Atilla Mutlu: Herkes Çok İddialı Giyinmek Zorunda Değil

Medyafaresi.com yazarı Bükre İkizer, Ünlü stil danışmanı Atilla Mutlu ile, modaya bakışını, kendi stiliyle ilgili ayrıntıları, şık giyinmenin olmazsa olmazlarını konuştu.

Ünlü stil danışmanı Atilla Mutlu ile, modaya bakışını, kendi stiliyle ilgili ayrıntıları, şık giyinmenin olmazsa olmazlarını konuştuk.

- Atilla sana ilk sorum; soyadın gibi mutlu biri misin? Sence mutluluk ne?

Ben kendini tanıt dendiğinde mutlu bir insanım diye tanıtmaya başlıyorum. Gerçekten mutluyum. Soyismimi taşımayı çok seviyorum. Hayat mutsuz olunacak kadar ne uzun, ne de ciddiye alınacak kadar önemli değil diye düşünüyorum. Mutluluk anda kalıp, her anın tadını çıkartmak. Olumsuzluklar tabii ki var hayatımızı etkileyen. Ama yirmi dört saati baz alırsak maksimum bir saat mutsuz olabilirim diye düşünüyorum.

- Atilla Mutlu hem kadın hem de erkek stil danışmanı olduğu halde erkeklere danışmanlık yapmasıyla ünlendi. Bu algıya neyin sebebiyet verdiğini düşünüyorsun?

Erkekler daha fazla anlatıyor herhalde diye düşünüyorum. Mağazacılık işini otuz yıldır, stil danışmanlığını ise yirmi yıldır yapıyorum. Gardırop detoksu, stil danışmanlığı, valiz ve hediye danışmanlığı olarak sekiz yıl öncesine kadar kadınlara verdiğim danışmanlıklarıma sekiz yıl önce erkekler de eklendi. Danışmanlık verdiğim kadınların ‘eşimi giydir, abimi giydir, arkadaşımı giydir’ gibi talepleri doğrultusunda sekiz yıldır ciddi anlamda erkeklerle çalışmaya başladım.

Erkek giydirmek çok ta keyifli bir şey değil çünkü çok köşeleri ve kodları var. Her şeyi giymezler. Tarzım değil derler, sorduğunuzda tarzları nedir bilmezler. Erkekler örtünmeyi tercih ederler. Yaz geldiğinde t-shirte ihtiyacı olan, kış geldiğinde mont alan bir grubuz. Sektör kadın üzerinden döndüğü için erkek biraz sıkıcı kalabiliyor.

- Stil danışmanlığı kavramı Türkiye’de yokken ve okulu ya da herhangi bir eğitimi bulunmazken bu mesleği nasıl geliştirdin?

Kurumsal mağazada çalışırken müşterilerimize sattığımız kombinleri giymediklerini fark edince neden bu kombinleri giymediklerini sorduğumda ‘kafam çok karıştı, sabah acele ile çıktım aklıma gelmedi’ gibi cevaplar alınca ‘gelip ben kombinleyeyim’ önerisinde bulunmamla başladı. Benim para kazanmam gerekiyordu. İşimin haricinde bir şey yapmam gerektiğinden ihtiyaca binaen geliştirdiğim bir sektör.



- Ünlü isimler neden seninle çalışmayı tercih ediyorlar? Herkese çok para harcattığın konuşuluyor. Bu spekülasyon mu yoksa gerçeklik payı var mı?

Bu spekülasyon değil aslında, yüzde yüz doğru 😂. Ben para harcamayı çok seven bir adamım. Sadece kıyafet değil kazandığım parayı sevdiğim şeylere harcamayı severim. Yeni bir gardırop oluştururken eksik parçaları tamamlayarak ve bir sezonluk alışveriş yaparak işe başladığımdan, başlangıçtaki toplu alışveriş bir anda yüksek tutarlar olarak karşımıza çıkıyor. Benim kaşem zaten yüksek ve ucuz hizmet verdiğimi zaten savunmuyorum. Yapılan alışverişin iki sezonluk olduğunu ve benimle iki sezon çalışıldıktan sonra ekonomi olarak kesinlikle karlı çıktıklarını göreceklerini garanti ediyorum. Ünlülerden genelde para almıyorum. Elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum.

- Stil kelimesini nasıl tanımlarsın? Kendi Stilini tanımlar mısın?

Paketleme. Bir ürünün paketinden ne olduğunu anlarız. Her ürünün paketinden içinde ne olduğunu anlarsınız. Paketin içindeki ürünün biz olduğumuzu varsayarsak, dışarıdan baktığınızda iç dünyamızı ilk görüntüde karşı tarafa verdiğimiz izlenime bence stil denir. Kendi stilimi ‘karmaşık ve ruh halime göre’ diye nitelendiriyorum. Sabah kalktığımda nasıl hissettiğime bakıp ona göre giyinmeyi tercih ederim.

- İyi giyinmek için marka mı giyinmek gerekli?

Kesinlikle hayır.

-Bana hiç öyle demiyordun geçen gün.

Marka giyinmek deyince logolu büyük paralar harcayarak alınan ürünlerin gerekli olmadığını söylüyorum. Ayakkabı markasından ayakkabı, pantolon üreticisinden pantolon alınmalı diye düşünüyorum. Moda parçaları aksesuarla desteklenmeli.



- İddialı giyim tarzın, stil danışmanlığı verdiğin kişiler üzerinde korkutucu bir etki yaratmıyor mu?

Evet oluyor. Sizi gören bir danışan ilk görüşmede ‘ben sizin gibi giyinemem’ diyerek diyaloğa başlıyor. Kişinin işi, vücut ölçüleri ve diğer özellikleri çeşitlilik gösteriyor. Dolayısı ile zaten herkes çok iddialı giyinmek zorunda değil. Stiline uygun giyiniyor olması ve rahat olması önceliğim.

- Neden gözlük?

Çok sevdiğim bir aksesuar. Uzun yıllardır aradığım ve bulamadığım gözlükleri kendi koleksiyonuma yapabildiğim için bu alanda ilerlemeye karar verdim. Kendime uygun ürettirdiğim gözlükleri danışmanlık verdiğim kişiler elimden almaya başlayınca bu işe ciddi anlamda girmeye karar verdim. On beş yıllık bir süreç içinde farkında olmadan üç bin adet hiç kullanılmamış en az kırk yaşında çerçeveler topladım. Ben kendi keyfim için topladığım ve renkli el boyaması lenslerle renklendirip kullanmaya başladığım gözlüklerimi çok dikkat çektikleri için gözümden çıkartıp satın almak isteyen birçok kişi ile karşılaşmaya başlayınca markam kendiliğinden oluşmuş oldu.

- Kısa cevaplarda ‘gözlük’ için ‘filtre’ dedin. Bunu biraz açar mısın?

Evet filtre dedim çünkü kötü ve gri hava benim için kötü bir hava. Kötü havalarda sarı ya da pembe cam taktığımda bu beni pozitif anlamda ciddi oranda etkiliyor. Sosyal medya mecralarına ve programlarına filtreler geldi ancak bütün gün beni pozitif anlamda yükselten filtrelerle yaşamayı çok seviyorum. Yüzde yüz organik ve el yapımı gözlük üretimi yapan bir fabrika ile yollarımızı birleştirdik. On model ve iki yüz yetmişe yakın renk seçeneği olan lensle başladık. Daha fazla kişiye ulaşmak, farklı gözlüklerle kendini iyi hisseden insanların sayısını arttırmak amacıyla üretimimize devam ediyoruz.

- Peki dünya markaları varken ben neden Atilla Mutlu gözlüğü almayı tercih edeyim?

Benim gözlüklerim dünya markası gözlüklerle birebir aynı kalitede üretiliyor. Birebir aynı malzeme ve paketlenme ile tüketicinin beğenisine sunuluyor. Fiyat olarak henüz dünya çapında bilinen bir marka olmadığımdan neredeyse yarı fiyatına aynı hizmeti sunduğum gözlüklerimin o gün geldiğinde hak ettikleri değeri bulacaklarına eminim. Benim ürünlerimi dünya markalarından ayıran en önemli nokta ise farklı ve limitli sayıda üretiliyor olmalarının yanı sıra rahat olmaları.

- Şapka çok dikkat çekici bir aksesuar olmakla birlikte sürekli kullanım için genellikle tercih edilen bir aksesuar değil. Gözlükle birlikte şapka olmasının sebebi nedir? Ayrıca showroomunda gözlük ve şapka haricinde değişik ürünler de var. Bu ürünler neler ve neden bunları da tercih ettin?

Şapkanın kullanım oranı gözlükle tabii ki aynı değil. Ancak Stili tamamlayan özel parçalardan olduğunu düşünüyorum. Yaz ve kış günlük stili tamamlamasında, güzdüz ya da gece ortamına göre doğru seçimlerle tercih edildiğinde etkileyici olmasında, hoş ve dikkat çekici bir detay olarak hoşuma gidiyor. Sahilde, şehirde, tatilde, kış günlerinde gibi birçok hava koşulu ve ortamda kullanılabiliyor olması güzel bir nokta. Sevdiğim bir detay olduğu için gözlük ile birlikte şapka markamı oluşturdum. Farklı aksesuarlar ve parfümler de satıyorum. Detayların önemli olduğunu ve kişisel farklılıklar yarattığını bildiğim için çeşitli ürünlere de yer veriyorum.

- Pandemi senin işlerini nasıl etkiledi?

Tabii ki karantinaya girdiğimiz ilk üç ay hiçbir şey yoktu. Haziran ayında açılmalar başladıktan sonra çalışmaya kaldığım yerden devam etmeye başladım. Dünya olarak yaşadığımız bir durum ve bundan yakınmak yerine detaylara daha fazla odaklanarak işimi daha iyi yapmaya çabalıyorum. Randevu ile ve kişi sayısına dikkat ederek çalışıyorum. Haftada bir hatta çoğu zaman iki defa dezenfekte işlemi yaptırıyorum. Temizlik, mesafe konusuna fazlası ile özen gösteriyorum. Biliyorsun ki ben bir babayım ve her akşam evde eşim ve çocuğumla birlikteyim. Dolayısı ile bu konunun ciddiyetinin en başından beri farkındayım. Pandemi işlerimi %20 etkiledi diyebilirim.

- Çok mutlu bir evliliğin ve çok tatlı bir kızın var. Yaptığın iş evliliğini etkiliyor mu? Evlilik aşkı öldürüyor diyorlar (-ki ben hiç katılmıyorum), sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Tabii ki etkiliyor. Kızım günde ortalama yirmi defa falan kıyafet değiştiriyor. Eşim giyim konularına çok merakı olmayan bir kadındı ama tabii ki yıllar içerisinde merakı oluşmaya başladı. Doğru alışveriş yaparak ve bu aldığı kıyafetleri doğru kombinlemeye başlayarak farklı bir noktaya geldi. Beyaz yakalı biri olması ve giyim konusunda belli sınırlar dahilinde olan bir çalışma ortamında bulunması gerektiği halde çalıştığı yerde en iyi giyinen kadın olarak ilan edildiğini söylemesi bana gurur veriyor.

Kızımın henüz iki buçuk yaşında olması, süslü ve giyime meraklı olması, dışarıya çıkarken gözlük takması, çocukların pek hoşlanarak kullanmadığı şapka bere gibi aksesuarları severek kullanması beni olumlu etkiliyor. Aile içinde birbirimize her zaman farkında olmadan da olsa güzel görünmeye çalışıyoruz.

Evlilik denilen kurumun sevgi ve saygı üzerine kurulu olması gerektiğine inanıyorum. Aşk dediğin duygunun anla ilintili olduğunu ve bir an yükselip bir an düşebilen bir yoğunluk olduğunu düşünüyorum. Benim için aşk dediğin şey var ya da yok değil. Ulaşabilene kadar aşk duygusundasın. Ulaşıp aldıktan sonra sevgi olabilir. Bağlılık, sevgi, saygı, arkadaşlık, sırdaş olmak, paylaşmak, birlikte karar verebilmek.

Diğer Yazıları

En Çok Okunan Haberler
1 5 Mayıs Reyting Sonuçları: Kuruluş Osman, Sadakatsiz
2 Bakan Koca Veri Hatası Yaşadık Dedi Yeni Tabloyu Paylaştı
3 MHP Karşısında Diz Çöken Habertürk'e Davutoğlu Niye Destek Verdi?
4 Aylin Aslım'dan Hıncal Uluç'a Sert Tepki: Mutsuz Hıyar
5 Akşener Millet İttifakına Katılacak İki Partiyi Açıkladı
6 Sabah, Erdoğdu'nun Yazışmalarını İfşa Etti
7 Fatih Portakal'dan Çok Konuşulacak Habertürk Yorumu: Omurgasız..
8 Tam Kapanma 24 Mayıs'a Uzayacak mı? Soylu'dan Flaş Açıklama
9 Öykü Çelik'ten Ayrılık Açıklaması: Saygı Çerçevesi İçerisinde Bitti
10 Sedat Peker'in Videosundaki Berat Albayrak Detayı