Bin Ahınızın Hakkı Toprağa Kalsın

Ben yine tüm uyumsuzluğumla 8 mart için yolunmuş hiç bir çiçeği kabul etmeyip, samimiyetine ikna olmadığım tüm sosyal medya gönderilerini görmezden geleceğim.

Yıllardır eril dile peleseng ''yahu bu kadınlar ne ister?''

Dünya üzerinde aklına hürmet edilen hiç kimsenin çözümleyemediği en beylik soru olarak anlatılan ve  hatta en başından cevabını o bile bulamamış ben mi bulacağım  diyerek kapatılan...Karmaşıktır kadın dediğin ve öyle kolay kolay mutlu olmayacaktır.

Oysa ne çok şey yapmaktadır eril olan ve hatta daha ne yapsındır? Geçmiş zaman atalarının bulduğu toprağı taşla çevirirek kendinin yapma davranışının ehlileştirilmiş formu ile en büyük taşlı yüzüklerle kendinin yapmıştır kadını.

Bambaşka bir amaca hizmet etmek için var olan çiçekleri kopartıp satanlardan sevgisi büyüklüğünde almaktadır kadını için ve dahi hiç unutmaz özele işaretli günlerini.

Oysa ki erkek öyle midir? Yemek yer, uyur, sevişir ve hatta tek lüksü arada maç seyretmektir arkadaşlarıyla. Bu kadar olmayı üstünlük varsayar ve şikayetlenip durur yer kürenin arka bahçesini görmeyi becerenlerden.

Sahi neydi  yetmeyen 29 yaşında kendi sonunu kendi yazan Nilgün Marmara'ya da yatak odasının penceresinden salıvermişti kendini kendi sonsuzluğuna. Oysa ki nasıl da olması gerektiği gibiydi her şey hayatında.

Ölümünü anlamlı kılmak için adının önüne eklendi manik depresif oluşu ve nasıl güzel gözden kaçırıldı “Ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım…” diye ölümüne işaret yanar canıyla söyledikleri.

İngiltere’nin en iyi şairlerinden biri Ted Hughes ile evli olan Sylvia Plath'e ''Ölmek bir sanattır her şey gibi. Eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi.''  yazdıracak kadar yetmeyen neydi?

O ne kadar anlatıp dursa da onun için tüm kötü zamanların babasının ölümünü işaret eden başlangıcını, ilişkisinde o yarım kalmışlığı tamamlama isteğini delilikle anıldı onun adı da ve kendi benliğine karşı verdiği yarışa teslim oldu Plath 31 yaşında.

''Sultanlara yaraşır bir sağırlıklıkla'' duymazdan gelindi Tezer Özlü'nün de ''hiçbir yerli'' olma hikayesi ve hatta babasının isteği ile liseyi bitiren kız çocuğunun “Geceleri anneme sokulunca hem soğuktan korunuyorum hem de yalnızlıktan” diye anlatışındaki eksik özne de öylesi görünmedi göze.

Bir delilik hikayesi de onun adına yazılmış olan herşeyi daha anlaşılır kılmak için ve sanmayın ki umrunda olsun ''küçük dünyanız sizin olsun!'' diye masadan kalkan Özlü için peşi sıra söylenenler.

"Yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi tırnaklarıyla düzeltemek" isteyen Didem Madak'ı bunca acıtan neydi peki? Annesinin kaybından sonra başka bir kadınla evlenen babasının sevgisizliği ve yalnız bırakmalarını yazıp durmadı mı onca zaman.

Affetme çabasından başka neydi kendini kanata kanata anlatıp durduğu; "Hayatının ortasına güller yığan bir adam olsun isterdim babam." Kızı anlasın istedi neyi neden yazmak istediğini ve "Sen sakın şair olma" söylemi evlada bırakılmış ben gibi yanmasın canın temennisi.

Bu yüzyılın laneti kendi cehennemimize doğmuş oluşumuz. Her gün yeni isimlerin eklendiği dayak yiyen, öldürülen kadınlar ve eminim 8 Mart'ta erkekler tarafından edinilmiş duyarlılıkla paylaşılacak ''kadına şiddet'' postları kaplayacak tüm sosyal medyayı. Ne, nasıl değişecek sorgulamaları sadece bir güne sıkıştırılmaya çalışılacak olan ve herkesin birbirinin samimiyetinden şüphe ettiği sınırlı zaman cevapları.

Elbette uygulanması gereken kanunlara ve bunlara hemen başlanmasına işaret eden grupta adım ve lakin bir isteğim daha var kanun koyucuların gücünün yetmeyeceği.

Kızlarınızı sevin baba olanlar, hem de öyle çok sevin ki başka bir adamda tamamlamaya kalkmasınlar yarım kalan çocukluk hikayelerini.

Farkedin ki sizin eksikliğiniz onun yarım kalmış hayatı oluyor çok zaman. Hatanın hepsi sizde demiyorum elbette ama hatanın ne kadar çoğu sizde bir dönüp bakma zamanı artık.

Başka yerlerde hem de hiç olmadık başka yerlerde kıymet arayan kadın hikayelerini mutlu sonlar ile yazmıyor tarih ve soyadınızı vermek kadar değil inanın baba olmak dediğiniz şey .

Ben yine tüm uyumsuzluğumla 8 mart için yolunmuş hiç bir çiçeği kabul etmeyip, samimiyetine ikna olmadığım tüm sosyal medya gönderilerini görmezden geleceğim.

Ve Ahdı olana selam olsun, vasiyeti vasiyetimdir, ben de yükleri ağırlaşsın diye iyice, tabutumun içinde tepineceğim...

Diğer Yazıları

En Çok Okunan Haberler
1 Reytingler: Büyük Selçuklu mu, Selçuk Tepeli mi?
2 Mansur Yavaş'ın 5 Saniyelik Videosu Twitter'da Gündem Oldu
3 Turizm Bakanı’nın Skandal Videosunun Alameti Farikası Ortaya Çıktı
4 Teröristbaşı Fetullah Gülen'in En Son Görüntüsü
5 Can Bonomo'yu Takipçisinin Yorumu Çığırından Çıkarttı
6 Yılmaz Özdil: Bir memleketin siyaseti neyse medyası da odur
7 CHP’nin Hamleleri, İyi Parti'de Sıkıntı Yaratıyor
8 Kafe ve Restoranlar İsyan Etti: Açık Alanda Servis..
9 Sedat Peker İfşaları Dünya Medyasında: Kirli Çamaşırlar
10 Ali Babacan: Z Kuşağından Yeni Bir Canlı Türü Gibi Bahsediyorlar