Korkmuyorum seni kaybetmekten

Phobos, şimdi biliyorum neden adının bile doğru düzgün bilinmediği bir tanrı olarak kaldığını ve şimdi anlıyorum seni yok eden korkaklıklarından kurtulmak için onları nasıl bana yansıttığını.

Tüm korkularımı senden doğurdum kudretli Phobos ancak onlara hizmet ederek sana edilecek ibadete eş değer bir vahşetin parçası olmayacağım. Yok öyle kalkanlarımın üzerine akıttığım kanlar ile yemin etmeyeceğim sana ve hatta güç ver diye dilenmeyeceğim bencilce kendi elimde tutma kaygılarımla. Ben bir yaşam verdim senin sırrını çözmek için. Eski tanışığız biz, adını ilk duyduğum zaman karanlıkların beni yok edeceğine inandığım çocukluk anılarım kadar eski.

Bende hemen tüm diğerleri gibi ne çok gülüş kurban ettim sana, ne çok uyku ve hatta ne çok uyanıklık gün ışığında. Bütün oyunlarını ezbere biliyorum artık, sözde beni korumak için yaptığına inandırdığın. Öyle değil mi, uykularım bilinmez cehennemlerden haber vermek, sevgililerim beni üzmek için vardı. Bir an yitireyim sana inancımı ''ölüm'' derdin seni tüm sevdiklerinden ayırmak için sakladığım. Ne çok sarılmalarım özlemlerden değil de ''ölürse ne yaparım kaygısı'' ile oldu anneme. Hala aklımın almadığı bir an var sen ne zaman ikna ettin bu kadar hiç sevilmeyeceğime.

Phobos, şimdi biliyorum neden adının bile doğru düzgün bilinmediği bir tanrı olarak kaldığını ve şimdi anlıyorum seni yok eden korkaklıklarından kurtulmak için onları nasıl bana yansıttığını. Heybende ne varsa kirli siyah gelsin beni de bulsun istedin üzgünüm ama çocukluk aklımla geldiğim tüm oyunlarını şimdi artık açık ettim.

Yok bende yaşamın sırrını çözmüş olduğunu varsayan klavye bilgeleri gibi ''korkularının üzerine gitmelisin'' gibi nasıl bir amaca hizmet ettiğini tam olarak bilmediğim üst perde söylemli bir cümlenin bir başka dillendireni olmayacağım. Size ait duyguların sorumlusu yalnızca sizsiniz ve korkularınızı ne kadar var yada yok sayacağınızı da ancak siz belirleyeceksiniz. Ben ancak Phobos'a kafa tutmanın beylik sarhoşluğunu anlatabilirim size ve belki ikna olursunuz tüm diğer unutulmuş tanrılar gibi onunda gitmesi gerektiğine geldiği yere.

Birbirinden bambaşka tüm insanları başarıyla idare edebilmenin en gizil parçası zaaflar - ve sizi tek ve biricik hissettiren şeyler çoğu zaman- denileni yapmaz iseniz elinizden kaybedeceğinizi haykıran tanrılar. ''Bana adilce pay edilmedi'' yakarışları ile bugün çıkabilecek bir isyanı önlemek için, gelmeyecek bir zamanda, olmayacak bir cennet vaadi ile kandırılmış zavallı insanoğlu. Nasılda iknadır tüm sevdikleri ile birlikte orada süreceği ölümsüz zamanlara. Öyle değil mi sen şimdi bozma oyunu ve eşlik et tanrı buyruklarına, kimi istiyorsan o yanında olacak cennet denilen makamda. Meraklı yanım sormadan edemeyecek Olimposdaki yahut gökyüzünde ki tanrılara'' ya o benimle olmak istemez ise nedir planın'' diye. Sadece bana mı dert oluyor tanrıların bu sonu iyi hesaplanmamış vaatleri, üzgünüm ama ayrık otu varsayın beni uyumlanamayıp yol alamayacağım sürüyle birlikte. Bugün tek gerçekliğim benim ve belki cennet diye anlattıkları kadar heybetli değil yaşam sahnem ama bin tanrı otursa benle pazarlığa değişmem bin katlı cennetleriyle.

Phobos' un zehir saçan bohçasından benim payıma karanlıklar, terkedilişler ve ölümler düştü. Öyle ya, tanrı olmak da bunu gerektirmez miydi? Tek tek tanıyıp tüm insanları kaybetmekten korktukları ne varsa tam oradan yakalamak onları. İtiraf ediyorum daha ben bile kendimi bu kadar tanımazken senin beni böylesi biliyor olman, seni yok saymaya can atan ben için bile hala saygı duyulası. Oyun bitti Phobos, korkmanın sonucu değiştirmeyeceğini öğrendiğim yaşlardayım ben, karanlıkların beni yok edemeyeceğini, kendim dahil herkesin tam şimdi hem de hiç bir sebebi olmadan ölebileceğini öğrendiğim yaşlarda.

Gidenlerim olacak biliyorum ki bazıları burnumun direğini sızlatacak. Yok Canım Phobos, artık korkmuyorum yitirmelerden ve bende emanet kırk bin lanetini al senin olsun , ben hoşçakal diyerek göndermeyi öğrendim yüreğimden. Ama kişisel algılama sırf senin cehennemim değil geri de bıraktığım, gelecek cennet vaatlerini de elimin tersiyle itiyorum uzağım ben altın tepside sunulan kırk bir yasinlerden.

Sizi neyle kendine tutsak etti adı tanrılarla anılan Phobos bilmiyorum ama inanın hepsi onun uydurması. İlle de inanmak gerekse bir şeye gökyüzüne inanın derim ben boş verin içinde gizli olduğu anlatılan cenneti yahut toprağa değsin ayağınız ne işinize yarayacak düşünmek yakıp kavuracağı anlatılan cehennemi. İyi hissettirmek için bir gizil cümle inanın aramızda sır kalacak, ne vakit korku dediğiniz şey çöreklense yüreğinize ''korkmuyorum senden Phobos'' demek her gün daha da çok işe yarayacak. İlle de inanmak gerekse birilerinin anlattıklarına ,sözünü dinlediğiniz;

''Yeryüzü padişahların, kralların olsun.

Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın..

Tanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun,

Temizlik, cennet kapıcısının işi..

Kim, ne olursa olsun,

Sevgili bizim olsun tek,

Canı, canımız olsun..''

diyen Ömer Hayyam olsun.

Diğer Yazıları

En Çok Okunan Haberler
1 20 Haziran Reytingler: Baş Belası, Survivor...
2 MasterChef'in Yeni Sezon Tarihi Belli Oldu
3 AKP'nin Sosyal Medya Planı Ortaya Çıktı!
4 Özışık: Binlerce İnsanın Dosyasını Soylu’ya Götürdüm
5 Serdar Akinan'ın Suriye İddialarına Hande Fırat'tan Yanıt
6 SBK ile Fotoğrafı Çıkan Yargıtay Üyesinden Açıklama
7 Sedat Peker'den SBK Sorusu: Kamera Kayıtları Neden Yayınlanmadı?
8 Uğur Dündar Yılmaz Özdil'e Ateş Püskürdü: Yazıklar Olsun!
9 1 Temmuz'dan İtibaren Yeni Normalleşme Başlıyor
10 ABD, Sezgin Baran Korkmaz'ın Mal Varlığını Açıkladı