MedyaFaresi MedyaFaresi

Uykusuz çizeri İltem Dilek: Çizerlik erkek işidir algısı oluşmuş..

"Ben sadece bana komik gelen şeyleri çiziyorum"

Eklenme: 16 Şubat 2017 15:57 - Güncelleme: 16 Şubat 2017 16:00

Uykusuz dergisi çizeri İltem Dilek, Türkiye kamuoyunda çizerliğin bir 'erkek işi' gibi algılandığını belirterek "Çizerlik erkek işidir' diye bir algı oluşmuş; cinsiyet neden bu kadar önemli anlayamıyorum" dedi. "Hatta erkekler çizdikleri konularda kendilerini daha serbest hissederken kadınların daha spesifik konulara değinmesi de bu algının bir uzantısıymış gibi geliyor bana" diyen Dilek, "Ben sadece bana komik gelen şeyleri çiziyorum ve o anda 'Kadın olduğuma göre şunu çizmeliyim, bunu çizmemeliyim.' gibi düşünceler aklımın ucundan bile geçmiyor. Okur da bunu hissediyor sanırım" yorumunda bulundu.

Zeroİstanbul'dan Dilşah Kondakçı'nın sorularını yanıtlayan İltem Dilek'in yanıtları şöyle:

İlk kez Penguen’deki ‘Yumurtalar’ bölümünde görmüştük işlerini. Daha sonra Uykusuz’da bir köşen oldu. İki dergi arasındaki geçiş sürecini anlatır mısın?

 
Üniversitenin ilk iki senesinde düzenli olarak Penguen’in amatör günlerine katılırdım. O sıralar Uykusuz henüz kurulmamıştı bile. Mezun olduktan sonra bu sefer Uykusuz’a gitmeye başladım. Bir zaman sonra benimle özel olarak ilgilenmeye başladılar ve köşem oldu.

Karikatüre olan ilgin nereden geliyor?

Çocukken bir fantezim vardı. Bir gün normal görünen bir kapıdan geçeceğim ve bambaşka bir dünyaya açılacağım. Bunu hala içimde taşıdığımı geçen yaz fark ettim ve bununla yüzleşmek zor oldu. Yani ben oldum olası gerçek dünyadan kaçmak istemişim de mizah dergileri de beni o başka dünyalara götürmüşler aslında. Erken yaşta bu kadar gönül bağı kurmamın sebebi de buymuş.

Ne kadar zamandır çiziyorsun?

Çizerliği meslek olarak yapalı tam 5 sene oldu. Ama sorsanız 3-4 yaşında da çiziyordum, çok çiziyordum hem de. Annemin resim öğretmeni arkadaşı vardı, akşamları kendimi ona götürtüp çizdiklerimi gösterirdim. Sonra ilkokuldaki resim öğretmeni yüzünden çizmeye küstüm. Ama iyi küstüm. Daha yeni yeni barışıyorum.

Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezunsun. Bölümünle alakalı bir işle uğraştın mı, yoksa direkt çizim üzerinden mi ilerledin?

Okul biter bitmez yüksek lisansa başladım ve öğrenciliğim devam ederken Uykusuz’da köşem oldu. Sonra bırak mühendislik yapmayı, yüksek lisans tezimi bile yazmadım. 

İnsanlarda “Çizerlik erkek işidir.” diye bir algı oluşmuş. Hatta erkekler çizdikleri konularda kendilerini daha serbest hissederken kadınların daha spesifik konulara değinmesi de bu algının bir uzantısıymış gibi geliyor bana.

Diğer kadın çizere kıyasla seni daha farklı bir yerde tutuyor mizah okurlarının birçoğu. Neden böyle sence?

Bu soru bana çok soruluyor. Aslında cevabını tam olarak bilmiyorum. Cinsiyet neden bu kadar önemli, onu da hala anlayabilmiş değilim. Ben sadece bana komik gelen şeyleri çiziyorum ve o anda “Kadın olduğuma göre şunu çizmeliyim, bunu çizmemeliyim.” gibi düşünceler aklımın ucundan bile geçmiyor. Okur da bunu hissediyor sanırım.

Karikatürlerini takip eden bazı okuyucular seni uzun süre erkek sandığını anlatıyor. Kullandığın dilden mi kaynaklanıyor bu durum, ne dersin?

Bence bu öncelikle ismimle alakalı. İsmim Dilara filan olsaydı kimse ısrarla “Erkek bu.” demezdi herhalde. Bir de “Komik çizer erkek olmalı.” algısının etkisi büyük tabii.  

Neden öyle bir algı var sence? Kadın çizerlerlerin sayısı giderek artıyor halbuki?

Ne kadar artıyor desek de erkek çizerler ciddi anlamda çoğunlukta. 1973 basımlı bir kitap var;  “50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü” diye. O kitabı açıp baktığınızda da görürsünüz, bu eskiden beri böyleymiş. O yüzden insanlarda “Çizerlik erkek işidir.” diye bir algı oluşmuş. Hatta erkekler çizdikleri konularda kendilerini daha serbest hissederken kadınların daha spesifik konulara değinmesi de bu algının bir uzantısıymış gibi geliyor bana.

Geçtiğimiz ay x-ist’deki sergi ‘Çirkin’e sen de katıldın. Var mı benzer bir sergi hazırlığı ya da ister miydin başka sergilerde yer almayı?

Şimdilik yok. Benim için çok yeni bir tecrübe oldu, konfor bölgemin çok dışındaydı. Ama çok sevdim. İlerde bu alanda da bir şeyler yapmak isterim.

Gündemi takip ediyor musun? Gündem ne kadar etki ediyor çizimlerine?

Takip etmemek mümkün mü? Her sabah ilk iş haberlere bakıyorum, “Acaba bugün ne oldu?” diye. “Kardak Kayalıkları” gibi bir gündem yok ki, takip etmeyip ne yapacaksın? Özellikle son bir senedir yaşanan olaylar herkes gibi beni de sarstı. Bazen öyle şeyler yaşanıyor ki havadan sudan çizmek inanılmaz anlamsız geliyor. O anlarda çizdiğim işler de insanların hislerine tercüman oluyor zaten.

Politik karikatür politik olmayan karikatür diye bir ayrım var ve nedense kadınlar hep ‘politik olmayan’ çizimler klasmanında anılıyor. Senin özellikle uzak kalmak istediğin bir alan mı siyaset?

Vereceği mesajı direkt veren karikatürler biraz eskide kaldı. Ben şimdi siyasi mesaj vereceğim diye zorlama espriler çizsem çok çirkin bir şey olur. Ha, onun da seveni vardır ama ben sevmiyorum. Dediğim gibi sadece içimden geldiği zamanlarda gündeme değinmeyi tercih ediyorum.

Ben şimdi siyasi mesaj vereceğim diye zorlama espriler çizsem çok çirkin bir şey olur. Ha, onun da seveni vardır ama ben sevmiyorum. Dediğim gibi sadece içimden geldiği zamanlarda gündeme değinmeyi tercih ediyorum.

Ramize Erer mesela aslında hiç politik gibi görünmez dışardan ama ince bir toplum eleştirisi de gözlemlenir çizimlerinde… Ne düşünüyorsun?

İşte söylemek istediğim şey bu. Anlatmak istediğin şeyi işine inceden inceden yedirmek en güzeli bence.

Çizim dışında nelerle uğraşırsın?

Yoga yapıyorum. Bir de fırsat buldukça seyahat etmeye çalışıyorum.

Çizimlerinde spesifik olarak esinlendiğin birileri var mı?

İlk başlarda Umut Sarıkaya’dan esinlendiğimi söyleyenler oluyordu. İnsan o sırada farkında olmuyor ama geriye dönüp baktığımda sevdiğim çizerlerden ne kadar etkilendiğimi görebiliyorum. Hatta bir kere farkında olmadan Uğur Gürsoy’un bir karikatürünün neredeyse aynısını çizmişim. Sonra fark edip inanılmaz utanmıştım. Neyse ki son yıllarda kendi dilimi oluşturduğumu düşünüyorum.

Favori çizerin kim?

Çok var ya, hangi birini sayayım? Son zamanlarda Cihan Kılıç’ın Hortlak’ta çizdiği öyküler favorim diyebilirim.

İleriye dönük hedeflerin neler?

Bir noktada geleceğe dair planlar yapmamayı öğrendim. Ne demiş John Lennon... Şaka şaka, John Lennon’dan öğrenmedim. Kendi kendime öğrendim. Şu an sadece yaptığım şeyi iyi yapmaya çalışıyorum ve çizgimi geliştirmek istiyorum. Gerisini zaten hayat, zamanı geldiğinde karşıma çıkaracak.

Etiketler : iltem dilek, uykusuz