayan Enver Sülük’ün kaleminden çıkan mizah ve aile dizilerine aşina Bora Tekay’ın yönetmenliğinde performanslarını sergileyecek ekibin bu mizahla uyumu denkleştiğinde fark yaratmaya da müsait bir dizi ‘Çifte Saadet’.

‘Çifte Saadet’e yönelik ön değerlendirmemiz bu saptamayla noktalarken, son sözümüz abartıya kaçılmaması yönünde! Öykü rutininin yarattığı olumsuzluğu ne derece kırabileceğini, izleyicisini ve FOX’u ne oranda mutlu edebileceğini ekrana çıkış sonrasına bıraktığımız ‘Çifte Saadet’ten payımıza düşenin hayal kırıklığı değil eğlence dolu dakikalar olması temennisiyle…

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal

Tüm yazılarını göster