MedyaFaresi MedyaFaresi

Yemin ediyorum Sırrı Süreyya'ya 'sinek' demedim! Düzelt bunu!

Ben dünkü yazımdan sonra küçücük bir kıza O... . . diyen şahsiyet ya da menajerlerinden bir açıklama beklerken, Ertuğrul Özkök aradı...

Eklenme: 24 Kasım 2010 10:58 - Güncelleme: 05 Nisan 2016 12:50
Sırrı Süreyya Önder'e sinek demedim!

"Sana yemin ediyorum, yaz sonu sineği ifadesini Süreyya Önder için kullanmadım" Ben dünkü yazımdan sonra küçücük bir kıza o... diyen şahsiyet ya da menajerlerinden bir açıklama beklerken, Ertuğrul Özkök aradı. "Yazının not bölümünde yaptığın yoruma itirazım var!" dedi. "Biliyorum biraz önce maili aldım" dedim. Ne mi yazmıştı?
"Sevgili Balçiçek, sözünü ettiğin yazımda kullandığım ifadeyi, kesinlikle bir yazarı veya kişiyi kastederek yazmadım. Eşimin Urla'da aldığı evde son günlerde müthiş bir kara sinek saldırısına maruz kaldık. Belediye nedenini bulamadı. Hala araştırıyor. Yaz sonu sineği ifadesini de bu yüzden kullandım. Gerçekten mayışmış, yorgun sineklerdi. Sana bütün kalbimle söylüyorum, onu kastederek yazdım. Böyle bir şey yazacak olsam, imalı, metaforlu ifadeler kullanmam. Ayrıca kimseye hakaret etmemeye çok özen gösteriyorum. Lütfen bunu düzelt. Çünkü o anlamda kullansaydım gerçekten ne bana ne başkasına yakışırdı.
Ama senin yazından da bir ders aldım. Demek ki artık yazdığım her kelimeye çok dikkat etmeliymişim. Yazılarım bu kadar "Derin okumalara" muhatapsa işim zor demektir. Sevgiler. Ertuğrul Özkök"  
Özkök kendisi için "Faşizm çok ayıp bir şeydir!" diye yazan Sırrı Süreyya Önder'i de arayıp, "Aman ha Balçiçek yazmış, öyle algılama, ben yaz sonu sineği diye seni kastetmedim" demiş.
Dayanamadım tabii. "Hakkınızda yazılan böylesine bir ağır yazıya verdiğiniz cevap "Sinekler" olunca insan garipsiyor tabii." Bir süre güldük. Bu mudur peki cevabınız yani? Diyecek hiçbir şey yok mu?
Özkök dertli. "Uzun zamandır hiç bu kadar hakarete uğramamıştım!" diyor. Eskiden de ederlerdi ama son günlerde ne faşistliğim kaldı, ne Hitler'e benzetilmişliğim, Süreyya Önder hakkımda "Puşt zulası" diye yazdı, düşünsene... Benim gazetemde "İçi kof" diye yazıyorlar, "Reha (Muhtar) suratına tükürülmeli" diye yazıyor falan filan... Yazıyor da yazıyorlar. Hepsine cevap vermeye kalksam... Halbuki ben fikri provokasyon yapıyorum. Kimseye hakaret etmiyorum, asla öyle yazmıyorum. Düşünceler tartışsın diyorum, onlar hakaret ediyorlar. Üstelik yalan söylüyorlar. Ben örneğin Ahmet Kaya hakkında yazı yazmadım, manşetle karıştırıyorlar. Aynı Fatih'in (Altaylı) dediği gibi... Eleştirin ama doğrularla... O da Kardak'a bayrak falan dikmedi ki... Nasıl bir yalandır bu!"
Ertuğrul Özkök gibi eleştiriye en alışkın yazar bile şikayet etmeye başladıysa, Türk medyasının acilen toparlanması gerekiyor, orası ayrı tabii. Ama... Kanımca Özkök de aynaya bakıp, "Acaba niye beni bu kadar çok eleştiriyorlar bunlar? Ben de hiç hata yok mu yani?" diye düşünmeli. Millet toptan çıldırmadı ya!
Bu arada, Özkök Ahmet Kaya konusunda, bugün ahkam kesenler hakkında inanılmaz detaylar anlattı. Söz verdiğim için yazmıyorum, ama keşke o yazsa da, kim ak, kim kara belli olsa... Böyle bir yazı, iddia ediyorum kıyameti kopartır!

Sanatçı mı suçlu mu?
Gelelim dünkü "Orospu" başlıklı yazıya... Öylesine çok mail atmışsınız öylesine çok yorum yazmışsınız ki, buraya taşımaya kalksam sayfalar dolar. Herkes küçücük hayranın "minik o..." diye seslenen şahsiyeti kınamış. Eyvallah! "Kına kına nereye kadar?" diye düşünenler de var. Bu adam hep bunu yapıyor diyenler de... Daha da kötüsü, "Sesini tek geçerim, çok iyi bir şarkıcıdır!" diye bana tepki gösterenler var. Eyvallah! Sesi kötüdür demedik ki... Dünden beri aklımı kurcalayan bir soru var. Ünlü yönetmen Polanski'nin tecavüz davasıyla dünyada başlayan tartışma bugünlerde Ahmet Kaya- Yılmaz Güney ikilisiyle Türkiye'de devam ediyor. Sanatçı mı suçlu mu? Bu şapkaları birbirinden ayırmak mümkün mü? Bu akşam Karşıt Görüş'te konuşacağız. Sırrı Süreyya Önder, Derya Alabora, Atilla Dorsay, Fatoş Güney, Halil Ergün, Nur Sürer, Ali Poyrazoğlu, Salih Tuna'nın konuyla ilgili görüşlerini duyacaksınız. Saat 21.10'da Habertürk'te...

Balçiçek İlter/Gazete Habertürk