MedyaFaresi MedyaFaresi

Zülfü Livaneli: O haberleri duyunca sakinleştirici ilaç alıyorum

Yazar Zülfü Livaneli, cinsel istimar haberlerini duyduduğu zaman sakinleştirici ilaç almak zorunda kaldığını belirterek, "O ailelerin acısını etimde, kemiğimde hissediyorum ve itiraf edeyim ki bunu yapan insanlara karşı şiddet uygulama isteğine kapılıyorum" dedi.

Eklenme: 22 Temmuz 2018 15:44 - Güncelleme: 22 Temmuz 2018 15:51

Yeni kitabı Gölgeler hakkında Sözcü'den Sercan Meriç'e konuşan Livaneli, "Bugünün insanı daha doyumsuz ve bu yüzden daha mutsuz. 'Amerikalılaşmaya' çalışan genç kuşaklar yetişti. Ne Sait Faik gibi dülger balığının öneminin farkındalar, ne de Yaşar Kemal gibi denizin küstüğünün. New York'un popüler kültür artıklarıyla yetinmeye çalışıyorlar. Böyle bir kuşakta mutluluk olur mu?" diye konuştu.

Livaneli'nin söyleşisi şöyle:

Mustafa Kemal Atatürk’ten Nazım Hikmet’e, Sabahattin Ali’den Yaşar Kemal’e 15 yazarın müstear isimleriyle kendilerini bir araya getirdiniz Gölgeler’de… Bu 15 kişiyi seçmenizin nedeni neydi?

Bu seçim biraz rastlantısal oldu diyebilirim. Mustafa Kemal’in müstear isimle yazmasını özellikle seçtim ama diğer isimler o anda aklıma gelenler oldu. Edebiyatımızda daha pek çok müstear var. Aziz Nesin başta gelenlerden biri.

Gölgeler, Konstantiniyye Oteli’ndeki ‘Edebi ve Ebedi Gölgeler’ bölümünün uzatılmış bir öyküsü. Ancak bu uzun öykünün tadı damağımızda kalıyor. Uzunlukla ilgili kararı nasıl verdiniz? Gerçeklikle kurgu arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Kitapları yazarken uzunluğa ben değil, o yapıt karar veriyor. Kimisi beş yüz sayfa oluyor, kimisi yüz kusur sayfa. Bu hikayede de öyle oldu. Gerçeklik pek yok aslında. Sadece bilgi düzeyinde var. Bu değerli insanların müstear isimle yazdıklarını biliyoruz ama o takma adların sahiplerinden bağımsız bir biçimde gölgeler aleminde dile gelmesi sadece edebiyatla mümkün olabilir.

Mustafa Kemal Atatürk, Asım Us müstearıyla Hatay meselesi hakkında yazı yazıyor. Atatürk’ün seçtiği müstear size ne düşündürttü bu isim?

Çok ilginç. Aslında Tanin’de yazan Asım Us adında gerçek bir isim var ama nedense Atatürk de bu adı kullanmış. Belki, ortaya çıkmasını tamamen engellemek içindir. Ne de olsa hükümet eleştirisi içeriyor yazdıkları (!)

Seçilen müstear isimler arasında sizi en çok şaşırtan hangisi?

Aslında hiçbiri şaşırtmadı. Müstear isimler bazen çok ilginç oluyor. Mesela Nurullah Ataç’ın kendisine ‘Ahfeş’in Keçisi’ adını seçeceği kimin aklına gelir.

Atilla İlhan’ın “Bu şehir o eski İstanbul mudur” dizesi de kitapta karşımıza çıkıyor. İstanbul’un değişimi, bozulmasını da kaleme almışsınız. Bu edebiyat dünyasını nasıl etkiliyor sizce?

Pek çok kişi gibi edebiyatçılar da üzülüyor elbette. Yazarlar, şairler mekanlara ve o mekanlarda duyumsanan anılara çok bağlı insanlardır. Bir çeşit “Geçmiş Zamanın Peşinde” oldukları söylenebilir. Bu mekanların kâr hırsıyla, hoyrat eller tarafından yok edilmesi belki de en çok bu duyarlı insanları yaralıyor.