Bir Peri Masalı’nın gerçekleri

Yaratıcılığa müsait hikâyesinin yanı sıra Nazan Kesal, Taro Emir Tekin, Alina Boz gibi başarılı isimleri kadrosunda buluşturarak dikkat çeken ‘Bir Peri Masalı’nın en büyük gerçeği, ilk bölümden sonra gerek mantık gerekse yenilikçilik açısından işin heyecanını yitirdiği detayı!

Anibal Güleroğlu Yazar guleranibal@yahoo.com

‘Beklentin ne kadar çok olursa, o kadar kırılıyorsun’ demiş ünlü şairimiz Cemal Süreya. Bu sezon yeni dizilerin yaşattığı tam da bu maalesef. Kuşkusuz herkesin beğenisine hitap edip beklentileri topyekûn karşılamak kolay iş değil. Ancak izleyiciyi çekebilme noktasında belli bir oranı tutturmanın gerekliliği de malum. Nitekim dizilerin ekranda kalabilmeleri bu gerekliliği yerine getirmeye bağlı çoğunlukla. 

Gel gör ki, yeni sezona girerken büyük beklenti yaratan ve genel hikâye çerçevesinden bakıldığında farklılık yaratacağı umulan işlerin bu hususu pek de dikkate almadan yola çıktıkları meydanda. 

Misal… Altı bölümde ekrandan çekilen ‘Kusursuz Kiracı’! İçeriğini fazlasıyla donuk biçimde sunup kurgu mantığını izleyiciye hitap edecek tarzda yaratamayan dizi, kara komedi olarak ümit verici görünüp beklentiye sokmuştu bizi. İlk iki bölümün ardından dizinin temposu ve çekiciliği düşerken bizim de ilgimiz yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Beklenen son da gecikmedi zaten.

Şimdi aynı durum ‘Bir Peri Masalı’ için de geçerli olmaya başladı maalesef. Reytinglerde beklentileri karşılayamayarak bu sezon rakipleri karşısında avantaj kaybı yaşayan; kanalını yeni bir hüsrana doğru sürükleyen dizinin izleyiciyi yeterince tatmin edecek bir akış sunamadığı aşikâr. 

Hal böyleyken veda noktasına varmadan önce ‘Bir Peri Masalı’nın gerçekleri nedir diye bakmak, bu yola nasıl girildiğini vurgulamak istedik kısaca. Fayda eder mi bilinmez tabii…

‘BİR PERİ MASALI’NIN ELİNİ ZAYIFLATANLAR…

Yaratıcılığa müsait hikâyesinin yanı sıra Nazan Kesal, Taro Emir Tekin, Alina Boz gibi başarılı isimleri kadrosunda buluşturarak dikkat çeken ‘Bir Peri Masalı’nın en büyük gerçeği, ilk bölümden sonra gerek mantık gerekse yenilikçilik açısından işin heyecanını yitirdiği detayı!

Total’de altıncı AB’de dördüncü olarak yolculuğunu başlatan dizinin, ikinci bölümüyle tüm gruplarda dokuzuncu sırada yer almanın ardından üçüncü bölümde Total ve AB gruplarında ilk 10 arasına dahi girememesi bu gerçeğin sonucu nitekim.

Peki… Yönetmenliğini Merve Çolak ile Çağıl Bocut’un yaptığı, Deniz Akçay’ın senaryosunu kaleme aldığı ‘Bir Peri Masalı’ nasıl oldu da ikinci bölümden itibaren bu duruma düştü? Elini zayıflatanlar neler oldu?

Öncelikle hikâyenin çıkış noktasının mantığı üstünde durmak lazım bu soruları cevaplamak için… Ki, hayattan çok şey bekleyip zenginlerin yaşamına imrenen ve her daim daha fazlasını hak ettiğini dillendiren Zeynep’in paraya kavuşma tesadüfünde mantık sıfıra yakın bir noktada. Zira kiralık araçta bir çanta dolusu para bulunması gerçek yaşamda imkânsız. Aracı kiralayan çantayı unutabilir elbette. Ama aracı teslim alanların bu unutkanlığı fark edip müşteriye bildirmemesi, aracı kontrol etmeden bir başkasına kiralaması mümkün mü? Üstelik çanta da kocaman! Dolayısıyla Zeynep’in zenginliğe gitme hevesindeki ilk adım boşa çıkıyor en baştan. Haliyle devamında gelenler de anlamsızlaşıyor.

Hadi bu aşamayı tolere edip geçtik diyelim. Ya sonrasındaki gelişmelerin mantığı? Düpedüz hırsızlık-fırsatçılık özendirmesi olmadı mı? Parayı alıp eve gelen ve çok sevdiğini söylediği annesinin resmini ardında bırakıp yeğeninin çizimini çantaya atarak zenginlik hayallerini gerçekleştirmeye koşan Zeynep’in davranışını evdeki babanın tutumuna bakıp ‘Zenginlerin ruj parası benim maaşım’ mantığıyla ötelesek dahi onun arkadaşını yaralı halde terk edip kaçmasını kabullenmek mümkün olamadı ne yazık ki. Hayat bu kadar ucuzlatılmalı mıydı? Gerçek yaşamda ucuz olmasına ucuz da bunu motive edilmesi Zeynep’i itici ve bencil hale getirerek karakterin sempati toplamasını engelledi bana göre. 

Dizinin elini zayıflatanlar bu kadarla sınırlı değil kuşkusuz. Melis sürecine geçtiğimizde burada da mantığın doğru düzgün işlemediğini söyleyebiliriz rahatlıkla. 

Şöyle ki; Gelen müşteriye haddini aşan türden konuşma rahatlığındaki Merih’i yanına katarak magazinden adam eleyen Melis’in, en yağlı kapıyı bulmaya çalışırken su gibi para harcamasına ne demeli? Bulunan daha doğrusu çalınan para 800 bin TL nihayetinde. Onca lükse yeter mi bu para diye mantık sorgulaması yaptık haliyle. Bir de baktık ki, ayağına dolanmaması için babasına da para dağıtan Zeynep 200 bin TL de artırmış bu paradan. Ne sihirdir ne keramet misali lüks yaşıyor demek ki Melis ve ekürisi.

Hadi bunu da geçelim… Geçe geçe nereye gidecek ucu görelim. Baktığımız yerde görünen mantıksızlık, Melis ile Onur’un şipşak yakınlaşmasında! Yılların at sahiplerine üstün(!) zekâsıyla yarış kazanma formülü fısıldayan Melis’in sosyetenin zirvesindekilerden olan Köksal Ailesi’ne sorgusuz sualsiz dalıvermesine inanmak mümkün mü peki? Hani zengin erkek fakir kız hikâyelerini kanıksadık da… Onca serveti yapabilmiş iş insanların hiç tanımadıkları birini sırf mucizevi biçimde yarış kazandırdı diye içlerine alıp onun kıytırık projesine sınırsız destek vermesine aklımız yatamadı. Bu arada sahte CV olayı da dizilerin vazgeçilmezine dönüşmüş durumda!

Yanı sıra bir de kaptırdıkları para sanki milyonlarca liraymış gibi davranan karanlık tiplerin benzettiği Alp’in durumu var mantık sorgulamasında. O da tesadüf sonucu bulduğu Zeynep’in sosyetik ortamına damdan düşer gibi dalıverdi. Zenginler ne zamandır davet verirken oradan buradan garson toplar oldu da Alp, Melis’in yamacında bitiverdi rahatça? Dahası kabadayılık yaparak ortamı geren bir garsonla muhatap olan ve onu ortamdan attırmayan davet sahibi mantıksızlığı da var ortada. Velhasıl dizideki mantığın iler tutar yanı yok kısaca.

SONUÇTA; Sıraladığımız tüm bu mantıksızlıklar ve daha nicesi ‘Bir Peri Masalı’na inancı sarsıp dizinin ayağını tökezleten gerçekleri! 

Onur’un Harika Hanım’ın karşısına oturup üç günde aile yemeğine aileden biri olarak oturabilen Melis’i geçici heves olarak görmediğini söyleyen Zafer’le karşı karşıya geldiği ‘Bir Peri Masalı’ başarıyı kendi elleriyle kaçırmış yapımlardan. Çok iyi bir iş olma potansiyeline, oyuncuların performansına ve dahi diyalogların başarısına rağmen elini zayıflatan mantıksızlıkların mevcudiyetinde rakiplerinin gerisinde kalması da gayet normal. 

Bundan sonrasında durumu düzelir mi? Başlangıç mantığındaki aksaklıklar göz ardı edilip ilgi görür ve rakipleri karşısında güçlü konuma yükselir mi? Zor olsa da beklentileri tamamen sıfırlamamak gerek neticede. 

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal

Tüm yazılarını göster